Sevgili dostlarım, sevgili hemşehrilerim, benim güzel komşularım. Yıllardır, 30 yılı aşkındır birlikte yaşadığımız sevgili Esenyurtlu hemşehrilerim. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Tabii bu meydanlar böyle dolmamalı. Bu meydanların bugün dolma biçimi ve bir araya gelişimiz gerçekten üzüntü vericidir ama bir hak arama mücadelesidir. Bugün burada Esenyurt’un güzel insanları var. Memleketin karması var, ben biliyorum. Memleketimizin doğusundan, batısından, güneyinden, kuzeyinden, Karadeniz’den, Doğu Anadolu’dan, Güneydoğu Anadolu’dan, İç Anadolu’dan her yerden; Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi her insanı burada. Esenyurt sadece bir milyon insanın yaşadığı bir ilçe değil. Esenyurt aynı zamanda koca bir yürek.

Sevgili hemşehrilerim,

Ne yazık ki her gün bir başka şaibeli sürecin içindeyiz. Bir başka karanlık hamlenin peşinde koşan bir iktidarla karşı karşıyayız. Şimdi de Esenyurt’un üzerine kirli bir oyun kurguluyorlar. Benim uzun yıllardır tanıdığım bir bilim insanını, bu memleketin yetiştirdiği bir profesörü ve bütün Esenyurt’un katılımıyla, büyük desteğiyle seçtiği Ahmet Özer başkanımızı, uyduruk sebeplerle terörist ilan edip tutuklayıp Esenyurt’u kayyuma emanet ettiler.

Bakın, az önce söyledim. 2019 seçimlerinde İstanbul’u kaybettiklerinden bu yana kafalarında aynı plan var. 2019 yılından bu yana, seçildiğimiz 31 Mart gününden bugüne hep aynı uygulamaları, hep sandıkta kaybettiklerini yargı aracılığıyla geri almak istemediler mi? İşte, bugün de yaptıkları aynı şey. Milletin onlara vermediği yetkiye, siyasi güdümlü mahkemeler aracılığıyla ulaşmak istiyorlar. Önümüzdeki seçimi bugünden kazanmak ve tahakküm altına almak için şimdiden milleti baskı altına almak istiyorlar ama yapamayacaksınız.

Hukuk görüntüsü altında yaptıkları bu utanç verici uygulamaların altında kalacaklar.

Sevgili hemşehrilerim, benim güzel komşularım.

Bakın bunlar yalanı, iftirayı, uydurmayı yemek gibi yiyorlar. Bakın, Ahmet Özer başkanımıza atılan iftiraları, tutuklama gerekçelerini size bir kısım anlatayım. Neymiş, mantıken uzaktan yakından yanına yaklaşılmaz. Neymiş, Ahmet Özer başkanımız ile terör örgütü arasında varmış gibi gösterilen, gösterilmek istenen ilişkinin kanıtı olarak ortaya konan… İnanın okusanız gülersiniz. İddialara baktım, hemen elime uzandı 7 sayfalık iddiayı akşam 10 dakikada okudum. Ben hukukçularımızdan özür diliyorum ama o iddianameyi yazanın derhal psikiyatriste gitmesi lazım. Psikiyatrinin konusu olacak derecede anlaşılmaz, akıldan ve gerçeklikten uzaktır. Örneğin, bakın savcılık diyor ki neymiş efendim terör örgütüyle bağını gösterir, en önemli telefon görüşmesi diye tanımladığı bir madde var. Ahmet Özer başkanımız, Mehmet Kaya adlı bir vatandaşa, annesinin cenazesinden dolayı taziyede bulunuyor. Ölüm acısı yaşamakta olan bir vatandaşın acısını hafifletmek amacıyla rahmetli annesine dair söylenmiş bir sözü, bağlamından koparmak ve buradan terör örgütü bağlantısı uydurmak nasıl bir akıl ürünüdür? Bunu bir insan nasıl düşünür, ben anlayamıyorum.

Bakın herhâlde bunun için böyle bir hamleyi yapmak için insanlıktan, hukuktan, gelenek göreneklerimizden, izandan hiç nasip almamış olmak gerekir, hiç.

Sevgili hemşehrilerim,

Bakın siz buradan sesleniyorum, iktidara sesleniyorum. Burası önemli. Siz, bakan yaptığınız, vekil yaptığınız, devletin önemli kademelerine getirdiğiniz arkadaşlarınız bir yakınını kaybedince, onun kardeşi terör örgütü üyesiymiş diyerek taziyede bulunmuyor musunuz? Mesela, şimdiki Adalet Bakanına, Allah gecinden versin, bir yakınını kaybedince ona baş sağlığı dilemeyecek misiniz?

Hatırlarsınız, bakın bir başka konu. Hatırlarsınız, bu iktidarın yıllar önce yürüttüğü bir çözüm süreci vardı. İşte o süreçte neymiş efendim, çözüm süreci heyeti arasında gerçekleşen konuşmada sürece katkı sunabilecek akademisyenlerden birisi olarak İmralı’da yapılan toplantıda, Ahmet Özer başkanımızın adı geçiyormuş. Demek ki teröristmiş, hadi bakalım!

Bakın, bunlar kötü insanlar. Bu aklı yürüten insanlar, kötü insanlar.

Sadece birileri onun hakkında “Çözüm sürecine katkı sunabilir.” diye düşündüğü için Ahmet Özer başkanımızı terörist kabul edeceksek, Allah aşkına o çözüm sürecini başlatan yetkilileri, kamu görevlilerini ne yapacağız o zaman? Neymiş hemen şu, o gün başka bugün başka. Hemen şu tarihten öncesi şöyle, şu tarihten sonrası böyle. Kendi işlerine geldiği gibi evirip, çevirip, kıvırıp, önünü arkasına dönüştürüp her gününü bir yalanla geçiren akılla karşı karşıyayız. Bakın bunların yaptığı şey ne biliyor musunuz? Yolsuzluğa, hukuksuzluğa batmış iktidarlarını korumaktan başka bir şey değil. Bu kadar net.

Ahmet Özer başkanımız hakkındaki iddiaların tamamı bu ölçüde uyduruktur, temelsizdir ve asla kabul etmiyoruz. Asla kabul etmiyoruz.

Aklını, vicdanını başkasına kiraya vermemiş hiç kimse, bu işin bir siyasi operasyon olduğu bilir. Bugün buradan söylüyorum, biz asla dilsiz şeytan olmadık olmayacağız.

Hak kimin ise o hakkı savunmak Ekrem İmamoğlu’nun boynunun borcudur kardeşim.

İktidar, hukukun akışını tersine çevirmiştir. İktidar ne yazık ki herkese yaftalamaktadır. Bu kardeşiniz neredeyse 6 yıldır bunların yalanlarıyla, iftiralarıyla uğraşmıyor mu? Yüzlerce uydurma teftişle, müdahalelerle uğraşmıyor mu? Ya Allah aşkına, “Ahmak Davası” nedir? Böyle bir dava olur mu?

İşte, bunların işi ne biliyor musunuz? Yargı eliyle Ahmet Özer başkanımıza terörist yaftası yapıştırılıyor, tutuklanıyor ondan sonra da deniyor ki “Hadi kendini akla.” Ya bu ne vicdansızlık? Biz de diyoruz ki “Siz sergilemekte olduğunuz bu oyunun önce hukuk olduğunu bir kanıtlayın kardeşim.” Böyle hukuk olmaz. Siz önce milletin sandıktan çıkan iradesine saygılı, demokratik meşruiyete sahip bir iktidar olduğunuzu kanıtlayın. Önce onu kanıtlayın.

Bakın daha da önemlisi ne biliyor musunuz? Ben hep ne diyorum? Ben hep diyorum ki “86 milyon insan”, “86 milyon yurttaş”, “86 milyon eşit hissedar”, “86 milyon benim canım insanım” diyorum her yerde. Onun için bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? Bu iktidar önce bu millete olan sevgisini ve saygısını kanıtlasın, ama kanıtlayamaz! Kanıtlayamaz.

İlk günden bugüne, bunlar “oy verenler”, “vermeyenler” diye ayırdı mı? Oy verenlere iyi, oy vermeyenlere terörist dedi mi? Bunlar “Ya bendesin ya bertarafsın” dediler mi? İşte bunlar, kötü insanlar. Bakın bu lafları diyenler kötü insanlar. O bakımdan sevgili dostlar, biz kardeşliğin sevginin tüm kötülükleri bertaraf etmesi için buradayız. Biz dayanışmanın, demokrasinin, milletin seçme özgürlüğü hakkını muhafaza etmek için buradayız. Kendini ev sahibi, milleti kiracı zanneden, milletiyle didişen, milletinin iradesine saygı duymayanları uyarmak için buradayız.

Sevgiden daha büyük ne var Allah aşkına? Bir insanın bir insanı sevmesi için tek şey yeter. Ne deriz? “Biz hepinizi çok seviyoruz yaratandan ötürü.” demiyor muyuz? Bunlar bütün bu ahlaklı, bütün bu erdemli bu toprakların bize bıraktığı o güçlü mirası yok sayıyorlar. Siz, bakın söyleyeyim, bu anlamda biz bu toplumun, özellikle ifade edeyim ki, eninde sonunda biz bu sorunu aşacağız. Biz bu sorunu aşacağız ve hep birlikte bu kötülükten kurtulacağız.

Sevgili hemşehrilerim, benim güzel insanlarım,

Asla vazgeçmeyelim.

Siz çatışmadan, kutuplaşmadan, kavgadan, kaostan yanasınız. Siz ülkenin huzurunu vatandaşın refahını düşünmezsiniz. Siz bu milletin bir tek güne huzurla uyanmasından, birbirine gülümseyerek ‘günaydın’ demesinden bile rahatsız olursunuz ama biz buna teslim olmayacağız.

Biz buna teslim olmayacağız. Sizinle uğraşacağız.

Biz, buradan söylüyorum: Ben sizinle uğraşacağım, bu kadar net.

Bu kötülükle mücadeleyi büyüteceğiz. Cumhuriyetin ve demokrasinin çürütülmesine asla seyirci kalmayacağız. Atamızın, milletimizin bize emaneti olan bu Cumhuriyeti yüzyıllarca yaşatacağız. Asla bu Cumhuriyeti geldiği yere, o oligarşik monarşik anlayışa, otoriter anlayışa asla teslim etmeyeceğiz. Cumhuriyetimizi ve ülkemizi yoran bu zikzaklarla zorlu dönemi bitirip dün ne başardıysak yarın da birlikte başaracağız. Bunları ne yapacağız biliyor musunuz? Hep birlikte evine göndereceğiz.

Değerli dostlarım,

Bizi ne yasaklar ne mahkemeler ne tehditler ne de kumpaslar durduramaz. Milletin sözünün başladığı yerde, muktedirin zulmü bitecektir. Zalimin zulmünü yok edecek olan, demokrasilerde milletin sözüdür. Hani var ya “Yeter, söz milletin.” dendiği yıllar da vardır ama en güzeli ne biliyor musunuz? Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Bakın şu bileği görüyor musunuz? Seçimlerde bükemediğiniz bileği, yasaklar ve tutuklamalarla, kayyumlarla bir milim bile yiyemeyeceksiniz. Çünkü kendi iradesini, milletin iradesini üstünde görenler artık bu ülkede muktedir kalamayacaklar. Buna hep birlikte son vereceğiz. Bu ömrü bu yola adayacak, milletin sesine ve iradesine vurulmak istenen darbeyi alaşağı edecek milyonlarca vatandaşımız var.

Sevgili dostlarım,

Bakın burası çok önemli, burasını iyi dinleyelim. Biz meselelerimizin çözümünü gizli saklı hesaplardan, gizli saklı çıkar hesaplarından aramıyoruz. Ortak değerlerimizde arıyoruz. Kimsenin hakkını yememekte, herkesin hakkını ona teslim etmekte arıyoruz. Her bir vatandaşımızın özgürce söylediği sözde, toplumsal mutabakatlarda, toplumsal uzlaşılarda atıyoruz. Bakın, Esenyurt’ta biz iki elimizi de sıkmadan, saklamadan açtık kardeşlerimiz, öyle değil mi? Gönlümüzü açtık kardeşlerimiz, öyle değil mi? Bir elimizde gizli bir sözleşmeyi diğerinde tehdidin, şantajın sopasını saklamadık. Açtık ellerimizi, kollarımızı. Şartsız bir samimiyetle, güvenle açtık. Esenyurt’ta tüm kardeşlerimizle kucaklaştık. Esenyurt birbiriyle kucaklaştı. Hep birlikte oturdu, konuştu, yarıştı, anlaştı.

İşte sadece Kürt kardeşlerimizle değil, Kürt vatandaşlarımızla değil bütün vatandaşlarımızla, bütün kardeşlerimizle, biz bir elimize gizli bir sözleşmeyi diğerinde ise tehdidin, şantajın sopasını hiç saklamadık. Her şeyimiz açık oldu çünkü biz gönlümüzü açtığımız insanlarımızın, bizim canım vatandaşlarımız olduğunu biliyoruz. Açtık ellerimizi kollarımızı, şartsız ve samimiyetle, güvenle açtık. Dedik ki “Ben bu vatandaşıma hizmet etmek istiyorum. Benim tek şartım var o benim vatandaşım. Onun evladı benim evladım, onun kızı benim kızım, onun oğlu benim oğlum, onun genci benim gencim. Hanımefendiler benim başımın tacı, beyefendiler benim başımın tacı.”

İşte, burada biz hep birlikte oturduk, konuştuk, yarıştık, anlaştık, medeni bir rekabetle her daim vatandaşımıza böyle baktık. Kaybedene tepeden bakmadan, hep beraber kazanmanın tadına varma yolunu seçtik, ne oldu? Esenyurt başkanına karar vermedi mi? İşte bu kadar. Ahmet Özer’i seçmedi mi? Esenyurt’ta kucaklaşanlar, buraya tek şey getirmeyi istedi: Barışı, huzuru kardeşliği. Esenyurt’ta geçmiş yıllarda yapılan talanı bertaraf edip buradan uzaklaştırdık diye millet dua ediyor. Talan ettiler Esenyurt’u. Esenyurt’u o akıl bir daha yönetemeyecek.

Esenyurt’ta barış kapalı kapılar ardında birilerinin kariyer hesaplarıyla yapılmadı. Esenyurt’ta barışı ve huzuru, herkesin kendini özgürce ifade ettiği, medeni, demokratik ve aynı zamanda toplumsa mutabakatla sağlama gayreti gösterildi. Siz Esenyurt’un barışına, huzuruna hep birlikte teslim olmadınız mı? Siz ne yaptınız, kucaklaştınız. Peki, bugün yargının sopasıyla, sizin inşa ettiğiniz o barış ve huzur ortamı bertaraf edilmek istenmiyor mu? Ayıp değil mi? Milletin iradesini yok saymak, Cumhuriyetimize, demokrasimize yakışıyor mu? İşte barışı, huzuru paramparça ettiler.

Bakın sevgili hemşehrilerim,

Buradan onlara sesleniyorum: Ellerinizi gizlemeyin kardeş. Ellerinizi açın gösterin. Arkanızda sakladığınız öbür elinizi açın.

Buradan iktidara sesleniyorum. Elinizde sakladığınız baltanızı, balyozunuzu, sopanızı bir kenara bırakın. Tehdidi, şantajı bir kenara bırakın. Milletle sözleşme mi yapmak istiyorsunuz? Sözleşmeler, verilen sözlerle yapılır. Önce milletin tercihlerine saygı sözü verin. Seçme özgürlüğünü sağlayın. Milletin seçtiklerine değer verin. Milleti, sizi seçmediği için cezalandırmayacağınızı garanti edin. Sizi seçmese de milletin egemenliğine iradesine helal getirmeyeceğinizi garanti edin. Tüm yarışları adil, demokratik ve medeni kılma sözü verin. Sizi geçiyor diye ayağına çelme takmayın. Böyle bir yarış, böyle bir demokrasi olmaz. Siz rakiplerinizi “korktuklarınız”, “korkmadıklarınız” diye ayırmayın. Millet kiminle yarışmanızı isterse korkmadan çekinmeden onunla yarışın.  

Zaten buradan söyleyeyim, vallahi billahi, Esenyurt Meydanı’nda söyleyeyim, beni duysunlar: Korkunun ecele faydası yok. Bu kadar net.

Bu millet bütün bunları yaptığınız yerde, huzur, barışı ve kardeşliği inşa eder. Hep etmiştir, yine eder. Millete güvenin, milletin iradesine teslim olun. Biz, sorunların çözümünün karşısında olmayız, sorunların çözümüne destek oluruz. Yeter ki siz çözümlerde samimiyeti, ciddiyeti ve tutarlılığı gösterin.

Tutmuş “Uzattığım el havada bırakılmasın.” diyor. Söylesenize sizin elinizde ne var, bu millet biliyor mu? Ellerinde ne olduğunu bu millet bilmiyor. Siz neyin sözleşmesini yapmak istiyorsunuz?

Mesela Kürt vatandaşlarımıza ne diyorsunuz? Siz neyin sözleşmesini yapmak istiyorsunuz Kürt kardeşlerimizle? Kimin, ne dediğiniz bildiği bir ortamda mıyız?

Elinizde barış mı var, huzur mu var, kardeşlik mi var?

Seçtikleri meşru siyasetçilere ifade özgürlüğü, serbestçe görev yapma sözü mü var?

Elinizde ne var? Bu millet hiçbirini bilmiyor değil mi?

Evlatlarına iş mi var, aş mı var, umutlu bir gelecek mi var?

Mesela mülakatta elenmeme var mı? Bunu bilen var mı?

İşte buradan diyoruz ki acaba yaşlılarına umutlu bir emeklilik mi var yoksa sizin elinizde yine şantaj mı var, tehdit mi var?

Ben kimi istersem onu seçin dayatması mı var? Sahi soruyorum, öbür elinizde ne tutuyorsunuz?

Öbür elinizde sopa mı var, gösterin! Cesaretiniz varsa gösterin! Bu millet görsün.

Kimi ne zaman istersem o zaman seçin, nereye istersem oraya seçin diye dayatan bir sopa mı var? Beni seçmezseniz, sizin seçtiklerinize görev yaptırmam, onları hapse atarım, size hayatı dar ederim diyen şantaj sopanız mı var?

Sizi evsiz yurtsuz, evlatlarınızı işsiz bırakırım diyen tehdit sopanız mı var?

Bakın buradan söylüyorum, sizin bu sözleşmede memleketin geri kalanına verdiğiniz vaadiniz nedir? Milletin bunu bilmeye ihtiyacı var. Gelin birlikte bir millet olalım diyorsunuz, kaderinizi geleceğimizi aynı hedefte buluşturalım mı diyorsunuz? Yoksa benden başkasına gönül düşürürseniz, bu memleketi yine hepinize dar ederim mi diyorsunuz? İşte bütün bu soruların cevabını, bu millete vermek zorundasınız.

Millet zaten daralmış durumda. Bu ülke son 7-8 yıllık dönemde çok ağır bir ekonomik bunalım içinde. Bir hiç uğruna, sırf bir kişinin hırsı uğruna bu millet yoklukla, yoksullukla, sefaletle sınava çekiliyor. Yoksulluk hepinizi üzmüyor mu hemşehrilerim? Bakın yoksulluğun da terörün de bu ülkeden def edilmesinin tek bir yolu vardır. O da nedir biliyor musunuz? Milli iradenin üstünlüğü karşısında haddini bilmek. Milletine güvenmek. Milletin hakimiyetini ve hakemliğini kabul etmek. Başka bir çözüm yolu yok.

Sevgili hemşehrilerim,

Bir milletin, biz bu milletin, az önce söylediğim gibi, egemenliğini kayıtsız şartsız kabul ediyoruz. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” diyen o sözü kabul edeli 101 sene oldu. Onu kabul eden bizler, onlara diyoruz ki: “Hodri meydan!”

Siyasi güdümlü yargı kararlarının arkasına saklanmadan, mertçe yarışmak için hodri meydan.

İşte, siyasi güdümlü yargı kararlarının arkasına saklanmadan, mertçe yarışmak istiyorsanız bu milletin yüreği bu meydanda, bu milletin yüreği her yerde. İşte hep birlikte bu zorlukları aşmaya var mıyız?

Hep birlikte bu zorlukları aşana kadar, hukuki ve demokratik yollarla en güçlü mücadeleye var mıyız?

Hep birlikte olmaya var mıyız?

İşte sabırla, inatla, bütün güzelliklere biz haksızlığa uğrayan, hukuksuzluğa uğrayan, başta Ahmet Özer başkanımız olmak üzere onların özgürlükleri dâhil, haksızlığa hukuksuzluğa uğrayan kim varsa onlar için mücadeleye devam edeceğiz.

Bu kardeşiniz bu yola çıkmıştır. ASLA VAZGEÇEMYECEK, ASLA.

İlk günden beri, o yolun uğruna koşmaya hazır bir hemşehriniz ve kardeşiniz olarak mücadeleye devam edeceğiz. Hep birlikte güzel günlerde buluşmayı diliyorum.

İnşallah bizler bu meydanları bir daha hukuksuzluk, adaletsizlik için değil, bu meydanları her daim milletçe coşku için, bayramlar için, Cumhuriyeti kutlamak için, demokrasiyi kutlamak için, özgürlüklerimizi tatmak için doldururuz.

Hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Geçmiş olsun Esenyurt.

Sağ olun, var olun.

Esenyurt Meydanı Buluşması Konuşması