Cumhuriyet Bayramı’nın coşkusunu, geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerle birlikte yaşadık.
“DÜNYANIN EN ORGANİK CUMHURİYETİDİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ”
Hepimizin, her birimizin; benim sizden, sizin benden farkınız yok. Bu memleketin eşit hissedarıyız. Eşitiz. Hakkımız, hukukumuz aynı. Bunu bize veren cumhuriyettir. Bunu bize kazandıran Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun için çok güzel bir tasarımdır. İşte, her birimiz gurur duymalıyız, her birimiz. Çünkü Türkiye’deki cumhuriyet, demokrasiden ayrı düşünülemez çünkü Atatürk, onu milletiyle kurdu. Türkiye Cumhuriyeti dünyanın en organik cumhuriyetidir.
Ülkemiz kurulduğu andan itibaren demokrasi ve cumhuriyetin bütünlüğü üzerine inşa edilmiştir. Cumhuriyet sanıldığı gibi sadece devleti değil aynı zamanda bizleri, aynı devlet içinde özgür irademizle bir arada olmamızı temsil eder. Yani birlikteyiz. Devletimiz bu birliğimizin, bu birliğin kurumsal çatısını oluştururken milletimiz de neyini oluşturur biliyor musunuz? Ruhunu oluşturur. Cumhuriyet ve demokrasi asla ve asla güçler ayrılığı olmadan ulusal bütünlüğü sağlayamaz. Yaşamın ve hayatın en önemli unsurudur. Bu yönüyle, işte, o güçler ayrılığı ne der? Yasamanın, yürütmenin ve yargının birbirinden ayrılması demokratik cumhuriyetimizin en büyük güvencesidir. Bunun da başka bir yolu yoktur.
Hani her güç bir kişinin elinde olabilir mi? Olmaz! Olursa halka, bu güzel yansımaz. O bakımdan büyük bir tarihi tecrübenin ve sarsılmaz iradenin sonucu olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti en baştan böyle tasarladı. İşte bütün bunlarla Türkiye, 1923’ten itibaren büyük bir kalkınma ve refah artırımı yaptı.
DÜNYA KADIN HAKLARINI KONUŞMAZKEN ATATÜRK BU MİLLETE KADIN HAKLARINI EMANET ETTİ
Sevgili hemşerilerim, güzel hanımefendiler, yakışıklı beyefendiler, sevgili gençler,
Millet olarak tarihin çok zor bir döneminde çok önemli işler başardık milletçe. Üretimden altyapıya, o Cumhuriyetin ilk döneminde, sanayiden ticarete, hukuktan eğitime, bakınız kadın hakları… Dünya kadın haklarını konuşmazken cumhuriyet, Atatürk bu millete kadın haklarını emanet etti. Teknolojiden hayatın her alanında koşar adımlarla modernleşen aydınlık bir ülkeye dönüştük. İşte, kula kulluk etmeyi bitirdi Atatürk. Millete “Özgürsün.” dedi. “Fikri hür, vicdanı hür nesiller istiyorum” dedi. Sonra adımlar devam etti. Özgürleşme ve demokrasi adına benzer şekilde 1946’da, 1950’de hatta 1983’te demokrasiyi pekiştirecek önemli adımlar atıldı.
DEMOKRATİK CUMHURİYETİMİZ, NE YAZIK Kİ KRİZ İÇİNDE

Sevgili gençler, değerli vatandaşlarım,
Cumhuriyetin 101. yılını idrak ettiğimiz bugün ülkemiz büyük bir sınavdan, ağır bir sınavdan geçiyor. Demokratik Cumhuriyetimiz ne yazık ki kriz içinde. Özellikle bunun nedeni yaklaşık 8 senedir, 2016’dan bu yana Türkiye’nin tarihine ve demokrasi tecrübesine asla uymayan, tepeden inme bir rejimle karşı karşıya olmamızdır. Şaibeli bir referandumla Türkiye’ye dayatılan bu sistem, ülkemizin o güçlü tarihsel yolculuğunda kötü bir sapma anlamına geliyor. İşte bize dayatılan bu sistem, en önemli değerimiz olan güçler ayrılığını kaldırıyor, reddediyor. Parlamentoyu, milletin meclisini küçümsüyor. Milletin iradesini göz ardı ediyor. Adalet kurumlarını siyasetin aracına dönüştürüyor ve özellikle sevgili gençler, bu sizi ilgilendiriyor: Cumhuriyetin temeli olan liyakat ilkesini kökünden ortadan kaldırıyor. Hâlbuki benim her genç evladım “Ben çalışırsam hakkımı alırım.” diyebilmeli bu memlekette. “Ben çaba gösterirsem hakkımı alırım.”, “Çok çalışırsam bu ülkenin her kademesine gelirim.” diyebilmeli. Eş, dost, akraba olmaya gerek yok. “Cumhuriyet benim hakkımı verir.” diyebilmeli ama bunu ortadan kaldırdılar. Geri getireceğiz! Liyakati geri getireceğiz, milletin evlatlarının hakkını geri getireceğiz!
HANİ ‘ŞAHSIM’ DİYE BİR KELİME VAR YA…
İşte, size ve bize dayatılan bu sistem bir yandan ekonomik olarak ülkemizi yoksullaştırdı. Diğer yandan özgürlükleri, sözde güvenlik gerekçeleriyle kısıtladı. Bu, devletin ciddiyetini zedeliyor. Devleti kişiselleştiriyor. Hani “şahsım” diye bir kelime var ya “şahsım”a dönüştürüyor. Hâlbuki devlet “şahsım” olur mu? Devlet, milletin!
ALLAH AŞKINA NEDİR BU ÇILGINLIK?
HER YERDEN ÇETELER FIŞKIRIYOR.
Sevgili gençler,
Her gün değişen kararlar ve fikirlerle ülkemizi sarsıyor, sersemletiyorlar. Türkiye’de herkes devlet ciddiyetine, demokrasiye, özgürlüklere, eşitliğe, bir arada yaşamaya hasret hâle getirildi. 86 milyonun gözü önünde devletimizin ne yazık ki köklü kurumları bir bir çürütülüyor. İktidara en yakın olanlar dâhil, hiç kimse kendisini güvende hissetmiyor. Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a bu aziz topraklarda yaşayan 86 milyon vatandaşımız kendini huzur ve güven içinde hissetmiyor. Evlatlarımız güvende hissetmiyor. Sağlığımızı güvende hissetmiyoruz. Adalete güvenimiz sarsılıyor, eğitime inancımız sarsılıyor. Hastanelere bile güvenimiz sarsılıyor. Evde, sokakta, işte, okulda, hastanede, mahkemede hiç kimse kendini güvende hissetmiyor. Allah aşkına nedir bu çılgınlık? Her yerden çeteler fışkırıyor. Bu memleket sahipsiz değil! Göreceksiniz bu çürüme, evet, koca topluma sirayet ediyor. Eğitiminden eğitimsizine, zengininden fakirine, gencinden yaşlısına herkes bundan etkileniyor, biliyorum ama sevgili kardeşlerim, hiç kimse, hiçbiriniz bunu hak etmiyorsunuz.
TÜRKİYE'NİN GENÇLERİNE GÜVENEREK YOLA ÇIKTIK
100 yıl önce büyük mücadeleler pahasına, binlerce şehidin canı ve kanı pahasına kurulan Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin çürütülmesine seyirci kalamayız, öyle değil mi? Bu memleket bizim, öyle değil mi? İşte bunun için yola çıktık diyoruz. 29 Mayıs sabahı 2023’te “Değişim” diyerek yola çıktığımızda tam da bunu anlattık çünkü bizim Atamıza borcumuz var. 1923’ten bu yana nice nesiller görevler yaptı. Bazı yıllarda doğanlar şu anda devletin belli kademelerinde bir kısım süreçleri yöneten insanlar. Artık onların devri bitti. Yeterince zarar verdiler. Onun için diyoruz ki artık bu iş yeni neslin işi. Biz de bu dönem görevimizi yerine getirip alnımız açık başımız dik, siz güzel gençlere hızlıca emanet etmemiz lazım. Size çok güveniyoruz!
İşte, Cumhuriyetimizin yeniden demokrasiyle buluşması için Atatürk’ün kurduğu değerlere dönerek bu tarihsel sapmaya son verebilmek için yola çıktık. Sizlere, Türkiye’nin her bir ferdine, özellikle de gençlerine güvenerek yola çıktık. Bunu hep birlikte başaracağız! Kararlıyız, vazgeçmeyeceğiz!

BÜYÜK BİR TOPARLANMA DÖNEMİ YAŞAMALIYIZ
Milletçe yeni tarihi bir dönemecin eşiğindeyiz. Dünyanın içinden geçtiği bu karmaşık dönemi de göz önünde bulundurarak milletimizin cumhuriyet ve demokrasiyle yeniden kucaklaşmasını sağlayacağız. Aynı zamanda değişen dünya gerçeklerine uygun yeni bir siyaset anlayışını da milletimizin önüne getireceğiz. Ben bu yeni siyaset anlayışına Türkiye’nin tazelenme, toparlanma ve sıçrayarak kalkınma projesi diyorum. Ülkemizi yoran bu zikzaklarla dolu dönemi artık geride bırakmalıyız. Eski dönem aktörlerinden kurtulmanın artık zamanı geldi. İşte bu sayfayı kapatmalı ve yeni bir dönemin kapısını açarak tazelenmeliyiz. Aynı zamanda tam da Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında olduğu gibi büyük bir toparlanma dönemi yaşamalıyız. Yeniden kendimize güvenmeli, kendine güvenen millet olmalıyız. Korkmamalıyız, öz güveni yüksek bir millet olmalıyız. Dün ne başardıysak, birlikte nasıl başardıysak, yine birlikte başarmalıyız. Geleceğe umutla bakarak son dönemin neden olduğu bu moloz yığınını ortadan kaldırmalıyız. Ülkemizin gerçek mimarisini yeniden ortaya çıkarmalıyız. Güçlendirmeliyiz ve geleceğe koşmalıyız. Yeni bir sıçrayarak kalkınma için gerekli olan enerjiyi, iradeyi ve cesareti biriktirmeliyiz.
SORUNLARIMIZIN TEMELİNDE, MİLLETİ YÖNETENLERİN MİLLETTEN UZAKLAŞMASI YATIYOR
Bakın sevgili gençler,
Bir süredir dünyanın alt ligine düşmüş ülkemizi tekrar birinci lige çıkaracağız. Oradan şampiyonlar ligine çıkaracağız! İşte, istek ve iradeyi göstermeye hazırız. Bugün tam da böyle bir noktadayız. Atatürk yıllar önce ne demişti: “Özgürlüğün, eşitliğin, adaletin dayanak noktası millî egemenliktir. En yüksek özgürlük, eşitlik ve adaletin sağlanması ancak tam ve kesin anlamıyla millî egemenliğin kurulmasına bağlıdır.” Yani milletin egemenliğine. İşte, sorunlarımızın temelinde milletin egemenliğinin kısıtlanması yatıyor. Sorunlarımızın temelinde milleti yönetenlerin milletten uzaklaşması yatıyor. Oysa biz bu ülkeyi “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” diyerek kurduk. Bu ilkeden bir adım geri atmayız! Sakın geri atmayın! Hakkınız olanı savunun! Özgürce konuşun, aklınıza gelen her fikri paylaşın. İşte, cumhuriyet bunun için kuruldu. Hem devletimizi hem demokrasimizi hem de değerlerimizi sil baştan yeniden tanımlamalıyız.
ATA'MIZIN HAYAL ETTİĞİ GİBİ BİR ÜLKEYİ İNŞA ETMEK GÖREVİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ
Devleti kişilere değil kurallar ve kurumlara bağlı, herkes için eşit hizmet üreten bir yapıya kavuşturmalıyız. Milletin her bir ferdini eşit ve aynı ölçüde değerli gören bir anlayışı, devlet ve toplum hayatında yeniden hâkim kılmalıyız. Bakın yargı… Yargıyı bütün güç odaklarından bağımsız ve tarafsız hâle getirmeliyiz. Yargının, siyaseti şekillendirmenin bir aracı olarak kullanılmasına asla izin vermeyiz! Atanmış bir siyasetçi, seçimle iş başına gelmiş bir diğerine “ahmak” derken dava açmayan yargı, sözü muhatabına iade edene de dava açmamalı öyle değil mi? İşte, milletin egemenliğini hâkim kılacaksak vatandaşı yolsuzluk ve işsizlik içerisinde, piyasaların ve sermayecinin merhametine bırakamayız. Devletimizi, vatandaşlarına hukuki eşitlik kadar imkân ve fırsat eşitliği de sağlamakla yükümlü hâle getirmeliyiz. Sosyal adaleti, devletin prensiplerinden biri hâline getirmeliyiz. Herkesin eşitleneceği bir sosyal devlet yapısı kurmalıyız. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında tam da Atamızın hayal ettiği gibi özgürlük, eşitlik ve adalete dayalı, güçlü ver refah içinde bir ülkeyi inşa etmek göreviyle karşı karşıyayız. Cumhuriyet Bayramı’nı coşkuyla kutluyoruz çünkü hepimiz bu göreve hazırız, öyle değil mi?
Cumhuriyetin evlatları hazır mısınız?
Biliyorsunuz ki biz Cumhuriyetin, bu devletin, bu milletin, bu canım toprakların, bu vatanın sahipleriyiz. Çünkü biz en zor zamanlarda birbiriyle kenetlenmeyi bilen, yeniden doğmayı başaran bir milletiz. Biz bunu çok başardık.
Sevgili hemşerilerim, sevgili gençler,
Kendi koltuklarından başka hiçbir şeyi düşünmeyen siyasetçilerin bizi “şu”, “bu” diye birbirinden ayıranlara inat, günü geldiğinde tek yürek olmaya hazır mıyız? Tek yürek olmayı başardık. Dün başardık, bir kez daha başarırız. O gün gelmiştir. Bundan sonra size tavsiyem, ruhunuzu temizleyin. Bundan sonra her sabaha özgürlük, eşitlik ve adalete bir gün daha yakınız diye uyanacağız. Bundan sonra her sabaha gelecek endişesi duymadan, insan gibi yaşayacağımız yeni bir hayata bir gün daha yakınız diye uyanacağız. Bu umutla, bu inançla daha çok çalışacağız ve mutlaka başaracağız. Ben sizlere çok güveniyorum. Her biriniz kendinize çok güvenin çünkü sizler Cumhuriyetin güzel evlatlarısınız. Herkesi kendi gibi eşit ve değerli kabul eden milyonlarsınız! Sizler kimsenin hakkını yemezsiniz, hakkınızı da yedirmezsiniz.
CUMHURİYET, KORKUYA VE TEHDİDE DAYANAN REJİMLERE BENZEMEZ
Cumhuriyet sizleri bu ülkenin, bu devletin sahibi yaptı. Gücünüzün farkında olun. Sahip olduklarınızın değerini bilin. Bir avuç insanın sizi bir kenara itip bu ilkeyi kendi bildikleri gibi yönetmesine asla izin vermeyin çünkü bugün yapılan her yanlış, sizin geleceğinizi sıkıntıya sokuyor. Onun için Cumhuriyet, korkuya ve tehdide dayanan rejimlere benzemez. Cumhuriyet onurlu, öz güvenli, erdemli insanların rejimidir. Cumhuriyet bizim karakterimiz, en değerli mirasımızdır. Bu yürüyüş milletin yürüyüşüdür. 86 milyon yurttaşımızın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş hepimizin ortak yürüyüşüdür. Omuz omuza, birlikte ve inançla yapacağımız gelecek için yürüyüşüdür. Dün olduğu gibi bugün ve yarın da hazırız, başaracağız!
Bu bayram doğru bir sürecin başlayacağı ikinci yüzyılın ilk bayramıdır. İşte bu bayramla beraber yürüyüştür. Yürüyüşünüz, geleceğiniz aydınlık olsun! Hepinizi çok seviyorum.
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk!
Yaşasın tam bağımsız, güçlü ve mutlu Türkiye!
Bayramımız kutlu olsun!

29 Ekim Cumhuriyet Kutlamaları Konuşması 2024 - Yenikapı Etkinlik Alanı