Kıymetli katılımcılar,

Değerli İstanbullular,

Bugün "10 Temada 10 Proje" lansmanlarımızda kalan son iki temamız olan Yaratıcı İstanbul ve Özgür İstanbul’a ait projelerimizi sizlerle paylaşarak toplamda 100 projemizi tamamlamış olacağım.

Yaratıcı İstanbul ve Özgür İstanbul yolunda geride kalan beş yılda çok önemli işler yaptık. Yerel yönetimde sadece ülkemize değil, dünyaya örnek bir demokrasi modeli ortaya koyduk. 

Bildiğiniz gibi ekonomik sıkıntıları konuşmamızdan rahatsız olanlar var. Ekonomide bir sorun yokmuş gibi enflasyon yüksek değil, emekliler enflasyon karşısında ezilmemiş, asgari ücret açlık sınırının altında kalmamış  gibi davranalım istiyorlar. Oysa ortada ağır bir ekonomik kriz var. Üstelik yaşamakta olduğumuz demokrasi  krizi nedeniyle her zamankinden daha da yoğun hissedilen bir kriz bu. 

Baskıcı, yasakçı, kendinden olmayanı ötekileştiren, ayrımcılık ve kutuplaşmadan beslenen yönetimlerde şeffaflık olmaz, liyakat olmaz.

Kültürel çeşitlilik ve zenginliğe karşı hoşgörü olmaz. Ne olur biliyor musunuz,  kayırmacılık olur, tek tipçilik olur, “Her şeyi ben bilirim” olur, “Ben yaptım oldu” olur. Böyle bir ortamda  yaratıcılık gelişemez, üretim ve verimlilik mümkün olmaz. Maalesef ülkemizin, çok kıymetli akademisyenlerini,  sanatçılarını, gençlerini bu kutuplaştırıcı anlayış ve onun antidemokratik uygulamaları nedeniyle kaybettiği bir  dönem yaşadık. 

Biz göreve gelir gelmez, halkın yönetime katılımını sağlamak için tüm kanalları açtık, İstanbul Planlama  Ajansını kurduk. İçerisinde kurduğumuz İstanbul İstatistik Ofisi ile İstanbul’un verilerini paylaştık, veri dediysek  öyle birilerinin işine geldiği gibi organize edilmiş veri değil tamamen bağımsız, doğru ve güvenilir veri.

Vizyon 2050 Ofisiyle İstanbul’un geleceğin, rotasını belirlemek için binlerce çalıştay, toplantı, anket vb. uygulamalarla ortak aklı harekete geçirerek her adımımızı, planlı programlı, şeffaf ve katılımcı süreçlerle attık. İstanbul’a ilişkin hangi konu varsa paydaşlarıyla masaya yatırdık, birlikte karar verdik.

Sadece karar alma süreçlerine değil kentin gündelik yaşamına her kesimi aktif bir biçimde dahil etmek için çaba sarf ettik. Başta dezavantajlı  gruplar olmak üzere her kesimin kentin olanaklarından eşit yararlanması için çok çalıştık. Herkesi kent  yaşamına katılmaya, kenti sahiplenmeye ve İstanbul muhafızı olmaya davet ettik. 

Kent lokantalarıyla dalga geçen, küçümseyen, toplumdan kopmuş bir akıl bizim çalıştaylarımızla ortak aklı  harekete geçirdiğimiz toplantılarımızla da alay etti. Demokrasiyi özümsememiş, kentin paydaşlarıyla  muhabbeti kesmiş, üniversitesini, sivil toplumunu, özel sektörünü yok saymış bir anlayışın ortak aklı  küçümsemesi de çok normal. Ama öğrenecekler hiç merak etmeyin! 

Demokrasiye ve özgürlüğe en çok ihtiyaç duyan alanların başında yaratıcı sektörler, kültür ve sanat alanı  geliyor. 

Diğer alanlarda olduğu gibi kentte yaşayan herkesin kültür ve sanata da eşit erişimini sağlamak, üretimin bir  parçası haline getirmek ve demokratik, özgür bir kültür sanat yönetimini sağlamak zorundayız.

Tek tip bir kültür politikasını dayatarak, baskıyla, yasakla, sansürle hiçbir yerde olmadığı gibi bu alanda da bir yere varılamaz. 

Şöyle beş yıl öncesine geri dönüp hatırlayın; İstanbul’un kamusal alanları, belediyenin kültür sanat mekanları  sanatçılara ve sanatseverlere kapalıydı. Düşünebiliyor musunuz, bu kentin sanatçıları kamusal alandan kopmuştu. Biz yaptığımız her işte, meydanlarımızda, parklarımızda, sokaklarımızda yurttaşlarımızı İstanbul’a  yakışır bir biçimde kültürle sanatla buluşturma gayreti içerisinde olduk.

Sanatın her alanında önemli adımlar atarken kente yeni sahneler kazandırmayı öncelikledik. Bu kapsamda İstanbul’un çeşitli bölgelerinde toplam 14 yeni sahne kazandırdık. Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, bu vesileyle tiyatro camiası başta olmak üzere tüm sanat camiasının gönülden kutlamak isterim.

Kültür sanat alanında geçtiğimiz dönem çok önemli adımlar attık. İBB Miras ve İBB Kültür markalarımızla, İstanbul Kitapçısıyla İstanbul’un kamusal mekanlarını kültürle sanatla ve kitapla buluşturduk. Kültürü bir kent  hakkı olarak ele alarak kentin dört bir yanında yeni kültür sanat merkezleriyle, müzelerle İstanbul’un yaratıcı  potansiyelini ayağa kaldırdık. Yeni dönemde de atacağımız adımlarla İstanbul’u dünyada yaratıcılığın en  önemli merkezlerinden biri haline getireceğiz. Şimdi gelin, önümüzdeki beş yılda atacağımız adımlara hep  birlikte göz atalım.

Yaratıcı İstanbul

1. Kültür Bölgeleri 

Bu dönem İstanbul’a kazandırdığımız alanları da kapsayacak şekilde önümüzdeki 5 yılda açacağımız 200 yeni  mekanla İstanbul’a 100 Kültür Sanat bölgesi kazandıracağız. Bu mekanlar birbiriyle ilişkili ve birbirini  tamamlayan programlarıyla İstanbul’da kültür sanat üretiminin zenginliğine zenginlik katacak.

Bunlardan biri Haliç Kültür Bölgesi, Feshane’nin ikinci etabını da tamamladığımızda Haliç Sanat evleri,  geçtiğimiz günlerde Haliç Tersanemizde açtığımız Sanat Müzesi ve bölgede faaliyet gösteren diğer kuruluşlara  ait kültür sanat alanları ile bir bütün olarak İstanbul’un kültür sanat üretimine hizmet edecek. 

Yine projelerini hazırladığımız Dolmabahçe Gazhanemizi de tamamlayarak, Cemal Reşit Rey Salonu, Muhsin  Ertuğrul Sahnesi, İBB Sanat Akademisi, Küçükçiftlik Park ile yaşayan bir sistem olarak Maçka Kültür Bölgesi  İstanbul’un kalbinde kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapacak. 

Anadolu yakasında Haldun Taner sahnesinin restorasyonunu tamamlamak üzereyiz, “Kadıköy Rıhtım Kültür  Bölgesi”, İBB Festival Parkı ile, İskeleleriyle, İstanbul Kitapçısı ve Rıhtım meydanında yapacağımız  düzenlemeler ve kazandıracağımız yeni işlevlerle vatandaşlarımızın keyif aldığı, nitelikli zaman geçirdikleri bir  kültür- sanat bölgesini daha İstanbul’a kazandırmış olacağız.

100 kültür bölgesiyle ile yepyeni mekanlarla İstanbul dev bir kültür merkezine dönüşecek, şehrin tamamı  kültüre ve sanata eşit şekilde ulaşabilecek.

2. Kültürel Yaşam Merkezleri

Geçtiğimiz dönemde birçok ilçemizde yaşam merkezlerimizi hayata geçirdik. Eğitimden, sağlığa sosyalleşme  alanlarına çok sayıda hizmet sunduğumuz bu merkezlerimizi önümüzdeki dönemde de konusuna göre  uzmanlaşmış yeni merkezlerle İstanbul’a yaygınlaştıracağız. Kültür sanat alanında hizmete açacağımız yeni Kültürel Yaşam Merkezleri ile vatandaşlarımıza keşfetme ve kültür sanat etkinlikleri ile bir araya gelme fırsatı  sunacağız. 

Göreve geldiğimizde 4 olan müze sayısını 35’e çıkardık. Müzecilik alanında büyük ve dünya ile yarışan  gelişmeler kaydettik. Sinema müzesi, Geleneksel Sanatlar Müzesi, Edebiyat Müzesi gibi yeni müzelerle  İstanbul müzecilik alanında uluslararası bir konuma kavuşacak. Bu alanlar farklı bileşenleri ile geleneksel  müzecilik anlayışının dışında bir yaşam alanına dönüşecek.

Bir başka Kültürel yaşam alanımız kütüphanelerimiz. Müzelere benzer bir şekilde 25 yılda açtıkları  kütüphanenin iki katından fazla kütüphaneyi 5 yılda açtık.

4 yıl önce 20 olan kütüphane sayısını 50 yeni kütüphane açarak 70’e çıkardık.

Gençlerimize eşit imkanlar, bilgiye erişim ortamları sunmak adına bu sayıyı  önümüzdeki dönem artırarak 40 yeni kütüphaneyi daha halkımızın hizmetine sunacağız.

Kapalı mekanlarımızın yanı sıra Yedikule Gazhanesi’nde ve Ataşehir’de iki açık hava etkinlik alanını da  İstanbul’un kültür ve sanat hayatına katıyoruz. 

Yedikule Gazhanesi o kadar etkileyici bir alan ki 70.000 m2 alanıyla içerisinde yeni bir Harbiye Açıkhava  Sahnesi bulunduruyor. Kent Müzesi, Panaroma Müzesi, Kent Belleği Arşivi ve birçok fonksiyonla dev bir  yaşam merkezi olacak.

3. Kültür ve Sanat Etkinlikleri

İstanbul’u kültür ve sanatta 24 saat yaşayan 365 gün etkinliklerle dolu bir kent haline getireceğiz. Yılda 10.000  etkinlik ile 5 yılda 50.000 etkinlik düzenleyip 50 milyonun üzerinde sanat severi ağırlayacağız.

Kültür sanat hayatını tüm paydaşlarla birlikte geliştirip, zenginleştireceğiz.

İstanbul’un kültür sanat birikimini uluslararası alana taşıyacak önemli projelerimiz var. Kültürel diplomasi  birimimiz çok önemli işlere imza attı. Uluslararası arenada İstanbul’un görünürlüğünü arttırmak için önümüzdeki  dönem kültürel diplomasi birimimizle daha çok kültürel işbirliği yapacağız.

“Kültürel Diplomasi Birimi” ile de  uluslararası görüşmeleri yürütürken, İstanbul ayağında yapacağımız ev sahiplikleri için de, “Uluslararası Sanatçı  Rezidansını” kuracağız.

4. Festivaller

Üniversite şenliklerini yasaklayanlar, festivalleri iptal ettirenler şimdi kalkmış festival yapacağız diyor! Festival  yasaklayarak, sanatçı yasaklayarak bu işler olmaz.

Bir kısmını bu dönemde başlattığımız festivalleri yeni dönemde çeşitlendirerek İstanbul’u festivaller kenti yapmaya kararlıyız. Yeni dönemde farklı alanlarda kültür ve sanat alanında paydaşların ürettikleri festivalleri de  destekleyerek en az 100 Festival düzenleyeceğiz.

Uluslararası Gençlik Festivalinden, Haliç Festivaline  Uluslararası dans festivalinden, Gençlik orkestraları festivaline, İstanbul Edebiyat Festivalinden, Boğaziçi  festivaline, Dünya Müzikleri Festivaline varıncaya kadar İstanbul festivale doyacak. Bu yasakçı zihniyete boyun  eğmeyeceğiz.

5. Sergiler

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve sergi, sanat, müze 5 yıl öncesine kadar yan yana bile gelmeyen iki  kelimeydi. Şimdi uluslararası ölçekte sergilere imza atan dünyaca ünlü sanat kurumlarıyla, Tate, Öagnum, Ars Electronica gibi dünyanın önde gelen kurumlarıyla sergiler düzenleyen bir noktaya geldik.

İBB Miras’ın kente  kazandırdığı marka değeri ve 35 yeni müze sergi alanıyla İstanbul dünyanın dikkatini çeken bir kültür sanat  merkezi haline geldi.

Önümüzdeki dönemde de İstanbul’un dört bir yanında kazandıracağımız mekanlarda yılda 100, 5 yılda en az 500 sergiyi katılımcı bir anlayışla hazırlayıp İstanbullurla buluşturacağız.

6. Herkes İçin Her Yerde Kültür Sanat

Sevgili konuklar,

Mevcut ekonomik koşullarda kültür-sanat etkinliklerini herkese, her yere ulaştırmak için  mobilize olmayı çok önemsiyoruz. Bu sayede şehrin çeperlerini, en ücra yerlerini kültür sanatla buluşturuyoruz.  Gelecek 5 yılda da adım atılmadık yer bırakmayacağız.

Önümüzdeki dönemde, “-Cumhuriyet Otobüsü” “-Gezici Çocuk Şenlikleri” “-Semt Festivalleri” “-Gezici Film  Festivali” “-Semtimde Orkestra” , Kadınlar Matinesi ile adım atılmadık, kültür ve sanat ile ulaşılmadık mahalle  bırakmayacağız.

Gezici festivallerimiz için mobil kültür ve sanat araçlarımızın sayısını artıracağız. Bu  kapsamda halkımızın yaptığımız bu çalışmalara gösterdiği ilgiye teşekkür ederiz, artarak devam edecek.

7. Sanat Altyapı Modeli

Çocuklar kültür sanat alanında da önceliğimiz, onlar için eğitimler, etkinlikler ve gelişim atölyeleri düzenliyoruz.  Kültür merkezlerimizde ve tarihi merkezlerimizde çocuklarımızı sanatın farklı disipliniyle tanıştıran programlar  düzenleyeceğiz.

Yeni dönemde çocuklarımız için planladığımız pek çok çalışmanın yanında üç aşamalı bir “Sanat Altyapı  Modeli”ni hayata geçireceğiz.

İlk hedefimiz mevcut kültür sanat merkezlerimizde 100.000 çocuğumuza sanat eğitimi vermek olacak. İki yıllık  sanat eğitimleriyle kendine güvenen, hayal gücü gelişmiş çocuklar yetiştireceğiz.

İstanbul’un farklı bölgelerinde yaşayan çocuklar için tasarladığımız merkezlerin ilkini pilot çalışmamız olarak  Çengelköy Çocuk Sanat Merkezi’nde hayata geçirdik. İçerisinde: bağlama, gitar, keman, perküsyon ve koro  eğitimlerinin yanı sıra resim, heykel, 3 Boyutlu animasyon, halk dansları, bale, tiyatro ile yaratıcı drama  alanlarında eğitimler olacak. Bu merkezlerin sayısını hızla arttırıp 39 ilçede “çocuk sanat merkezi” açacağız. 

Üçüncü aşamada “İBB Sanat Akademileri”ni kuracağız. Bir bütün olarak bu üç aşamayla “önce temel eğitim”  sonra “sanat merkezlerinde yetişme” ve akabinde “sanat akademisine geçişle” sanatta altyapının öncüsü  olacağız. Çekirdekten başlayarak kurguladığımız modelle sanatçılarımız ve eserleri uluslararası alanda hak  ettiği değere ulaşacak. 

8. Destekler

Sanata ve sanatçıya desteğimiz artarak devam edecek. 4 farklı destek projemizle yeni dönemde sizlerin  yanında olmaya devam edeceğiz.

Birinci olarak konservatuar öğrencilerimize, yılda 1000 olmak üzere 5 yılda 5000 öğrenciye 15 bin TL burs  vereceğiz. 

Kültür ve Sanat Destek Birimi kurarak belirlediğimiz önceliklere göre tiyatro, sinema, belgesel, müzik ve dans  gibi farklı sanat disiplinlerinde, yılda 20 milyon olmak üzere 5 yılda 100 milyon TL Kültür Sanat Desteğini  sanatçılarımızla buluşturacağız.

Ayrıca Çalışma Alanı Desteği ile kültür ve sanatın farklı alanlarında üretimde bulunan bağımsız sanatçılarımıza  belirli periyotlarda çalışma alanı imkânı sunacağız. 

Son olarak 18 yaşına dolduran ve başvuruda bulunan 100 bin gencimize; tiyatro, kitapçı, sinema, müze gibi  kültür sanat etkinliklerimizden yararlanmaları için destek sağlayacağız.

9. İKAM ve İBB Müzik Çalışmaları Merkezi

İstanbul Kültür Araştırmaları Merkezi, İKAM'ı kuracağız. Tarihsel ve kültürel açıdan sürekli bir değişim ve dönüşüm içerisinde olan İstanbul’un kültür yapısını inceleyecek olan bu merkez aynı zamanda kitap, dergi gibi  basılı ve çevrimiçi yayınlar aracılığıyla kentin kültürünü kayıt altına alacak ve bir hafıza merkezi rolü üstlenecek. 

Sanatçılarımızın sorunlarını yakından takip ediyoruz, taleplerini biliyoruz “Orkestraların Yeni Evi: İBB Müzik  Çalışmaları Merkezini” bu kapsamda gerçekleştireceğimiz önemli projelerimizden biri. 

Birden fazla fonksiyonda hizmet verecek merkezimizde; İstanbul’un Sesleri Televizyonu ve Radyo Evi - Stüdyo  İstanbul - İlk Fotoğrafım/Fotoğraf Stüdyosu - Müzik-Cafe-Prova Stüdyoları-Müzik Kütüphanesi ve Atölyeler yer  alacak.

İBB Müzik Çalışmaları Merkezi aynı zamanda bağımsız müzisyenlerin de faydalanabileceği bir alan olacak. Bağımsız sanatçılara, stüdyo kullanımı, klip çekimi, prova ve sahne imkanı verecek.

10. Sivilleşme Politikası

Kültür ve sanat mekânlarının sivilleşmesi ile sanat ikliminin özgürleşmesini ve karar mekanizmasının bir  parçası haline gelmesini sağlayacağız. 

Sanatçıların ve sanat üreticilerinin özgür bir ortamda tartışma, ortak cevaplar arama, keşfetme ve izleyiciyle  paylaşma süreçlerini kolaylaştıracağız. “Yeni nesil kültür merkezi” olarak sivilleşmenin ilk durağı olacak Ünalan’da "İBB Kültür ve Sanat Odağı"nı İKSO adıyla hayata geçireceğiz.

İBB Kültür ve Sanat Odağında 2200 kişilik çok kullanımlı büyük salon, 600 kişilik tiyatro salonu, 4 adet prova salonu ve çeşitli sosyal alanlar  bulunacak.

Ünalan’da önümüzdeki aylarda hayata geçireceğimiz bu Odakla Anadolu yakasında hizmet verirken ikinci  Kültür Sanat Odağını da Avrupa yakasında hayata geçireceğiz.

İstanbul Kültür Politikaları Merkezini (İKPM) bir başka önemli projemiz. Aklın ve bilimin ışığında dünyadaki  gelişmeleri ve politikaları takip edecek bu merkezde İstanbul’un kültür politikalarına uzmanlarımız, kültür sanat  kurumları ve emekçileriyle birlikte katılımcı bir anlayışla yön vereceğiz. Buradaki en büyük hedeflerimizden biri  de; İstanbul Kültür ve Sanat Eylem planını hazırlamak olacak. 

Bu merkezimizde Sinema Destek Birimi - Müzik Destek Birimi - Tiyatro ve Gösteri Sanatları Destek Birimi – Kültür ve Sanatlar Destek Birimi - Kültürel Araştırma ve Analiz Birimi - Çağdaş Sanat ve Görsel Sanatlar Birimi  yer alacak.

Kültür ve sanat konusunda sizlerle projelerimizi paylaşmışken “kitap” dan bahsetmemek olmaz. İyi bir  kitapsever olarak sizlere heyecan verecek bir projeden bahsetmek istiyorum. İstanbul Kitapçısı markamızla  İstanbul’un her köşesini kitapla buluştururken, yayıncıların depolama sorunlarını çözeceğimiz, sadece  yayıncılara değil kurulduğu alana da kültür, sanat, istihdam ve ekonomi getirecek olan, yayıncılar, gazeteciler  ve yazarlara özel tasarlanacak ve imkânlar sunacak Kitap Kenti’ni de yeni dönemde açacağız.

Atacağımız bu adımlarla İstanbul’u küresel ölçekte bir kültür sanat kenti ve yaratıcılığın merkezi haline getireceğiz.

Şu ana kadar sizlerle 9 temada paylaştığım 90 projenin olmazsa olmaz koşulu demokrasidir, özgürlük ortamıdır.

Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir toplum ve bir kişinin tensipleriyle, lütfuyla değil özgürce karar  veren liyakatli kadrolardır.

Şimdi gelin, İstanbul’da demokrasi ve özgürlük ortamını nasıl sağlayacağız, ulusal ölçekte hangi adımları  atacağız, bölgesel bütünlüğe yönelik hangi adımları atacağız, İstanbul’u küresel ölçekte nasıl lider bir dünya  kenti konumuna getireceğiz sorularına cevap olacak olan, yeni dönemde atacağımız 10 adıma hep birlikte  bakalım. 

Özgür, Demokratik ve Lider İstanbul

1. Demokratik Yerel Yönetim Reformu

Göreve geldiğimizde gördük ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sivil topluma, meslek odalarına çoktan sırtını  dönmüş, kendisi gibi düşünmeyenlere kapılarını kapatmış, hiçbir imkanını yerel demokrasinin hayrına  sunmamış, ancak bir avuç imtiyazlı vakıf, dernek, kişi ve benzeri gruplara dönük, tek sesli, eleştiriye kapalı,  sahte alkışlar içinde bir dünyayı İstanbul’a demokrasi diye satıyor.

Biz, sizin gibi demokrasi kahramanlarının sayesinde bu kapıları ardına kadar açtık. Yeni nesil bir yerel demokrasiyi İstanbul’la buluşturduk. Şimdi bu  anlayışı yerel demokrasimizde hakim kılma zamanı. Ülkemizin köklü bir yerel yönetim reformuna ihtiyacı var!

Demokrasi, hukuk ve toplum yararını, kent hakkı kavramını merkeze alan bir yerel yönetim anlayışı köklü bir Yerel Yönetimler Reformu ile mümkün olacaktır. Karar, yetki ve sorumluluk alanlarını merkezi - yerel  arasındaki yetki belirsizliklerini giderecek ve görev paylaşımını yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğine ve  yerindenlik ilkesine uygun biçimde yeniden düzenleyecek etkin bir yerel yönetimler reformunun öncüsü  olacağız.

2. Küresel Ağlar ve Kent Diplomasisinde Lider İstanbul

İstanbul konumuyla, tarihiyle, kaynaklarıyla, insanıyla geniş bir coğrafyanın ekonomik ve siyasi lideri olmayı hak ediyor.

Bu potansiyeli açığa çıkaracak, İstanbul’u uluslararası alanda bölgesine liderlik eden bir dünya kenti haline getireceğiz.

Mevcut küresel kent ağlarında aktif bir diplomasi yürütmekle de yetinmeyeceğiz. Geçtiğimiz dönemde kurucusu olduğumuz 57 önemli kenti bir araya getiren B40 Balkan Şehirleri ağı ve dünyada ilk defa gerçekleştirdiğimiz Mega Şehirler Zirvesi gibi adımlarımıza yenilerini ekleyerek Uluslararası Kent Ağları ve  Kent Liderliği konusunda yeni uluslararası ağların oluşmasında kurucu ve lider pozisyonumuzu güçlendirmeye  devam edeceğiz. 

Yeni dönemde uluslararası platformlarda güven teşkil etmek, dünyanın ilham veren şehirleriyle deneyime  dayalı iş birliklerini geliştirmek, İstanbul’un farklı paydaşlarının uluslararası alandaki stratejilerini uyumlu hale getirmek üzere Uluslararası Kent Koalisyonları ve İş Birliğı̇ Ağı’nı kuracak, kadim kentimizin bölgesel liderliğini  dünya ölçeğine taşıyacağız.

Dünyada deprem riski altında olan kentlerin bir araya gelerek işbirliği ve dayanışma ilişkisini güçlendirebileceği  Dünya Deprem Kentleri Ağı’nın kurucusu ve öncüsü olacağız. 

İstanbul Planlama Ajansı bünyesinde, her yıl farklı temalarda düzenlenecek, dünyanın büyükşehirlerinden  temsilcilerin ve katılımcıların yer alacağı İstanbul Metropolitan Forumunu önümüzdeki yıldan itibaren  başlatacağız. 

İstanbul’un Uluslararası İnsan Hakları Çerçeveleri, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları gibi evrensel belgelere ilişkin konularda ulusal ve yerel düzeyde verdikleri taahhütlerin yerine getirilmesini izleyip denetlemek üzere Küresel Müzakere ve Kentsel Demokrasi Enstitüsü'nü İstanbul Planlama Ajansı içerisinde hayata geçireceğiz. Bu enstitüde uluslararası düzeyde temsil kapasitesini geliştirecek, sivil toplum bileşenlerinin koordinasyon  halinde bir araya geleceği ve uluslararası demokratik çerçevelere dayanan politikalar üreteceğiz.

3. Güçlü ve Dayanışmacı Yerel Yönetim Anlayışı

Ülkemizde yerel yönetimleri yok sayan kentsel politikalara dair tüm yetkileri merkezileştiren ve merkezden müdahale anlayışını hâkim kılmaya çalışan bir vesayet düzeni kurmaya çalıştılar. Üstelik bu süreç biz  büyükşehir belediyelerini kazanmadan önce başlamıştı. Düşünsenize İstanbul gibi bir metropolün büyükşehir  belediyesinin hazırladığı seçilmiş meclisinin ve belediye başkanının onayladığı planları yok sayarak bakanlıklar  eliyle parsel düzeyinde plan değişiklikleri yapıyorlardı. Bakmayın şimdi döktükleri timsah gözyaşlarına rahmetli  Kadir Topbaş bu vesayet düzeninden az çekmedi. 

Türkiye kentlerinin karşı karşıya kaldığı krizleri yereli yok sayarak merkezden yönetemediğini,  yönetemeyeceğini biz 6 Şubat depremlerinde de gördük, pandemide de gördük, gıda krizinde de, ekonomik  krizde de gördük.

İBB olarak tüm bu kriz anlarında, engellemelere rağmen, diğer kentlerimizin halkımızın  yanında olduk, dayanışma gösterdik. İBB’nin gücünü, deneyimini, birikimini Türkiye’ye aktaracak bir anlayışı  yeni dönemde sürdürecek, birlikte güçleneceğiz. Hayata geçirip önderliğini üstleneceğimiz Kardeş Belediyeler  Ağı ile ülkemizin yerel yönetimleriyle dayanışma ve işbirliği içinde, deneyim paylaşımı, bilgi transferi ve ortak  projelerle yerel yönetimler arasında güçlü bir bağ kuracağız.

Yerel Yönetim Akademisi ile her kademede yerel yönetim ekiplerine yönelik eğitim ve gelişim imkanları  sunarak, etkin kamu hizmetini destekleyen bir platform oluşturacağız.

4. Marmara’da Birlik

Doğal afetler ve ekolojik krize ilişkin konular idari sınır dinlemiyor. Depremden müsilaja birçok konuda  Marmara Bölgesi'nde bulunan belediyelerimizle tam bir işbirliğine ihtiyaç var. İstanbul’un yönetim stratejilerini, politikalarını oluştururken, icraatları hayata geçirirken Marmara Bölgesi bütünlüğü içinde düşünecek, bölgesel  bir iş birliği modelini hayata geçirmek üzere Marmara Bölgesel Koordinasyon Merkezini hayata geçireceğiz. Tüm bu konularda bölgesel birlikteliğin sağlanması için öncü olacağız. Ayrıca sanayi, turizm ve tarım gibi  sektörlerde bölgesel kalkınma hedefleri doğrultusunda birlikte daha güçlü bir şekilde hareket edeceğiz. 

İstanbul’da ortak aklı merkeze alıp 2050 vizyonunu kapsayıcı ve bilimsel eylemler üzerinden belirleyen İstanbul Planlama Ajansı koordinasyonunda Bölgesel Planlama Çalışmalarında bölge kentleri arasında uyum ve  bütünlük sağlanması için birlikte hareket edeceğiz.

5. Yerel Demokrasi Çözümleri

Göreve geldiğimizde açtığımız yerel demokrasi bayrağını daha ileriye hep birlikte taşıyacağız.

İstanbul’un  demokrasiyle, katılımcılıkla nefes almasını sağlayacak kapsayıcı mekanizmaları hayata geçirecek, demokrasimizi geliştirecek, geleceğimize sahip çıkacağız. 

İstanbul Kent Konseyi öncülüğünde, İlçe Kent Konseylerinin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemek, deneyim  paylaşımı ve iş birliği fırsatlarını çeşitlendirmek, yürütülen projelerin toplumsal faydasını büyütmelerine katkı  sağlamak üzere İlçe Kent Konseyleri Koordinasyon Masası’nı kuracağız.

Komşu İlçeler Çözüm Masası’nı kurarak iş birliğini güçlendireceğiz. Geçtiğimiz dönemde de önem verdiğimiz  ilçeler ve büyükşehir belediyesi arasındaki koordinasyonu güçlendirme gayretimize olumlu yanıt alamadık.  Vatandaşa hizmet değil particilik üzerinden ayrımcılığı önceliklendiren bu anlayışa 1 Nisanda ilçe sayımızı  arttırarak ve Belediye meclisinde çoğunluğu alarak en iyi şekilde cevap vereceğiz. 

Yerel katılımı artırmak ve İstanbulluların kent yönetiminde etkin bir şekilde söz sahibi olmalarını sağlamak  amacıyla her ilçede en az bir Katılım Ofisi kuracağız.

6. Yenilikçi Katılım Mekanizmaları, İş Birlikleri ve Dijital Demokrasi

Her farklı düşüncenin, her özgün fikrin açıkça ifade edilebildiği, yatay ve eşitlikçi bir demokrasi anlayışının mahalle ölçeğinden başlayarak oluşturulması, güçlenerek kent bütününe yayılması gerekir. Katılımcılıkla ilgili  yanlış algıları yıkacak, kurumsal hale getireceğiz.

Katılımcı demokrasiyi, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin her  kademesinde özümsenen bir kültür haline getireceğiz.

İstanbul Planlama Ajansından aktif biçimde yararlanmaya devam edecek, birlikte karar verecek, birlikte yöneteceğiz.

Yeni dönemde başlattığımız katılımcı bütçe projelerine yönelik bütçemizi de giderek artıracağız.

İstanbul’un 2050 vizyonunu hayata geçirmek için çıktığımız yolda iş birliklerini çoğaltmak, izleme ve geri  bildirim süreçlerini katılımcı bir yaklaşımla yürütmek, hesap verilebilirlik ilkesine uygun bir şekilde takibini sağlamak üzere Vizyon 2050 Katılım Platformu'nu hayata geçireceğiz. Hayatın tüm çeşitliliği ile canlı ve özgür  olduğu, herkesin iyi yaşadığı bir dünya şehri İstanbul’u bu kentin paydaşlarıyla birlikte yaratacağız. 

Bu dönem hayata geçirdiğimiz sanayi platformu, turizm platformu gibi Sektör ve Hizmet Geliştirme Platformları  ile farklı sektörlerden katılımcıları bir araya getirerek inovasyonu teşvik etmeyi ve hizmet kalitesini artırmayı  amaçlayan dinamik platformlar oluşturacağız.

Sivil Toplum Kuruluşlarına ihtiyaçları dahilinde kapasite desteği vermek hem İBB ile olan hem de birbirleriyle  olan ilişki ve iş birliği düzeylerini iyileştirmek ve bu sayede ortaya çıkacak kamu ve toplum odaklı projeleri  İstanbul’a kazandırmak amacıyla 3 ayrı bölgede Sivil Toplum Çalışma Merkezlerini hayata geçirecek, Yerel  Yönetim ve Sivil Toplum ortaklıkları için ideal bir zemin hazırlayacağız.

İstanbul’u ve yerel yönetimleri ilgilendiren temel konularda konunun uzmanı akademisyen ve ilgili kurumlardan  uzmanların oluşturduğu Bilim Kurulları oluşturacağız. Üniversitelerimiz ve akademisyenlerimizin bilgi ve  deneyimlerinden aktif bir biçimde yararlanacağız. 

7. Kent Hakkı Bürosu

Krizlerin en derin bir biçimde yansıdığı İstanbul’da, hemşehrilerimizin ulaşım, sağlık, eğitim, temiz çevre, temiz  suya erişim gibi hakları mümkün kılacak koşulların ve düzenlemelerin sağlanması temel önceliğimizdir.

Kent  imkanlarından faydalanmada ayrımcılığa uğramadan, adil, eşit, özgür ve demokratik katılımcı mekanizmaların  teminatı olacağız. Bu kapsamda kuracağımız Kent Hakkı büromuzda; 

  • Kent ve kentli haklarını korumak, savunmak ve geliştirmek 
  • Vatandaşlarımızın kent, çevre, planlama, kentsel dönüşüm vb. konularında hukuki sorunların çözümü  için rehberlik hizmeti sunacağız. 

8. Güçlü Mahalle, Özgür İstanbul

İstanbullu hemşehrilerimizin mahallelerinden başlayarak kent politikalarına katkı sunmalarını, kararlara dahil  olabilmelerini sağlayacak mekanizmaları kuracak, mahalle kültürünün yeniden güçlenmesini sağlayacağız.

Her ilçede düzenleyeceğimiz Mahalle Yönetişim Toplantıları ile mahalle sakinlerinin yerel yönetimde söz sahibi  olmasını sağlayacağız.

Benim Mahallem Benim Muhtarım Projesi’yle Muhtarlarımızın mahalledeki ihtiyaçları anlamak, sorunlara  çözüm bulmak ve mahalle sakinleriyle daha yakın bir bağ kurmak için aktif bir rol almasını sağlayacağız.  Motorize Yerinde Çözüm Ekiplerimizle Hızlı ve etkili müdahale ile sorunları yerinde çözeceğiz.

9. Yenilikçi Bilgi Hizmetleri

Maalesef birçok kurum verilerini, bilgilerini vatandaşa ve diğer kurumlara kapatmış durumda önceden erişilebilir olan birçok veriye, bilgiye artık erişemiyoruz. Erişebildiklerimize ise ne kadar güvenebileceğimiz şüpheli.

Kurduğumuz İstanbul İstatistik Ofisi’yle kısa zamanda doğru ve güvenilir bilgiyi vatandaşlarımızla paylaştık. Merkezi kurumların verileri kapattığı bir dönemde Açık Veri Portalı ile verilerimizi halkımızın hizmetine  sunduk.

Yeni dönemde çözüm noktalarımızda vereceğimiz Wi-Fi hizmeti ile İstanbulluların internete bilgiye ve  veriye daha kolay ve hızlı erişebilmesini sağlayacağız.

153 çağrı merkezimiz tam 10 dilde hizmet verecek. 

Görüntülü çağrı sistemiyle işitme engelli hemşehrilerimiz için işaret diliyle çağrı hizmetini başlatacağız.

10. Güçlü Birey, Özgür İstanbul

Hayata geçireceğimiz Yerel Demokrasi ve Katılımcılık Akademisi'yle İstanbul’un gençlerini, çocuklarını,  kadınlarını, yaşlılarını aktif yurttaşlık konusunda bilinçlendirecek, temel yurttaşlık hakları ve katılım konusunda  donanımlı, denetleyen, takip eden, hesap soran, birbirlerinden güç alan bir demokrasi gücü haline getireceğiz.

Sevgili İstanbullular,

Ağır yaralı devlet geleneğimizi, demokrasimizi hep birlikte iyileştireceğiz.

Önce sandığa  gideceğiz, ilçelerimizde, Büyükşehir’de ve meclisimizde demokrasimizi tehdit edenlere, kurumlarımızın içini  boşaltanlara, seçim kazanmak için her yolu mübah kabul eden, tek kişiye hizmet eden anlayışa iyi bir  demokrasi dersi vereceğiz.

Öyle bir ders vereceğiz ki bir daha hiçbir iktidar demokrasi kuralları dışına çıkmaya  cesaret edemeyecek. Herkes kurallara, kanunlara uygun hareket edecek ve milletin iradesine saygı duyacak. 

Bu dönem attığımız demokrasi tohumları yeşerecek ve yeni dönemde İstanbul’da öyle bir demokrasi modeli  işleyecek ki dünyaya örnek olacak. Biz bu anlayışla yönettiğimizde göreceksiniz ekonomimiz de iyileşecek,  yaratıcılık artacak, gençlerimiz el kapılarında iş aramayacak.

Karşımızda, İstanbul’u tek renk ve tek sesten ibaret bir şehir haline getirmek isteyen bir zihniyet var.  Demokrasi isteyen, daha fazla hak ve özgürlük talep eden herkes bu zihniyete karşı birleşmek zorundadır.  Bu zorunluluğu gören milyonlarca yurttaşımız siyasi partilerin, ittifakların çerçevesini aşan, muazzam bir  bütünleşmeyi sandıkta gerçekleştirmenin kararlılığı içerisinde. Bu, demokrasi ve adalete susamış milyonların  kurduğu bir “vicdan ittifakıdır”. Bu, hak ve özgürlüklerine, insan onuruna sahip çıkan milyonların kurduğu bir  “haysiyet ittifakıdır”. 31 Mart’ta kazanacak olan işte bu ittifaktır.

Herkesi, adaletin ve vicdanın, dürüstlüğün ve haysiyetin zaferi için harekete geçmeye çağırıyorum. 31 Mart  gününü görev alarak, sorumluluk üstlenerek geçirmeye davet ediyorum. 

Çocuklarımızın geleceği için, adil, demokratik, lider ve yaratıcı bir İstanbul’u birlikte inşa etmek için; Tam yol ileri!