Belediyecilik tarihimizin yeni ve umutlu bir dönemine adım atıyoruz. Bu yeni dönemi siyasetçiler ve bu salonda bulunan yerel yöneticilerden çok milletimizin 2019 ve 2024 yerel seçimlerinde ortaya koyduğu irade şekillendirmektedir.  

Her iki seçimde de vatandaşlarımız, ülkemizi uzunca bir süredir esir almış bulunan, ağır ve bunaltıcı siyasi kutuplaşma atmosferinin dışına çıkmayı başarmıştır. 

Yerel siyasetin kendine özgü dinamikleri bu seçimlerde güçlü biçimde işlemiş, hangi partiye oy vermiş olurlarsa olsunlar, 86 milyon vatandaşımızın tercihi reel ve rasyonel bir zemin üzerinde şekillenmiştir. 

Bugün artık siyasi kutuplaşmanın dinamikleriyle, yerel siyaseti anlayabilmek ve etkileyebilmek mümkün değildir. Özellikle 2024 yerel seçimleriyle birlikte, milletimiz bu ülkenin her görüşten tüm siyasi kadrolarına çok net bir direktif vermiştir: 

“Kutuplaştırma siyasetini bir yana bırakın! Vatandaşın gösterdiği bir arada yaşama istek ve kararlılığını siz de gösterin.”

Bugün geldiğimiz noktada artık hepimiz çok iyi biliyoruz:

Birbirini adeta yok etmeye kararlıymış gibi davranarak yapılan siyasetle seçim kazanmak mümkündür. Seçim kazanılır ama ülkenin geleceği kaybedilir. Oysa asıl olan, geleceği kazanmaktır.

Değerli arkadaşlar,

Bu aziz millet, yerel seçimlerde belirli bir siyasi partiyi değil, belirli bir siyasi anlayışı öne çıkarmış ve onu talep etmiştir. Vatandaşın talebi, siyasetin imtiyaz ve çıkar kavgası olmaktan artık çıkarılmasıdır.

Vatandaşın talebi, büyük ve can yakan sorunlara karşı tüm siyasi ve idari aktörler arasında güçlü bir iş birliği ve dayanışmanın tesis edilmesidir. 

Vatandaş; refahını, özgürlüğünü, mutluluğunu artırmayı merkeze alan, gelişme ve kalkınma odaklı bir siyaset talep ediyor.

Vatandaşın bizlere tanımladığı görev, sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir demokrasi ve sürdürülebilir özgürlüklerin yeniden inşasıdır. 

Bizler yerel yöneticiler olarak, vatandaşlarımızın bu taleplerini en hızlı ve etkili biçimde yerine getirebilecek konumdayız.

Bu görevimizi yerine getirir, gelişme ve kalkınma odaklı bir anlayışla, halktan yana belediyeleri hayata geçirirsek, 86 milyon yurttaşımız geleceğe çok daha güvenle bakmaya başlar.

Bu yolda atacağımız ilk adımın, kendi aramızda yüksek iş birliği ve dayanışma mekanizmaları kurulması olduğuna inanıyorum. 

Bunu acil ve öncelikli olarak her siyasi partiden seçilmiş yerel yöneticiler arası bir görev olarak kabul ediyorum.

Ama elbette bu aziz ülkenin ve milletin geleceğini iyileştirmekle görevli insanlar olarak, iş birliği ve dayanışma iklimini yerel yönetimler ile merkezi yönetim arasında da hakim kılmak zorundayız. 

Kamu kaynaklarını en verimli şekilde kullanmanın, şehirlerimizin sorunlarını etkili ve hızlı şekilde çözebilmenin başkaca bir yolu yok. 

Değerli arkadaşlar,

Aslında yapmamız gereken şeyler Türkiye Belediyeler Birliği’nin de varlık ve kurulma sebebidir.

Türkiye Belediyeler Birliği, belediyeler arasında iş birliği ve dayanışmayı güçlendirerek, belediyeciliği fikren ve fiilen geliştirerek vatandaşlarımızın refahını artırmayı hedefleyen bir kurumdur. 

Bu görev tanımı, bir yandan tecrübe aktarımını, diğer yandan birlikte çalışmayı kapsar. Bu görev tanımının hiçbir yerinde partizanlık yoktur, olamaz. Bu görev tanımının hiçbir yerinde gündelik siyasi hesaplar yoktur, olamaz.

Vatandaşları oy verdiği partiye göre ayıran bir yerel yönetim anlayışını kabul etmediğimiz gibi, belediye yönetimlerini partilerine göre ayıran bir anlayışı da kabul etmemiz mümkün değildir.  

Türkiye Belediyeler Birliği’ni hiçbir mensubuna ayrımcılık hissi yaşatmayan bir kurum haline getirmeliyiz.

Gerek belediyeler gerekse merkezi ve yerel yönetim arasında iş birliğine zarar verecek davranışlar, doğrudan ülkeye, vatandaşa ve demokrasiye zarar verir.  

Herkesin bu konuda çok hassas ve özenli olacağı bir döneme girdiğimize inanıyorum. 

Türkiye Belediyeler Birliği de yeni dönemde tamamen eşitlikçi ve demokratik bir anlayışla çalışmalıdır.   

Birliğimiz, daha çok ve daha kaliteli iş üretmeye, vatandaş lehine daha fazla sonuç almaya odaklanmalıdır.

Birlik olarak kendimizden başlayarak yerel yönetimlerin kurumsal yapılanmasının yenilenmesini sağlamalıyız.

Yerel yönetimlerin de aktif katılımıyla, merkezi ve yerel yönetim dengesini yeniden kuracak, yerelliği güçlendirecek bir reformu hayata geçirmeliyiz.

Yapılacak iş ve iş birliklerinde yerindenlik ilkesi gözetilerek, belediyelerin yerel kalkınma ve refah devleti işlevlerine odaklanmasına olanak verecek bir görev ve yetki paylaşımı modelinin ortaya çıkması şehirlerimiz için hayatidir.

Yetki ve kaynak kullanımında kentleri temsil eden yerel yönetim birimlerinin en üst düzeyde etkili hâle getirilmesi sağlanmalı, merkezi yönetimin partizanlığa varan keyfi müdahalelerine son verilmelidir.

Kıymetli belediye başkanları,

Yerel yönetimlerin bölgesel ve küresel ölçeklerde kent diplomasisi, iş birliği ve ortak çalışmalar yürütebilmesine yönelik yetkilerinin de genişletilmesi gerekmektedir. 

Ana hatlarıyla tarif etmeye çalıştığım bu yerel yönetim reformu, Türkiye Belediyeler Birliği’nin en önemli gündem maddelerinden biri olmalıdır. 

Keza yerel demokrasinin geliştirilmesi, vatandaşın yerel yönetim kararlarına doğrudan ve daha etkin şekilde katılabileceği ortam ve araçların geliştirilmesi için mekanizmaların kurulması da bu reformun olmadan olmazı olarak kabul edilmelidir.

Öte yandan, çeşitli komisyonlarla Türkiye Belediyeler Birliğinin daha etkin, daha verimli ve daha katılımcı bir şekilde çalışmasını sağlamalıyız.  

Bu komisyonların katkılarıyla, kentlerimizdeki sorunlara yenilikçi modeller geliştirilebilir, daha hızlı ve etkili çözümler üretebilir, toplumun her kesimine daha kaliteli hizmetler sunabiliriz. 

Örneğin, kuracağımız Afet, Risk Yönetimi ve Dayanıklılık Komisyonu; afet öncesinde ve sonrasında etkin müdahalelerle kentlerin hızlı ve etkili bir şekilde toparlanmasını ve yeniden inşa edilmesini sağlamakta çok işlevli olacaktır.

Kentsel Hareketlilik ve Ulaşım Komisyonu; trafik sorunlarına ortak çözümler geliştirmek, komşu belediyeler arasında ulaşım olanaklarının ve hizmetlerinin optimal hale getirilmesini sağlamak, toplu taşıma sistemlerini iyileştirmek konusunda çok değerli işler yapabilir.

İklim Krizi ve Çevre Komisyonu; iklim değişikliğinden kaynaklanan afet ve risklerle mücadele ve çevrenin korunması konusunda ortak stratejiler geliştirilmesini, iklim krizinin il sınırlarını aşan etkilerine yönelik önlemlerin ortaklaşa alınmasını sağlayacaktır.

Tarım, Hayvancılık ve Gıda Güvenliği Komisyonu; hemşerilerimizin sağlıklı gıdaya erişimlerini ve gıda güvenliğini sağlamak, kırsal kalkınmayı desteklemek ve yerel gıda üretimini teşvik etmek konusunda çok önemli bir işlev üstlenebilir.

Göç ve Uyum Komisyonu; yerel yönetimlerin göçmenlere yönelik hizmetlerini koordine edecek, toplumsal uyumu güçlendirmeye yönelik çözümler üretecektir.  

Yerel Yönetim Reformu Komisyonu; merkezi yönetimle iş birliğinin güçlendirilmesi hedefiyle çalışacak, yerel yönetim reformları için gerekli olan hukuki ve idari düzenlemeleri önerip takip edecektir.  

Sosyal Politikalar Komisyonu, yerel yönetimlerin sosyal politikalarını koordine etmek ve toplumsal eşitliği teşvik etmek konusunda çalışacaktır.

Bu komisyonlarla birlikte Türkiye Belediyeler Birliği daha enerjik ve yoğun bir sürece adım atacaktır.

Böylece, kentlerimizdeki sorunlara daha hızlı ve etkili çözümler üretebilir, toplumun her kesimine daha kaliteli hizmetler sunabiliriz. 

Birlikte hareket ederek, daha güçlü, daha dayanıklı ve daha yaşanabilir kentler oluşturabiliriz.

Ben bütün bu hedeflerin ulaşılabilir olduğunu bildiğim, bu yolculuğu koordine etme beceri ve tecrübeme güvendiğim için Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığına adayım.

Ben sizlere dayanışma, gayret ve adalet vaat ediyorum.

Türkiye Belediyeler Birliği tarihinin en çalışkan, en adil, en demokrat yöneticisi olmak konusunda kararlıyım. 

Önce ilçe, sonra da büyükşehir belediye başkanı olarak İstanbul’da tam 10 yıldır görev yapıyorum. 

Her iki görevimi de farklı bir partiden devraldım. 

Ama bizden önceki yönetimlerin göreve getirmiş olduğu kadrolarla çok uyumlu ve başarılı bir biçimde çalıştım.

Türkiye Belediyeler Birliği’nde de seçilmiş tüm siyasi partilerin belediye başkanları ile çalışacağım. 

Çünkü ben bu ülkenin birleştikçe yükseldiğini, ayrıştıkça küçüldüğünü bilen bir bakış açısıyla ve tarih bilinciyle hizmet ediyorum.

Sadece tarihi okumalar ve literatür bilgisiyle değil, kişisel tecrübeleriyle de bu noktaya gelmiş bir arkadaşınızım. 

Karşısında gayretli ve adaletli bir yönetim gören herkesin sürecin bir parçası olmak, elini taşın altına koymak için nasıl heves duyduğunu çok iyi bilirim. 

Hep birlikte Türkiye Belediyeler Birliği’ne gayretli, adaletli ve bereketli bir dönemi yaşatacağımıza… Bu bereketi hep birlikte ülkemizin bütün şehirlerine, sokaklarına ve hanelerine yansıtacağımıza yürekten inanıyorum.  

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Yolumuz açık ve hayırlı olsun.