10 x 10 = 100 Büyük Proje sunumlarımızın dördüncüsü olan TARİHİNE SAHİP ÇIKAN İSTANBUL İÇİN TAM YOL İLERİ konulu toplantımıza ve kamusal bir yaşam merkezi işlevi kazandırdığımız tarihi Haliç Tersanesi’nin İstanbul Sanat adıyla yeniden açılışına hoş geldiniz.

Öncelikle Osmanlı’nın denizcilik üssü Tersâne-i Âmire’nin günümüze ulaşan bölümlerinden biri olan Haliç Tersanesi’nin restorasyon çalışmalarını tamamlamanın ve şehrimize “İstanbul Sanat” adıyla yeni bir kültür sanat mekanı kazandırmanın heyecanı içinde olduğumuzu söylemek isterim.

Haliç Tersanesi dünyada işlevini sürdüren en eski tersanelerden biri. Tersaneyi göreve geldiğimiz gün itibariyle başladığımız kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla koruma altına aldık. Yeniden işlevlendirme sürecimizin ardından bugün itibariyle “İstanbul Sanat” adıyla tersaneye kamusal bir yaşam merkezi işlevi kazandırdık.

Haliç Tersanesi’ni artık, tersane işlevinin yanında müze, performans sanatları merkezi, sergi ve çocuk atölye alanlarıyla, restoran gibi sosyal mekânlarıyla da hizmet verecek şekilde İstanbulluların hizmetine açıyoruz.

Ecdadın yadigarı işte böyle korunur.

Fatih’in emaneti Haliç Tersanesi… Yaklaşık 600 yıllık bir denizcilik mirası bugüne ve geleceğe taşınarak korunur. 15. yüzyılın sanat hamisi olan Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Haliç Tersanesi’nde kurulan İstanbul Sanat Müzesi, eminim ki İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzelerinden birisi olacak.

Farklı koleksiyonları “Ah Güzel İstanbul” sergisiyle bir araya getirdiğimiz İstanbul Sanat’ta, İstanbullulara ait olan İBB’nin zengin koleksiyonu da sanat severlerle buluşacak.

Birbirinden kıymetli eserleri içeren bu serginin en özel eserlerinden biri, elbette Gentile Bellini’nin atölyesinde resmedilen ve 15. yüzyıla tarihlenen Fatih Sultan Mehmed portresi.

Değerli koleksiyonlarıyla hem İstanbul Sanat’a hem de sergiye hayat veren kıymetli koleksiyonerlere; eserleriyle aramızda yer alan sanatçılarımıza, süreçte emeği geçen küratör ve akademisyenler ile müze ve sergi ekibine teşekkürlerimi sunarım.

Kıymetli İstanbullular,

“Kadim kent”, 

“Eşsiz coğrafya, 

“Zengin kültürel miras”, 

“Ecdat yadigarı tarihi değerler”

Ne mutlu bize, bunun gibi sıfatlarla anılan bir şehirde yaşıyoruz.

Ne mutlu bize ki İstanbul’umuz var.  

Yılların ihmaliyle, yapılan sayısız yanlışlarla boğuşan İstanbul, son 5 yılda yeni bir yola girdi.

İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası artık emin ellerde. Bu eşsiz miras artık uzmanların ve halkın koruması altında.   

5 yıldır, İstanbul’un tüm tarihi ve kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmaya kararlı bir anlayışla hareket ediyoruz. İstanbul’un mirasını bilimin yönlendiriciliğinde gün yüzüne çıkarıyor ve halka emanet ediyoruz.

Bugün sizlerle, kadim şehir İstanbul’da tarihi ve kültürel mirasa nasıl sahip çıktığımızı… Bu tarihi ve kültürel mirasın yaşatılması için neler yaptığımızı ve önümüzdeki beş yılda bu amaçla hayata geçireceğimiz projelerimizi paylaşacağım.

Aslında milyonlarca İstanbullu gibi sizler de yaptıklarımızı çok iyi biliyorsunuz.

Eminim, sizler de İstanbul’un günlük hayatının bir parçası haline getirdiğimiz pek çok tarihi mekanı ziyaret ettiniz. Sahip çıktığımız tarihi yaşadınız, hissettiniz. O mekanlarda düzenlenen etkinliklere katıldınız, dinlendiniz, sohbet ettiniz.  

Keyifli ve kaliteli zaman geçirdiniz. Böylece, yıllarca harabe haliyle bırakılmış, yok olmaya yüz tutmuş, atıl durumdaki tarihi mekanlara sahip çıktınız. İstanbulluların kadirşinaslığı olmasaydı, bu şehrin mirasına sahip çıkmak yolunda yaptığımız her şey eksik kalırdı. Onun için, bu yolda başardığımız ne varsa, aynı zamanda İstanbulluların eseridir. Sizlere ve tüm İstanbullulara teşekkür ediyorum.

Sevgili İstanbullular,

Kıymetli konuklar,

İstanbul’un tarihine baktığımızda, 3 büyük imparatorluğa başkentlik yapmış, dünyanın başkenti olmuş bir kent görüyoruz.

Asıl olarak şehrin merkezinde yoğun olmakla birlikte, dört bir yanında çok sayıda tarihi ve kültürel miras eseri bulunan İstanbul bu anlamda dünyanın en zengin kenti.

Bize bırakılan bu mirasa uzmanlıkla, liyakatle, ayrım gözetmeksizin, saygıyla ve özenle yaklaşıyoruz.

Geçmişte liyakatsiz ellerle yapılan vahim uygulamalar, kaş yapayım derken göz çıkarılan restorasyon projeleri hepimizin hafızalarında.

Peki biz ne yaptık? İBB Miras’ı kurduk.

İBB Miras artık tarihi eserlerin bakımı ve restorasyonu konusunda dünyaca ünlü bir marka. İBB Miras, işini bir ihalenin gereği olarak değil severek, tutkuyla yapan, liyakat örneği bir yapılanma.

İstanbul’un kültür mirasına bilgiyle, sevgiyle, özenle sahip çıkan bir organizasyon. İçinde mimar var, mühendis var, sanat tarihçisi, arkeolog, restoratör var. Restorasyon ustası, restorasyon işçisi var.

İBB Miras’ta baştan sona uzmanlık var, tecrübe var, liyakat var. İstanbul’un kültür mirası artık İBB Miras’ın güvencesi altında…

İBB Miras ile birlikte rutin olarak 25 ilçede, 42 rotada ve 1321 ayrı noktada envanterimizi izliyoruz, bakımını yapıyoruz ve sizlerin ziyareti için hazır tutuyoruz.

63 anıt eser ve sivil mimarlık eserinde kapsamlı restorasyon çalışmalarımızı tamamladık.

34 kamusal sanat eserini restore ederek zamanın tahribatından arındırdık.

Geçmişin izlerini bulabileceğimiz en kıymetli alanların başında müzelerimiz geliyor. Göreve geldiğimizde sayısı 4 olan İBB sorumluluğundaki müzeleri 4,5 yılda 22’ye çıkardık.

İstanbul’un 20 yıldır, 30 yıldır suyu akmayan 197 tarihî çeşmesini, bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayıp suya kavuşturduk.

Bu konuda öncü olmanın, kimi kurumlara örnek teşkil etmenin gururunu bu projeye çok değer veren 16 milyon İstanbulluyla birlikte yaşıyoruz.

İstanbul’un tarihsel ve kültürel anlatısının en önemli taşıyıcılarından biri olan camiler, türbeler ve hazireler İBB Miras’ın koruma çalışmaları içinde özel bir yer tutuyor. Biz de İBB Miras’ın hassas çalışmaları ve ince işçiliği ile 19 tarihi türbeyi, 588 tarihî mezar ve hazireyi hak ettiği değere kavuşturduk.42 tarihi caminin rutin olarak bakımını gerçekleştirerek ferah ve huzurlu bir hizmete hazır tuttuk.  

Değerli İstanbullular, kıymetli konuklar,

Göreve geldiğimizden bugüne kadar tam 943 miras alanını İBB Miras dokunuşu ile koruma altına aldık.

Restorasyonunu gerçekleştirdiğimiz bu yapıları kimliğine uygun ve çevresindeki ihtiyaçlara cevap verecek şekilde, koruma-kullanma dengesini gözeterek işlevlendirdik.

Bu alanlar halkımızın nefes aldığı, keyifli zaman geçirdiği yeni yaşam alanlarıdır. Yeniden işlevlendirme yaparak İstanbul’a kazandırdığımız bu eserlerimiz İstanbul’dan, memleketimizin, dünyanın dört bir yanından tam 11,5 milyon ziyaretçi ağırladı.

Bildiğiniz gibi Bulgur Palas’ı mülkiyetimize alarak çok kısa sürede restorasyonunu tamamladık ve Fatih ilçemizin kamusal hizmetlerden mahrum kalmış bölgesinde vatandaşlarımızın hizmetine geçtiğimiz hafta sunduk.

Haftaya önemli bir endüstri mirası alanını daha şehrimize kazandırıyoruz. Biz öyle bir çalışırız ki petrol tankerlerinden bile mucizevi bir yaşam alanı ortaya çıkartırız. Çubuklu Siloları’nı hepinizin görmesini çok arzu ediyorum. Terk edilmiş endüstri mirası dönüşümlerinin ne kadar önemli olduğunu; bu dönemde Müze Gazhane, Ataköy Baruthanesi, Artİstanbul Feshane, Cendere Sanat gibi şehre yeni kazandırdığımız kültür alanlarıyla herkese gösterdik.

Bir de Koruma Kurulu sürecine takıldığı için gerçekleşmeyen, aksayan, yavaş ilerleyen projelerimiz var.

Birçok alanda olduğu gibi bu alanda da çeşitli engellemelerle mücadele ettik.

Uydurma belgelerle Gezi Parkı, Galata Kulesi gibi önemli tarihi alanları elimizden almaya kalktılar. Bu alanlarda hukuki mücadelemiz devam ediyor.

Yedikule Gazhane, Dolmabahçe Gazhane, Duatepe Parkı, Fatih Sultan Mehmet Anıtı, Sultanahmet Meydanı, Taksim Meydanı, Yoros Kalesi Arkeopark, Altınkapı Ziyaretçi Müzesi, Bozdoğan Kemeri Ziyaretçi Müzesi gibi önemli eserlerimizin kent hayatına kazandırılması ise Koruma Kurulu sürecine takılmış durumda. Bunları da sıkı bir şekilde takip ediyoruz.

Sevgili İstanbullular,

Değerli konuklar,

Geçmiş dönemde olduğu gibi yeni dönemde de İstanbul tarihine sahip çıkmaya devam eden bir şehir olmaya devam etsin diye kollarımızı sıvadık. Şimdi yeni dönem için 10 alanda hazırladığımız projelerimizi sıralamak istiyorum.

YAPACAKLARIMIZ

1- YENİ 28 MÜZE VE SANAT MERKEZİ

Yeni açacağımız müzeler ile ihmal edilmiş müzecilik alanını İstanbul’a yakışır biçimde hareketlendireceğiz. 28 Yeni Müze ve Sanat Merkezi ile sanat dünyasını zenginleştireceğiz.

Bulunduğumuz tarihi Haliç Tersanesi’nde, Deniz Müzesi ile ikinci etabı tamamladığımızda kültür alanını daha da genişletmiş olacağız. Dünyanın yaşayan ve üretmeye devam eden en eski tersanesi Haliç Tersanesi; “İstanbul Sanat” markasında, İstanbul Sanat Müzesi, Performans Sanatları Merkezi ve festival alanları, çocuk sanat atölyesi ve Deniz Müzesi ile devasa bir kültür merkezi olacak. İstanbul Sanat gezilirken aynı zamanda İstanbul’un sembolü vapurların restorasyon süreçleri izlenebilecek.

2019’dan sonra özel ve kamu sektörüne ait gemilerin bakım onarım çalışmalarını da yapmaya başladık. İlk kez mega yatlar Haliç Tersanesi’ne bakım onarım ve havuzlama işlemleri için gelmeye, Tersane çok uzun yıllar sonra yeniden gemi inşa etmeye başladı. Bu çalışmalarımızı yapmaya devam edeceğiz.

Açık restorasyon ile dünyanın en eski tersanesinde, bakım ve onarım aşamaları, Deniz Müzesi’nin bir parçası olarak yer alacak.

Yenikapı’da, Balkan Otogarı’nı kaldırıp, 109.000 m2 yaşam alanına dönüştürüyoruz. 8000 yıllık tarihi liman; güvenli, yeşil bir yaşam parkı oluyor.

İstanbul’un dünü ile bugünü arasında bağlantı kuran, şehrin önemli tarihî eşiklerinden biri olan Altınkapı’yı kültür sanat etkinlikleriyle her daim yaşayan, tarihî ve kültürel önemini görünür kılacağımız bir çekim alanı olarak dönüştürüyoruz.

İstanbul’un yeşil alanlarını imara açan zihniyet geride kaldı. Yeşil alanları, tarihi, kültürel değerlerini de gözeterek korumaya ve yeni yeşil alanlar kazandırmaya devam edeceğiz.

Fatih Sultan Mehmet’in emaneti Fatih Camii ile Kanuni Sultan Süleyman’ın emaneti Süleymaniye Camii’ni İstanbul’un en muhteşem manzarasıyla birbirine ulaştırıyoruz. Üzerinden yürüyerek geçilecek “Bozdoğan Açık Hava Müzesi”; ziyaretçi merkezi ve kafe alanlarıyla yeni bir kültür turizm odağı olacak.

2-  3 YENİ MÜZE GAZHANE

132 Yıllık Hasanpaşa Gazhanesi’ni “Müze Gazhane” olarak kamuya kazandırdık. Yeni dönemde 3 yeni gazhane ile İstanbul’un endüstri mirasına yaşam enerjisi vermeyi sürdüreceğiz.

İstanbul’un ilk aydınlatma kaynağı, 168 yıllık Dolmabahçe Gazhanesi’ni, Kağıthane Gazhanesi’ni ve Yedikule Gazhanesi’ni kültür-sanat etkinliklerine ve sosyal tesislere ev sahipliği yapacak şekilde dönüştürüyoruz. Yedikule Gazhanesi’nde Panorama Müzesi, İstanbul Belleği Müzesi ve Kent Müzesi İBB Miras eliyle İstanbul’a kazandırılarak şehrin en önemli kültür sanat mekanlarından olacak. Aynı zamanda 3.000 kişilik açık hava etkinlik alanı ve sahnesiyle yeni bir kültür sanat odağı haline dönüşüyor.

3- 3 YENİ ARKEOPARK

İstanbulumuzun arkeolojik alanlarını her yaştan insanımızın için tarihi öğrenme, keşfetme heyecanıyla dolduracak şekilde düzenliyoruz.

Şeyh Vefa Arkeopark, Yoros Kalesi, Milyon Taşı Arkeopark alanları, ziyaretçi merkezleri ile birlikte hizmet verecek.

4- 4 TARİHİ TİYATRODA YENİDEN “PERDE”

Tarihi tiyatrolarımız yeniden perde açacak. 4 tarihi tiyatro ile kültür-sanat hayatını zenginleştireceğiz.

Kadıköy İskele Meydanı’nın simgelerinden Haldun Taner Sahnesi...

Muammer Karaca Tiyatrosu...

1961 yılında Fatih Tiyatrosu adıyla açılan, senelerce nice oyunlara ev sahipliği yapmış olan Reşat Nuri Sahnesi... Ve son olarak Kenter Tiyatrosu’nda başlattığımız restorasyon çalışmalarımızı tamamlayacağız. Bu simgesel mekanları yeniden sanatçılarımızın ve tiyatro severlerimizin hizmetine sunacağız.

5- FESHANE VE BARUTHANE’DE YENİ DÖNEM

Endüstri mirası alanlarımıza sahip çıkıyoruz. Bu alanları yaşamın bir parçası haline getiriyoruz.

Feshane ikinci etap çalışmalarına başlıyoruz.

İstanbul’un endüstri mirasının eşsiz örneklerinden biri olan Feshane-i Amire, “Artİstanbul Feshane” ismiyle kısa sürede İstanbul’un en büyük kültür-sanat merkezi haline geldi. İkinci etap çalışmalarıyla birlikte 14.850 m2 müze ve kültür sanat alanı daha kazandıracağız.

Kanal İstanbul’un yutacağı tarihi alanlarımızdan birisi de Osmanlı gücünü yansıtan Azatlı Baruthanesi’ydi. Tarihi baruthanede yepyeni bir kültür alanı yaratıyoruz. Müzeleri, yaşam alanları, peyzaj kullanımlarıyla bir yaşam bahçesi ortaya çıkacak. 

6- 9 YENİ İSKELE KİTAP KAFE

Tarihi iskelelerimizi yeni nesil kütüphanelerle donatıyoruz. Moda, Kadıköy, Beşiktaş gibi 9 iskelemizi özgün işlevlerinin yanı sıra kitapla, kültürle sanatla buluşturduk Dokuz İskele Kitap Kafe’yi daha 16 milyon İstanbullunun hizmetine sunacağız.

Şehrin önemli hafıza mekânları arasında yer alan bu iskeleler, bundan böyle kültür-sanat etkinlikleri, kafe ve kütüphaneleriyle de İstanbulluların buluşma durakları olacak.

Yeni dönemde, tarihi iskelelerimizde açacağımız İskele Kitap Kafelerimiz ise; Bostancı, Büyükada, Eminönü, Kasımpaşa, Fener, Balat, Ayvansaray, Sütlüce, Eyüp İskele Kitap Kafeler olacak.

7- TARİHİ KARA SURLARI VE KALELERDE YENİ BİR HAYAT

Anadolu Hisarını nasıl ayağa kaldırdıysak, İstanbul’un tamamında surları ve kaleleri aynı özenle ayağı kaldıracağız.

Kara Surları, Deniz Surları ve Haliç Surları’nda toplam 22 kilometrelik kesintisiz bir alanı şehre kazandıracağız. Hem doğru restorasyon yöntemleriyle tarihi Surları geleceğe taşıyacak, hem de yaşamla buluşturacağız.

İstanbul bir Sur kenti. Dünyadaki diğer örnekler gibi, Dünya Mirası Surlarımız da turizmin merkezi haline gelecek.

Fethin başlangıç noktası Rumeli Hisarı, kültür-sanat odaklı yeni işleviyle şehrin cazibe merkezlerinden biri olarak kapılarını açacak.

Anadolu Yakası’nda, Boğaz’ın Karadeniz'e açılan bölümüne hakim bir noktada yer alan tarihi Yoros Kalesi hem Ziyaretçi Merkezi ve Geziyolu Projesi ile hem arkeolojik park olarak ziyarete açılacak.

8- HAZİRE, MEZAR VE TÜRBELERE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM

İstanbul devasa bir açık hava müzesi. Bu alanlar hem şehrin hafızasının izlerini barındırmaları, hem de estetik açıdan taşıdıkları özellikleri bakımından eşsiz birer hazine.

Geçtiğimiz dönem bu alanda çok önemli işlere imza attık.

Önümüzdeki dönemde de 600 hazire, 450 bin tarihi mezar ve 20 türbenin bakım ve onarım işlemlerini tamamlayacağız. Ecdat yâdigarı bu kutsal alanlarımızı hak ettiği değere kavuşturup “Yaşayan Hafıza Merkezleri”ne dönüştüreceğiz.

9- TARİHİ YARIMADA’DA YENİ BİR KURUMSAL YAPI

Fatih’te kuracağımız 2 merkez ile restorasyona, tarihi yapı, sokak ve mahalle ölçeğinde tüm projelendirme süreçlerine destek vereceğiz.

Uzman ekiplerden oluşacak olan bu merkezler; evrensel koruma ilkelerine uygun şekilde sürdürülebilir projelendirme, yapı çalışmaları, dönüşüm, danışmanlık, güvenlik, hasar tespit ve restorasyon çalışmalarında çok yönlü hizmetler verecek.

Tarihi Yarımada Yapı-Proje Merkezi ve Tarihi Yarımada Restorasyon merkezini en kısa zamanda kuracağız. Tarihi Yarımada’da bütün projeler bu merkez tarafından üretilecek.

10- YENİDEN AYAĞA KALKAN SÜLEYMANİYE

Osmanlı Mahallesi, dünya mirasımız Süleymaniye yok olmak üzere. Süleymaniye yıllar önce “yenileme alanı” ilan edilmiş ve ilan edilen diğer yenileme alanları gibi kaderine terk edilmiş.

Maalesef yanlış uygulamalarla, sahip olduğu fiziksel ve sosyal dokuyu kaybetme riskiyle karşı karşıya olan bu önemli alanı uluslararası koruma yaklaşımlarını ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gözeterek kısa süre içerisinde yenileyeceğiz. Bu proje ile tarihi alanlarda ilk defa bu ölçekte ve bu kalitede bir yenileme projesi hayata geçmiş olacak.

5 yılda neyi nasıl yaptığımıza ve bundan sonra yapacaklarımıza bakarsanız, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkmak konusunda yaşanan zihniyet devrimini çok net görürsünüz.

Yalnızca yaptığımız işlerin çokluğu ve kalitesiyle değil, bu toprakların tarihine yaklaşımdaki farkımızla da bizden önceki yönetimden tamamen ayrılıyoruz.

Biz, İstanbul’un mirasını, üzerinde rant ve siyaset uğruna tepinilecek, halkı ayrıştırmak için kullanılacak bir araç olarak görmüyoruz.   

Tarihimiz, gündelik siyaset uğruna istismar edilecek bir alan değildir.  

Tarihin, inançların, dini ve milli duyguların istismarıyla yapılan siyasetten bu şehir, bu ülke çok çekti.

Tarih bilinciniz, inancınız, milli duygularınız güçlü ise bunu hamasi nutuklarla değil, işinizle, icraatınızla göstereceksiniz.  

Biz işte bunu yaptık ve yapmaya devam edeceğiz.

İstanbul’un ecdat yadigarı eserlerini öksüz bırakmış, rant uğruna talan etmiş bir zihniyete hak ettiği cevabı, yaptığımız doğru ve özenli işlerle vermeye devam edeceğiz.

Tarihten bugüne, bugünden geleceğe uzanan ve bu toplumu birleştiren tüm manevi köprüleri sevgiyle, saygıyla, kardeşlikle güçlendirmeye, büyütmeye devam edeceğiz.

Bu şehrin paha biçilmez kadim tarihini birlik ve beraberlik ruhuyla geleceğe taşıyacağız.

Onun için, İstanbul’a Hizmette Tam Yol İleri diyoruz. Tam yol ileri.