Sevgili gençler; Güzel İstanbullular; Bu ülkenin mert ve yiğit evlatları;
Hoş geldiniz.
Yüreğinizdeki o büyük vatan aşkıyla buradasınız, görüyorum.
İçiniz Atatürk sevgisi ve saygısıyla dolu, biliyorum.
Sizleri çok seviyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
30 Ağustos’un önemini hepimiz çok iyi bilmek ve anlamak zorundayız.
O büyük zaferin mimarı, başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyor ki, “30 Ağustos’ta Cumhuriyetimizin temeli sağlamlaştırıldı; ebedî hayatı taçlandırıldı.” Evet, 30 Ağustos yalnızca 5 gün, 5 gece süren bir meydan muharebesi değildir.
30 Ağustos’u “büyük zafer” yapan şey, özgür yaşamaya kararlı bir milletin azim ve iradesinin sonucu olmasıdır.
Bu şerefli millet, emperyalizme karşı Kuvayı Milliye ruhuyla bütünleşmeseydi… Anadolu, 19 Mayıs 1919’dan başlayarak Mustafa Kemal’i ve arkadaşlarını bağrına basmasaydı, 30 Ağustos olmazdı. Savaşın ortasında Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulup, bu topraklarda milletin egemenliğinin üstünde hiçbir güç olamayacağı ilan edilmeseydi, 30 Ağustos olmazdı.
Onun için 30 Ağustos, bağımsızlığımıza, Cumhuriyetimize ve değerlerine sahip çıkma kararlılığımızın günüdür. Birliğimize, beraberliğimize sahip çıkma günüdür.
Her 30 Ağustos’ta içimiz gururla dolar. Kendimize güvenimiz, umudumuz artar. Çünkü biliriz ki, milletin azim ve kararının önünde hiçbir güç duramaz. Bu topraklarda aldığımız her nefeste, bize bu ülkeyi emanet eden büyüklerimizin, atalarımızın hakkı var. Onların haklarını ancak bu ülkeye “yeni zaferler” yaşatarak ödeyebiliriz.
Bizim için “yeni zaferler” demek bilimde, üretimde, eğitimde, kültürde, sanatta, sporda en yüksek hedeflere ulaşmak demektir. Çünkü bizler, “millet hayatı tehlikede değilse, nefsi müdafaa için yapılmıyorsa, savaş cinayettir” diyen Atatürk’ün yolundan gidenleriz.
Bizim için “yeni zaferler” demek, her alanda çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmak, çağdaş uygarlığın yeni standartlarını belirlemek demektir. “Yeni zaferleri” birilerine karşı savaşarak elde etmeyeceğiz. Herkesi bir ve eşit görerek, her türlü bağnazlıkla mücadele ederek başarıya ulaşacağız.
Bizim mücadelemiz önyargılara, adaletsizliklere, hoşgörüsüzlüklere karşı olacak.
Neler başarabileceğimizi tarihimizden biliyoruz. Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki muazzam kalkınma ve aydınlanma mücadelesi ülkemize çok büyük bir güç ve ivme kazandırdı. Bugün çok daha fazlasını başarmak için her şeye sahibiz. Tek bir şeye ihtiyacımız var: Birlik duygumuzu güçlendirmeye.
Çanakkale’de… Kurtuluş Savaşı cephelerinde… 30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar’da nasıl tek bir yürek olduysak…
Aramızdaki farklılıkları zerre kadar umursamadan, afetlerde nasıl birbirimizin yardımına koşmak için yarışıyorsak…
Her güne aynı birlik ve bütünlük duygusuyla uyanmayı başarmak zorundayız. Birbirimizle değil, ortak dertlerimizle uğraşmayı öğrenmek ve onların üstesinden gelmeyi başarmak zorundayız.
Başaracağız… Hep birlikte başaracağız.
Birliğimize, kardeşliğimize sahip çıkarak, hepimiz için güzel bir geleceği hep birlikte kuracak, Cumhuriyetimizi nice yeni zaferlerle taçlandıracağız.
Yolumuz açık olsun.