Değerli konuklar,
Değerli milletvekilleri, genel merkezimizin kıymetli yöneticileri,
Sayın il ve ilçe yöneticileri,
Spor dünyasının değerli temsilcileri,
Kıymetli sporcular,
Sevgili İstanbullular,
10 x 10 = 100 Büyük Proje toplantılarımızın altıncısı olan
OLİMPİK KENT İSTANBUL İÇİN TAM YOL İLERİ konulu sunumumuza hoş geldiniz.
Bugün başta gençlerimiz olmak üzere her yaştan vatandaşımızın, İstanbul’un geleceği için çok önemli ve öncelikli bir konu için bir aradayız.
İstanbul birçok doğal ve kültürel özelliğinin yanı sıra her ne kadar bizden önce uzun süre ihmal edilmiş olsa da aynı zamanda bir spor kenti.
Çocukluğundan beri farklı branşlarda spor yapmış, sporun bireysel ve toplumsal önemini iyi bilen, sporun içinden gelen bir yönetici olarak, İstanbul’un bu özelliğini çok önemsiyorum.
Bir spor kenti olmanın gerektirdiği altyapıyı ve kültürü inşa etmeyi, geliştirmeyi bir sorumluluk olarak kabul ediyorum.
Bu anlayış içinde yaptıklarımızı ve gelecek dönem planlarımızı anlatmadan önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde iş başına geldiğimizde spor alanında nasıl bir İstanbul teslim aldık kısaca hatırlatmak istiyorum.
Bu kadim kentin diğer pek çok alanda olduğu gibi spor alanı da ihmal edilmiş, imar planlarında spor alanı olarak tanımlanmış çok sayıda kamu arazisi imara açılarak ortadan kaldırılmıştı.
Maalesef diğer kamu arazilerinde olduğu gibi bu arazilere de kupon arazi gözüyle bakan bir anlayışla mücadele ediyoruz.
Ülkemize çok sayıda sporcu ve spor insanı kazandırmış köklü semt kulüplerimizin spor sahaları ellerinden alınmış ve çeşitli sözler verilmesine rağmen bu kulüplerimize yeni yerler gösterilmemiş bunların büyük bölümü kapanmak zorunda kalmıştır.
Ne yazık ki yılda 20 bin spor bilimleri fakültesi mezunu varken 20 yıldır ilkokullarda beden eğitimi öğretmeni yok.
Nüfusu Avrupa ülkelerinin çoğunun nüfusundan büyük olan İstanbul’da spor alt yapısındaki yetersizlikler spor alanındaki başarılarımıza engel olan temel etkenlerin başında geliyordu.
Biz biliyoruz ki spor aileden, sokaktan, okuldan, mahalleden başlar.
Özetle sokakları güvensiz, okulları salonsuz, salonları beden eğitmensiz, mahalleleri spor sahalarından yoksun bir İstanbul devraldık.
Görevi devraldığımızda 13 ilçemizde İBB’ye ait tek bir spor tesisi bile bulunmuyordu.
İstanbul’da uluslararası standartlara uygun bir atletizm pistimiz yoktu.
Düşünebiliyor musunuz, İstanbul gibi her yanı denizle çevrili bir kentin su sporlarına yönelik bir tek su sporları merkezi bile yoktu.
İstanbul’da en fazla havuza sahip olan İBB’ye ait 26 havuz, kulüplere, federasyonlara ve sporcularına kapalı idi.
Bırakın İBB tesislerini, İstanbul’da erişilebilirlik belgesi olan tek bir spor tesisi yoktu.
Spor altyapısı bu derece yetersiz bırakılmış bir kentin Olimpik ve Paralimpik Oyunlar gibi büyük uluslararası organizasyonları bu zamana kadar alamamış olması ne yazık ki bir tesadüf değil.
İşte bu nedenlerle işbaşı yaptığımızda, İstanbul’un bu alandaki talihini değiştirecek adımlar atmaya başladık.
Şu anda ülkemiz gündemini ciddi bir şekilde etkileyen “sporda şiddet” konusuna değinmeden geçemeyeceğim. Spor genel tanımıyla tüm dünyada barış demek, kardeşlik ve dostluk demektir. On yıllardır spor denildiğinde ülkeler birbirleri ile aralarında olan savaşlara bile ara vermişler ve insanoğlunun yetenekleriyle birbirleriyle olan mücadelelerinin yaratmış olduğu o muhteşem duyguyu zevkle izlemişlerdir.
Maalesef ülkemizde siyasi iradenin sporun her noktasına müdahale etme arzusu vardır. Bu nedenle tüm topluma parti, din, dil ve mezhep ayrımı olmaksızın tarifsiz mutluluk anları yaratan bu olgu yerini gerilime bırakmaktadır. Toplumun maddi ve manevi tüm sorunlarını geride bırakarak mutlu olmalarını hatta sokaklara dökülmelerini sağlayan bu muhteşem olgu kutuplaşma ve şiddet aracı olmaktadır.
Ben her zaman, spor adına bulunduğumuz her noktada yapmış olduğumuz çağrılarda olduğu gibi buradan da bir çağrıda bulunmak istiyorum. Spor partiler ve siyaset üstüdür. Kutuplaşmaya, gerilime ve şiddete asla izin vermez. Yapılan sporların tamamı birer oyundan ibarettir. Konulan kuralları zaten hiçbir olumsuzluğa izin vermez. Konu sadece kuralların doğru uygulanabilmesindedir. Özünde; spor demek fair play demek, barış ve kardeşlik demektir.
Siyaset kurumları olarak sporda bilgiye, birikime ve bilime olan inancı arttırmak zorundayız. Olimpizm felsefesini sporla ilgili her kurumun olmazsa olmaz anayasası hâline getirmeliyiz. Türkiye çok büyük bir ülke, siyasetin sağladığı sınırsız olanaklar var.
Bu olanakları spor aracılığı ile gençlerimizi eğitecek, onların yaşamlarını sağlıklı ve tertemiz bir dünyaya dönüştürecek engin deneyime sahip birbirinden değerli kulüplerimiz var. Bu kulüplerin yaşamış olduğu borç problemlerini, finansal sorunlarını çözebilecek siyasi iradenin elinde birçok fırsatın olduğunu düşünüyorum. Yeter ki isteyelim ve spordan siyaseti sonuna kadar temizleyelim. Spor ve federasyonlar üzerindeki etkisini yok edelim. O zaman müdahale edilemeyen branşlarda olduğu gibi nasıl dünya çapında yıldızlara sahip olabildiğimizi, yaratılan bu başarılarla vatandaşlarımızı nasıl mutlu edebildiğimizi göreceğiz.
Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak Olimpizm ve yaratmış olduğu değerlere inanıyoruz. Gerek İstanbul’umuz gerekse de Türkiye adına tüm kulüplerimizle birlikte sporda yetenek havuzunu genişletecek bir branş çeşitliliği ile ülkenin en geniş ve zengin olimpik ve paralimpik sporcu altyapısını oluşturmaya kararlıyız.
Şimdi gelin bu beş yılda neler yaptık kısaca bir göz atalım.
Öncelikli işimiz bu eksiklikleri bilimsel bir biçimde tespit ederek konunun uzmanı spor insanlarıyla birlikte doğru bir planlamayla altyapı eksikliklerini gidermek oldu.
Sadece İstanbul’un değil Türkiye’nin ilk Spor Master Planını yapmak bu dönemde bize kısmet oldu.
Bu planda ortaya koyduğumuz ihtiyaçlar ve hedefler doğrultusunda tek tek yatırımlarımızı hayata geçirmeye başladık.
İBB Spor tesisinin olmadığı 13 ilçemizden 6 ilçemize kazandırdığımız tesislerle bu sayıyı 7’e düşürdük önümüzdeki dönemde kalan 7 ilçemiz için projelerimiz hazır.
Her branşın temeli olan atletizm alanında tesisi olmayan İBB’nin ilk atletizm pistini Maltepe dolgu alanında hizmete açtık.
Gaziosmanpaşa’da İBB Halit Kıvanç Şehir Stadyumu, Sultanbeyli 100. Yıl Spor Kompleksi, Arnavutköy Yaşam Merkezi, Yedikule Spor Tesisini, Bayrampaşa Spor Kompleksini İstanbul’a kazandırmanın gururunu taşıyoruz.
Haliç’te yılların ihmaline son verdik, Haliç su sporları merkezi İstanbul’a çok yakıştı.
Zeytinburnu ve Kartal’da birer adet Engelsiz Spor parklarıyla İstanbul’da bir ilki gerçekleştirdik.
Elbette ki tesislerin yapılması kadar önemli bir başka konu tesislerin işletilmesi.
2019’da 6.3 milyon seans hizmet üreten tesislerimize yeni dönemde açtığımız tesislerimizi de eklediğimizde seans sayımız %72 artışla 10.8 milyona çıkmış oldu.
Bu seanslardan okullarında spor salonu olmayan öğrencilerimizi de yararlandırdık.
Sporu tesislerin içine sıkıştırmadık, güzel İstanbul’un her yeri tesis dedik.
39 ilçede park, bahçe ve meydanlarda ve hatta şehir hatları seferleri dahil olmak üzere 350’yi aşkın noktada sabahları eğitmenlerimizle Açık Hava Egzersizlerine başladık. Bisiklet turlarımız ile Tarihi Yarımadayı bisiklet severlerin kullanımına açtık.
Yılda 5000’den fazla çocuğa düzenlediğimiz Doğa Kamplarında hizmet verdik.
Kampları ziyaret ettiğimde çocukların %70’inin ilk defa orman içine girdiklerini duymak ne kadar doğru bir iş yaptığımız gösteriyor.
Ayrıca spor salonu olmayan 3’ü ilkokul 14’ü ortaokul ve 19’u lise olmak üzere toplam 36 okulumuza spor salonu kazandırdık.
Biz geldiğimizde spor okullarımız sadece 7 branşta eğitim veriyordu ve yılda sadece 15 bin çocuk faydalanıyordu, biz branş sayısını ilk defa dönemimizde dâhil ettiğimiz satranç dâhil 20’ye öğrenci sayımızı 120 bine çıkardık.
Tüm branşlar içinde kız olmayan tek branş futbol idi, futbolda da kız futbolunu başlattık.
Bu çocuklarımızdan 528’ini spor kulüplerine teslim ettik, 2036 olimpiyatlarına hazırlanmaya şimdiden başladılar.
Spor İstanbul ile Türkiye’de ilk e spor okulunu açtık ardından Aralık 2021’de açtığımız OGEM (Oyun Geliştirme Merkezi) ile e-por alanında ilk kuluçka merkezimizi, Mayıs 2023’te ise ilk E-Spor Merkezimizi açmış olduk.
2022 yılında E-spor Olimpiyatları olarak adlandırılan, Global E-spor Oyunları’nın 2.’sini İstanbul’a getirdik ve 66 ülkenin e-spor oyuncuları ve federasyonlarını Türkiye’de ağırladık.
Ata sporumuz yağlı güreşinin 83 yıldır yapılmayan Ulugazi Yağlı Güreşlerini tekrar İstanbullularla buluşturduk.
2021 yılında İstanbul’u harekete geçiren en keyifli uygulamayı; “Yürü Be İstanbul”u kullanıma sunduk.
500 bine yakın İstanbulluya 30 milyarın üzerinde adım attırdık ve adımları karşılığında ödüller verdik.
Tüm bu yaptıklarımız ile İstanbul’un fiziksel aktivite oranını %13’ten %30’a çıkardık.
Gelelim hepimizi gururlandıran başarılarımıza.
Kadınları her alanda olduğu gibi spor konusunda da yalnız bırakmadık.
İBB Spor Kulübümüzün 34 yıllık tarihinde ilk kez Kadın Atletizm, Kadın Jimnastik, Kadın Halter, Kadın Buz Hokeyi ve Kadın Güreş branşları kuruldu. Ayrıca Para Judo, Para Atıcılık, Para atletizm, Para tekvando, Kürek, Kano ve Binicilik branşlarını son beş yılda bünyemize ekledik.
Sporda gerçekleştirdiğimiz bu atılımların bir sonucu olarak çok sayıda uluslararası başarıya imza attık.
Tokyo Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları’na toplam 21 sporcuyla katıldık.
Bu İBB Spor kulübü tarihinin en yüksek sayısı. 2020 Tokyo Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları’nda, para okçulukta sporcumuz Bülent Korkmaz kulübümüzün tarihindeki ilk Paralimpik Madalyasını elde etti.
2023 Yılında İBB Spor Kulübümüz sporcuları tüm kategorilerde 9 dünya şampiyonluğu 4 dünya ikinciliği ve 9 dünya üçüncülüğü elde etti.
Ülkemize 830 Altın, 591 gümüş ve 703 bronz madalya olmak üzere toplam 2.124 madalya kazandırmanın gururunu taşıyoruz.
İstanbul geçtiğimiz dönem çok sayıda uluslararası organizasyonun altından başarıyla kalkarak organizasyonel düzeydeki kapasitesini de artırdı.
Dünyada pandemi döneminde ertelenmeyen tek maraton olduk ve aldığımız önlemler ile dünyaya örnek gösterildik.
İstanbul Maratonu’na katılım son dört yılda dünyanın her yerinden toplamda yaklaşık 90 bin katılımcıya ulaştı.
45 yıldır maratonu ve 35 yıldır boğaz geçişi yüzme yarışı olan İstanbul’un bir uluslararası bisiklet yarışı yoktu.
100. yılımızda İstanbul’un ilk uluslararası bisiklet yarışını başlattık.
Tour of İstanbul ile 4 gün ve 4 etaplık toplam 524 km’lik bisiklet turuna ev sahipliği yaptık.
Bu sene Haliç’te başlattığımız Uluslararası Kürek yarışlarının 4’cüsünü düzenleyeceğimiz için çok mutluyum.
İstanbul Yarı Maratonu’nda katılımı %70 artırdık ve bu yarış ile 2021 yılında Türkiye topraklarında bugüne kadar kırılmış ilk Atletizm Dünya Rekoruna ev sahipliği yaptık.
Maraton ve Yarı maratonumuz ile sadece dünyayı koşturmadık, bu yarışlarda düzenlenen yardımseverlik koşuları ile 90 sivil toplum kuruluşunun tam 144 milyon TL bağış almasına sosyal sorunları desteklemesine vesile olduk.
Biz teslim aldığımızda 2019’da İBB’ye bağlı 51 spor tesisimiz vardı.
Geçtiğimiz dönem rekor sayıda 19 tane tesis açtık, spor salonuyla, tenis kortuyla, futbol sahasıyla, basketbol sahasıyla temelini atıp yapımına devam ettiğimiz 13 tesisimiz daha var, bu tesisleri hızla tamamlayacağız.
Yeni dönemde yapacaklarımız bununla da sınırlı kalmayacak.
İstanbul’un göbeğinde açtığımız Cemal Kamacı Spor Kompleksi ile İstanbul’un ilk erişilebilirlik belgesine sahip spor kompleksini açtık.
Gelin şimdi, İstanbul’un spor alanında geleceğini değiştirmek ve SPOR KENTİ İSTANBUL hedefiyle yapacaklarımızı anlatmak için planladığımız 10 büyük projemize anlatalım.
1. AVRUPA OYUNLARI
İlk kısa dönemli hedefimiz, Avrupa Oyunlarını 2027 yılında İstanbul’a getirmek olacak.
Tamamladığımız projeler ve organizasyon kapasitemizle İstanbul, Avrupa Oyunlarına hazır.
Yaklaşık 25 branşta 48 ülke ve 6.000 sporcuyu misafir edeceğimiz Avrupa Oyunları için gerekli girişimleri sürdürüyoruz.
Hatta size bir güzel müjde vereyim.
Her ne kadar bu ülkenin bazı spor yöneticilerinin baskısı ve durdurma girişimleriyle karşı karşıya olsak ta...
Her ne kadar bazılarının aklı sadece çeşitli ayak oyunlarına çalışsa da...
Her ne kadar bazıları tüm enerjilerini ve mesailerini bizi durdurmaya çalışsalar da...
Biz durmayız. Bizi durduramazlar, durduramayacaklar...
Göreceksiniz, Avrupa Olimpiyat Komiteleri Başkanı ve Türkiye Milli Olimpiyat Komiteleri Başkanları ile beraber 2027 Avrupa Oyunlarının ilk imzasını kısa sürede atacağız.
Sadece İstanbul değil Türkiye açısından çok önemli bir etkinliğe imza atmış olacağız.
Avrupa Oyunları bugüne kadar çok sporlu etkinliklere ev sahipliği yapamamış İstanbul için bir ilk olacaktır.
Bu deneyim İstanbul’un bu ölçekteki organizasyonlara yapacağı başvurular için de önemli bir referans olacaktır.
Bunların başında da kuşkusuz Olimpik ve Paralimpik Oyunlar geliyor.
2. 2036 İSTANBUL OLİMPİK VE PARALİMPİK OYUNLARI
Daha önce yaptığı 5 başvurudan sonuç alamayan İstanbul’a özlemini çektiği Olimpiyat Oyunlarını biz getireceğiz.
Bu oyunları sadece ekonomik boyutuyla veya sadece bir prestij meselesi olarak görmüyoruz.
Bizim için daha önemli olan sporun birleştirici ve iyileştirici gücüdür.
Olimpiyat ruhu ile sporun dostluk, barış ve kardeşlik yüzünü dünyaya en iyi göstereceği kent şüphesiz 3 imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’dur.
Ekonomik boyutuyla ilgili de kimsenin en ufak bir endişesi olmasın, İstanbul’a spor tesisleri anlamında yapılacak her yatırımı kayıp olarak değil kazanç olarak görüyoruz. İstanbul’un tek bir kuruşunu atıl kalacak tesislerde heba etmeyeceğiz.
Üstelik hem esnafımıza hem turizm sektörümüze kısa, orta ve uzun vadede büyük bir ekonomik gelir artışı sağlayacağız.
Organizasyonlar esnasında sadece spor turizmi ile %70’lere varan bir artıştan bahsediyorum.
Ayrıca Dünyanın dört bir yanından en fazla izlenen spor organizasyonu olan olimpiyatların ülkemizin ve İstanbul’un tanıtımında çok önemli bir katkısı olacaktır.
İstanbul’un ihtiyacı olan uzun yıllar kullanabileceği, sporcu yetiştireceği spor tesislerini İstanbul’a kazandırarak İstanbul’u olimpiyatlara hazırlayacağız.
En az Olimpik ve Paralimpik oyunların İstanbul’a gelmesi kadar belki de bundan daha önemli olan olimpiyatlara sporcu yetiştirebilmektir.
Başakşehir’de hayata geçireceğimiz olimpik ve paralimpik sporcu merkezimizle bu proje ile hem uluslararası müsabakalara uygun tesisler elde edeceğiz hem de bu tesislerde yaz, kış demeden farklı branşlarda sporcular yetiştireceğiz. Burası tam teşekküllü bir eğitim kampüsü olacak.
Bakın içerisinde neler var!
Dünyada elit sporcu yetiştiren en önemli 5 merkezi inceleyerek, Türkiye’deki akademisyenlerimizin desteğini ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesinin de görüşlerini alarak 70 bin metrekare kapalı , 49 bin metrekare açık alanları ve 220 bin metrekare peyzaj alanlarına sahip yerleşkede 500 yataklı bir kamp eğitim merkezi, sporcu sağlığı merkezi, 25 farklı branşa hizmet verecek spor alanı, olimpik ve paralimpik etkinlik alanı, atletizm pisti, kapalı su sporları merkezi bireysel sporlara yönelik alanlar, otopark ve kamp alanlarıyla tam teşekküllü bir olimpiyat yerleşkesini İstanbul’a kazandıracağız.
Avrupa yakasında 74 bin metrekare alanda 7.000 kişilik ve Anadolu yakasında 32 bin metrekarelik alanda 3.000 kişilik olmak üzere toplam 10.000 kişilik sporcu köyü projemiz hazır.
Bu köyümüz sporcularımızın konaklamaları sonrasında öğrencilerimiz için yurtlara dönüştüreceğiz.
Bir kısmı ise kentsel dönüşümde rezerv konut alanı olarak kullanacağız.
3. 12 ÇOK AMAÇLI SPOR KOMPLEKSİ
Voleybolda ülkemizin son dönemde kazandığı önemli başarılar hepimizi mutlu etti, kulüplerimizin bu başarılardaki payı çok kıymetli.
Biz bu başarıların artarak devam etmesi için gerekli altyapı yatırımlarını ve tesisleri sporcularımızın ve sporsever vatandaşlarımızın hizmetine sunmaya devam edeceğiz.
Bunların birini Sarıyer ilçemize kazandıracağız. Yine Maltepe ilçemizde yapacağımız Maltepe Arena Basketbol ve voleybol müsabakaları için kullanılabilecek çok amaçlı bir salon, tenis kortu, boks salonu, fuar alanı ve konser alanı bulunacak.
İstanbul’da önemli eksiklerden biri de kuşkusuz kış sporlarına yönelik spor alanlarında yaşanıyor. Ümraniye ilçemizde yapacağımız Buz sporları merkezi ile bu önemli eksikliğin giderilmesine yönelik önemli bir adım atmış olacağız.
Planladığımız bir diğer buz sporları merkezini ise Silivri’de hayata geçireceğiz.
İstinye Spor Kompleksi tüm İstanbul’a hizmet edecek nitelikte bir tesis. İçerisinde Koşu ve Atletizm pisti, karting pisti, olimpik yüzme ve su sporları yapısı, basketbol ve tenis sahaları, otoparkları ve yürüyüş yollarıyla dört dörtlük bir tesisi İstanbul’a kazandıracağız.
Tuzla Aydınlı Spor Kompleksi, Çekmeköy Spor ve Yaşam Merkezi, Bağcılar Ebubekir Spor Merkezi, Küçükçekmece Atakent İBB Spor Kompleksi, Büyükçekmece Pınartepe Spor Merkezi, Esenyurt Yüzme Havuzu, Beşiktaş Levazım Yüzme Havuzu ile İstanbul’un dört bir yanında spor olanaklarını eşitleyeceğiz.
4. 7 SEMT SPOR MERKEZİ
İstanbulumuza başarıları ile değer katan amatör spor kulüplerimizi desteklemeyi önemsiyoruz.
‘İstanbul Güreş İhtisas Kulübü’ (İGİK) 100 yılı aşkın süredir çok önemli başarılar kazanmış ve Türk modern güreş sporunun gelişimine büyük katkılar sağlamış bir kulübümüzdür.
Çağdaş çalışma koşullarla donatacağımız Yeni İstanbul Güreş Kulübü Binası, kulübün kurumsal kimliğini geleceğe taşıyarak örnek bir spor tesisi olacak.
Üsküdar Küçüksu Spor Salonu, Sancaktepe Safa Tepesi Spor Tesisi, Bahçelievler Koca Sinan Spor Tesisi, Ataşehir İçerenköy Spor Tesisi, Şişli Kuştepe ZOP ve Spor Tesisi, Kartal Cevizlik Komşuluk Meydanı projelerimizde yer alan spor alanları ile birlikte amatör spor kulüplerimizin tesis ihtiyaçlarını önemli oranda karşılayacağız.
5. JİMNASTİK VE ATLETİZM
Beylikdüzü atletizm pistimizi tamamladığımızda İstanbul uluslararası standartlara ve müsabakalara uygun bir atletizm pistine kavuşmuş olacak.
Atletizm pistlerimiz için Başakşehir ve Eyüpsultan’da da yerlerimizi belirledik, projelerimiz hazır. Önümüzdeki dönemde hızla hayata geçireceğiz.
Yine İstanbul’un ihtiyaçlarını gözeterek Pendik Kurtköy’de Uluslararası Jimnastik Salonu Projemizin onaylarını aldık. En kısa süre içerisinde ihalesini yapıp uygulamaya geçireceğiz.
6. SU SPORLARI
Ayrıca Maltepe’de projesi hazır izinleri alınmış su sporları merkezimizi de hızlıca hayata geçireceğiz.
Mini su sporları tesislerimiz ile deniz ile temas etmeyen vatandaşımız kalmayacak. 7 tesisimizin yeri belli. Hedefimiz 15 ilçede 21 mini su sporları merkezini tamamlamak.
7. REKREATİF SPOR
Göreve geldiğimiz günden bu yana sporun sokağımızda, mahallemizde, sahillerimizde, parklarımızda yapılabilmesi için tüm halkın erişebileceği imkanları yaratmaya çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz.
Yaşam Vadileri ve Doğal Yaşam Parklarında 210 km olmak üzere İstanbul genelinde toplam 1.050 km bisiklet yollarını yapacağız.
Ayrıca her ilçemize açık ve kapalı tenis kortu, halı saha, basketbol ve voleybol sahası olmak üzere toplamda 1000 tesisi İstanbul’umuza kazandıracağız.
8. SPOR SALONSUZ OKUL KALMAYACAK
Spor salonu ihtiyacı bulunan 115 okulumuz için spor salonlarımız yolda.
Bu tesisleri tamamladığımızda İstanbul tam anlamıyla bir spor kentine dönüşecek.
Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dilediği gibi İstanbul zeki çevik ve ahlaklı sporcuların yetiştiği bir kent hâline gelecek.
9. SPOR OKULLARI
İlk ve ortaöğretimde bulunan 250.000 öğrenciye, 20 branşta ücretsiz spor eğitimi vereceğiz. E-spor kulübü açılacak okullar arası turnuvalar düzenlenerek e-spor ligi oluşturacağız.
Bu spor okullarımız İstanbul kulüpleri için bir sporcu fabrikası olarak hizmet vermeye devam edecek.
10. HER YERDE SPOR
İstanbul genelinde 1000 noktada 390 profesyonel eğitmen eşliğinde ücretsiz açık hava spor etkinlikleri ve gezici spor ekipleri ile her mahallede yaşlılara özel spor programları düzenleyeceğiz.
Biz bu altyapı yatırımlarını gerçekleştirdiğimizde sadece olimpik ve paralimpik oyunlara değil, inanıyorum ki çok sayıda ve çeşitlilikte ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacağız.
Tesislerimizde yetişen sporcularımız katıldıkları müsabakalarda ülkemizi ve kentimizi gururla temsil ederek bizleri onurlandıracaklar.
Değerli İstanbullular,
Sevgili konuklar,
Atamızın “Bedeni idman fikri idmanla muvazi olmalıdır” sözünü hiç unutmadık.
Çocuklara ve gençlere en önemli kentli hakları olan “SPOR HAKKI”nı vermek ve İstanbul’u olimpik ve paralimpik sporların kenti yapmak için hiç durmadan çalışacağız.
İstanbul’da başta çocuklar ve gençlerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımız hayatın her anında bulundukları yerde spor olanaklarına adil bir biçimde erişebilecekler.
Avrupa’nın en genç ülkesi olmamıza rağmen obezite ve tip2 diyabette 1. sıradayız.
Avrupa’nın hasta ülkesi olmamız kabul edilemez.
Ben uzun yıllar boyunca spor yapmış ve sporun hem bedene hem zihne hem de hayatın her alanında olağanüstü katkılarını yaşamış birisi olarak, bizzat ben kabul edemem.
Spor alışkanlığı bu hastalıkların en temel ve en ucuz ilacıdır.
Kentimizde bütün bu dönüşümleri başaracağız. Hep birlikte, ailelerimizle, eğitim kurumlarımızla kulüplerimizle ve belediyelerimizle başaracağız.
Böylece sağlık harcamalarımız azalacak ve gençlerimiz kötü alışkanlıklardan uzaklaşacak.
Böylece daha sağlıklı ve mutlu bir İstanbul hedefine hep birlikte ulaşacağız.
Değerli kardeşlerim,
İstanbul diğer bütün alanlarda olduğu gibi, sporda da büyük hedeflere ancak bir zihniyet değişimiyle ulaşabilir.
Bu nedenle, 2019’dan bu yana İstanbul’u, sorunları bütüncül bir yaklaşımla, bilimsel bir gözle ele alan, kent yönetiminin merkezine insanı koyan, yeni bir anlayışla yönetiyoruz.
Kent yönetimini, deyim yerindeyse, bireysel bir spor gibi değil, bir takım oyunu olarak gören ve o takımı 16 milyon İstanbullu olarak tanımlayan bir anlayış bu.
Biz icraatçı, halkçı, yatırımcı ve demokrat yönetim anlayışımızla her geçen gün İstanbul’a daha fazla değer katıyoruz.
İstanbul adına hedeflerimizi büyütmeye ve bu hedeflere doğru daha hızlı, daha güçlü adımlarla yürümeye odaklanmış durumdayız.
İstanbul’da sadece yatırımlarla dönüştürmüyoruz.
Aynı zamanda bu şehirde zihniyeti de dönüştürüyor ve geleceğe hazırlıyoruz.
Çünkü İstanbul, küresel ölçekte de büyük bir iddia taşıyor.
Bunu hem hak ediyor hem de bunu başaracak kaynaklara sahip!
İstanbul küresel ölçekte çok daha ileri noktalara erişebilmek ve içinde yaşayan vatandaşlara daha yüksek bir yaşam kalitesi sunabilmek için dönüşmelidir.
Bu aziz kentin dönüşümü, ülkemizin dönüşümü demektir.
O yüzden azmimiz ve kararlılığımız yüksek.
Enerjimiz ve inancımız tam.
Kondisyon ve dayanıklılık olarak, moral ve motivasyon olarak en üst seviyedeyiz.
Sözlerime son verirken hepinize bir kez daha teşekkür ediyorum.
Bundan sadece 11 gün sonra büyük bir karar vereceğiz.
O karar, bu şehri ve bu şehrin kaynaklarını sadece şu kişi veya bu kişi yönetsin kararı değildir.
O karar, bu şehrin geleceğinin nasıl olmasını istediğimize ait bir karardır.
İstanbul’da başlattığımız büyük dönüşüme daha büyük bir güçle devam edebilmemiz için...
Gelin bir kez daha birleşelim.
Haydi hep birlikte sandığa gidelim.
Bu aziz şehirde başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi devam etsin.
Onun için diyoruz ki:
Haydi İstanbul! Tam yol ileri!