19’uncu Türk Ceza Hukuku Günleri’nin çok değerli düzenleyicileri, katılımcılar ve kıymetli misafirler, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bir “hukuk ve adalet kenti” olması için çalıştığımız İstanbul’da düzenlenen bu geleneksel etkinliğin yine çok değerli sonuçlar üreteceğine inanıyorum. Başarılar diliyorum.
Bugün, İstanbul’un en güzel bölgelerinden biri olan Haliç’teyiz. İstanbul’a ve Haliç’e hoş geldiniz. Büyükşehir belediye başkanlığı makamına layık görüldüğümüz günden bu yana bu bölgemizde çok sayıda yatırım yaptık.
Haliç’in eşsiz manzarası boyunca devam eden Haliç Tramvay Hattı’ndan Haliç Su Sporları Merkezi’ne… Osmanlı’nın 600 yıllık denizcilik mirası olan Haliç Tersanesi’ni yeniden ayağa kaldırmaktan, Artİstanbul Feshane ve Haliç Sanat gibi kültür sanat ve sosyal etkinlik mekanlarının açılmasına kadar bölgede yaşayan vatandaşlarımızın hayatlarına dokunduk.
Aynı hızda ve tempoda İstanbul’un her bir bölgesi gibi burayı da güzelleştirmeye devam edeceğiz.
Kıymetli konuklar,
Hukuk ve adalet kavramları, modern dünyada, kamu kurumlarıyla vatandaş arasındaki zımni anlaşmanın temelidir.
Kamu gücünü elinde bulunduranlar bu anlaşmayı bozmaya başladıkları anda, toplumsal uzlaşma ve birlik duygusu aşınmaya başlar... Kentsel aidiyet ve bir arada yaşama arzusu kaybolur.
Kent yaşamında hukuk ve adaletten uzaklaşmanın en yakıcı sonuçlarından biri, derin bir endişe ve güvensizlik hissidir.
Öyle sanıyorum ki bu his, kentlerdeki suç artışını besleyen en önemli faktörlerden biridir.
Barınma, sağlık, eğitim, ulaşım, kültür gibi temel kentsel olanaklara erişememek hepimizi derinden etkiler.
Kentsel olanaklara erişimde yaşanan büyük adaletsizlikler hepimizde itiraz duygusu uyandırır.
Aynı şekilde, kente dair söz söyleme, yönetimi etkileyebilme, kenti dönüştürebilme imkanlarının yokluğu ya da yetersizliği de vatandaşlarda itiraz duygusu uyandırır.
Vatandaşın hissettiği bu itiraz duygusu demokrasi kültürünün temelidir.
Bu itiraz duygusu, kamu yönetiminin iyileştirilmesinin, verimli hâle gelmesinin de güvencesidir.
Biz, İstanbul’u bu anlayış içerisinde yönetiyoruz.
Bir yandan İstanbul’un kentsel olanaklarını artırırken bir yandan da hemşerilerimizin bu olanaklara adil bir biçimde erişebilmelerini sağlamaya dönük, güçlü müdahaleler yapıyoruz.
Vatandaşların söz söyleme, talep etme, itiraz dile getirme haklarını özgürce kullanabilmelerini sağlamaya çalışıyoruz.
Kentsel adalet herkes için gereklidir. Ancak çocuklar, yaşlılar, engelliler, kadınlar, göçmenler, farklı dilsel ve dinsel topluluklar gibi grupların adil bir kente duydukları ihtiyacın çok daha acil ve yaşamsal olduğunun farkındayız. Bunun gereğini de en iyi şekilde yapmaya gayret ediyoruz.
“Kentsel adalet” bizim için, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü, bireylerin yaşam tarzlarını ve kültürlerini devam ettirme özgürlüğünü de içeren geniş bir kavramdır.
Bu nedenle bireysel özgürlüklerin korunması; ayrımcılığın önlenmesi, farklılıklarla bir arada yaşama olanaklarının artırılması yolunda politikalar izliyoruz.
Geçtiğimiz 5 yılda İstanbul’da “Herkes için hukuk ve adalet” perspektifiyle çok önemli işler yaptık, çok değerli adımlar attık. Bundan sonra da atmaya devam edeceğiz. Ama açık söylemek gerekirse, üzerimizde hep bir gölge oldu ve olmaya da devam ediyor.
O gölgenin adı "Avrupa İnsan Hakları ve Anayasa Mahkemesi Kararlarının" uygulanmadığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehircilik Proje Koordinatörü, sevgili arkadaşım Tayfun Kahraman’ın da yargılandığı davadır.
Ceza hukukuyla ilgili böyle bilimsel bir etkinlikte, siz değerli hukukçuların karşısında bir ceza davası hakkında konuşacak değilim elbette.
Ancak hâlen Anayasanın gereğinin yerine getirilmediği bu davada yaşananları, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak da, bir vatandaş olarak da içime sindiremediğimin, kabullenemediğimin bilinmesini isterim.
Bu hislerimi paylaşan milyonlar olduğunun da bilinmesini isterim.
Öyle zannediyorum ki ceza hukukunun nihai amacı, ceza hukukuna ihtiyacın duyulmayacağı bir toplumsal hayatın kurulmasıdır.
Ben insana güveniyorum, insanlığın çok da uzak olmayan bir gelecekte, bunu başarabileceğine inanıyorum.
Hukuka ve adalete sarıldıkça, sahip çıktıkça, o güzel günlere giden yol kısalacak ve her birimizin hayatı güzelleşecek.
Bu inançla gerçek hukuk ve adalete olan inancımızı pekiştireceğine inandığım bu değerli etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Yeni perspektifler kazandıran, başarılı, verimli bir çalışma diliyorum.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.