Üyesi olmaktan onur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin değerli üyeleri,

Değerli vekillerim, 

İl başkanım, ilçe başkanlarım,

Sevgili yol arkadaşlarım,

31 Mart 2024 seçim sonuçlarını değerlendireceğimiz il danışma kurulu toplantımıza hoş geldiniz...

Her şeyden önce, 50 yıla yakın bir süre sonra partimizin birinci parti pozisyonuna yükseldiği ve tüm ülkede pek de beklenmeyen bir başarı elde ederek Türkiye haritasını kırmıza boyadığı bu seçimlerde sizlerle birlikte çalışmaktan, bu büyük sonucu birlikte başarmaktan dolayı memnuniyetimi bildirmek isterim. 

Hem ülkemiz hem de partimiz için tarihi bir anlamı olan bu başarıda emek harcadığını çok iyi bildiğim bu salondaki herkese minnettarlığımı peşinen belirtmek isterim.

Bu seçimler her şeyden önce şunu gösterdi ki doğru bir siyasi ekip, doğru bir strateji, doğru adaylar, doğru mesajlar ve doğru ekiplerle çalışırsa başarı mümkündür. 

Hem de kimsenin beklemediği kadar büyük başarı mümkündür.

Önce bir soru sormak isterim:

14 ve 28 Mayıs 2023 seçimlerinden beklediğini bulmayan, hatta söylenenlerin tersine seçimden büyük bir hayal kırıklığıyla çıkan CHP olarak, sadece 10 ay sonra nasıl başardık? 

Bu sorunun tek ve en basit cevabı değişimdir.

29 Mayıs sabahı yayınladığımız değişim videosuyla başlayan ve 4 Kasım’daki Kurultay ile tamamlanan değişimin o ilk aşamasını başarmamış olsaydık, 31 Mart gecesi elde ettiğimiz zafere erişmemiz imkansızdı.

Çünkü, geçen yıl yaşadığımız büyük hayal kırıklığı, sadece bizlerin yaşadığı bir hayal kırıklığı değildi. 

Araştırmalar bize Türkiye’de yaşayan her 3 vatandaştan birinin, bir daha sandık başına gidemeyecek hale geldiğini, biz bir şeyler yapmazsak Türkiye’de muhalefetin ve doğal olarak CHP’nin kalmayacağını gösteriyordu. Bu nedenle değişim kararı, bu sürece gelinen yoldaki en stratejik hamle oldu.

Değişimi sizlerle birlikte başardık.

Mahalle mahalle, ilçe ilçe, il il çabalarımız birleşti. Ve 4 Kasım 2023’teki toplanan, partinin en üst organı olan Kurultay’da yeni genel başkanımızı ve yeni yönetim takımımızı seçtik. O nedenle kurultayın iradesi, başarıya giden yoldaki en önemli irade oldu.

Kurultay tüm milletin gözleri önünde cereyan etti. Kurultay iradesi partinin iç hukukuna, demokratik usullere ve yollara bağlı kalarak değişimi sağladı. 

Bu değişim, tümüyle meşru, tümüyle ahlaki ve vicdanidir. 

Değişim hakkında yanlış değerlendirmeler yapmak, hatta değişimi ihanet sözcüğüyle bir arada anmak gayrı meşrudur, gayri ahlakidir. Çünkü o değişim olmasaydı parti çok büyük bir hızla eriyordu. O değişim sayesinde sonuç alındı.

Asıl tersini yapmak davaya, partiye ve millete ihanet etmektir. Bu yüzden bu konudaki konuşmaları, aynı nehirde ikinci kez yıkanma çabasına benzetiyorum. Aynı nehirde aynı suyla ikinci kez yıkanamazsınız. Tarihin ve nehrin akışını tersine çeviremezsiniz.

Yapmayın. Kendinize, davanıza, partinize, milletinize zarar verecek küçük işlerle uğraşmayın.

Değerli yol arkadaşlarım,

Yine hatırlayacağınız gibi, 4 Kasım- 31 Mart arası başarılması gereken çok fazla iş, tartışılması gereken çok fazla ayrıntı, alınması gereken çok fazla karar vardı. Tabi hepsinin başında da adaylara karar verilmesi görevi geliyordu. 

Sürecin zorlukları nedeniyle her tarafta ön seçim yapılamadı. Ama başta il başkanlığımız ve ilçe başkanlıklarımız olmak üzere sürece partinin tüm yetkili organlarıyla kararlar verdik. 

Temel yaklaşımımız ortak akıl, liyakat, veriye dayalı karar vermek ve maksimum düzeyde oy oranına ulaşabilmekti. Hem İBB’yi kazanmak, hem İBB Meclisinde çoğunluğu elde etmek ve hem de maksimum sayıda ilçeyi kazanmak için kelimenin tam anlamıyla kılı kırk yardık.

İl başkanımız ve ilçe başkanlarımız ile çeşitli parti yöneticilerimiz çok iyi bilirler.  Her bir ilçede 3-5 kez, bazı ilçelerde çok daha fazla araştırma yaptırdık. İlçeler için ortak masalar kurduk. Pek çok ilçe için ittifak masaları kurduk.

İş dünyasına, sivil toplum dünyasına, akademik dünyaya kulak verdik. Sadece kendi partimizi değil, diğer muhalefet partilerini de dinledik. Ve sonuçta çok dar bir zamanda, alınabilecek en objektif kararları aldık.

Bunu yaparken sadece İstanbul’la da sınırlı kalmadık. Genel merkezimizin talebi ve onayı doğrultusunda tüm Marmara bölgesinde benzeri süreçleri gerçekleştirdik. Kararlarımızı alırken potansiyel adaylar içinden,

  • Kadın adaylara
  • Genç adaylara ve
  • Örgüt deneyimi olan adaylara öncelik verdik.

Bugün rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki, elde ettiğimiz başarının arkasında bu süreçte uyguladığımız demokratik yöntemler, ortak akıl yöntemleri ve veriye dayalı karar süreçleri zannedilenden çok daha fazla etkili olmuştur.

Sevgili arkadaşlar,

Tabi ki bunları yaparken kampanyamızı da örgütlememiz gerekiyordu.  Kurduğumuz kampanya makinasında görevleri dağıttık. Her konuda en önemli ekip arkadaşlarımıza sorumluluklar verdik. Ama kimseyi de kendi başına bırakmadık.

Her hafta sabah erken saatlerden gece yarılarını geçene kadar çalıştık. Parti örgütlerimiz, partili yöneticilerimiz, gönüllülerimiz ve İBB yöneticileriyle çok kapsamlı bir süreci yönettik.

Ben bizzat her hafta SKM’de kampanya makinasındaki tüm arkadaşlarımla birkaç defa bir araya gelerek nerede olduğumuzu, nereye gitmemiz gerektiğini değerlendirdim.

Kampanyanın ilerleyen aşamalarında her bir adayımızla, ilçe başkanımızla, onların ekipleriyle bir araya geldik. Bir yandan onların kampanyalarını denetledik, bir yandan yol gösterdik, bir yandan da eksiklerini giderdik.

Yol boyunca tüm il ve ilçe yöneticileri ve adaylarla birkaç defa bir araya gelerek durum değerlendirmeleri yaptık. Onlara kampanya eğitimleri verdik ve daha hızlı yol almalarını, yolda kriz çıkmamasını sağladık.

Aralık başında başladığımız “İstanbul Başardı” kampanyasıyla, bu şehirde yapılan ve Türkiye tarihinde eşi pek uygulanmamış “halkçı belediyecilik” uygulamalarını hem İstanbullulara hem de Türkiye vatandaşlarına izlettik.

Ocak ortalarında başladığımız “Tam Yol İleri” kampanyasıyla da gelecek için vizyonumuzu topluma anlattık.

Bu kampanyaların tarihimizin en etkili kampanyası olduğu sadece verilerle değil, aldığımız sonuçlarla da kanıtlandı.

Değerli arkadaşlarım,

Tabi ki çok çalışabilirsiniz... Davanızda haklı olabilirsiniz... Çok şahane bir kampanya örgütleyebilir ve uygulayabilirsiniz...

Özetle bir siyasetçi olarak, üzerinize düşen her sorumluluğu hakkıyla yapabilirsiniz...

Ama yine de seçimleri kaybedebilirsiniz.

Bu ülkenin seçimler tarihine bakarsanız bunun tek bir nedeninin olduğunu görürsünüz:

Seçim güvenliğini ve sandık güvenliğini önemsememek!

Çok şükür, Beylikdüzü İlçe Başkanlığımdan beri bu konuda çok antrenmanlıyım. Seçim ve sandık güvenliğinin her bir noktasına hakimim. Rakiplerimizin nasıl ve hangi yöntemlerle bu süreci yürüttüğünü, neler yaptığını tecrübelerimle biliyorum.

Bu nedenle de daha kampanyaya başlarken sandık güvenliği konusunu ele aldık. Öncelikli olarak sandıklar temelinde parti il ve ilçe örgütlerinin görevlendirilmesi,

Ardından avukat örgütlenmesi,

Keza bilişim alt yapısının hazır hale getirilmesi,

Gerekli yazılım, aplikasyon ve hardware’in alınmasını sağladık.

Ardından da partili sandık görevlilerinin eğitimi, iş birliği yaptığımız diğer partilerin sandık görevlisi dahil eksikliklerinin giderilmesi ve sonuçta da seçim gününün yönetilmesi dahil olmak üzere sorumlu olduğumuz her alanı büyük bir titizlikle yönettik.

Seçimin akabinde yapılan itirazların, yeniden sayım işlemlerinin takibi ve oralarda fire verilmemesi için gerekli mesaileri harcadık.

Tüm bu süreçte birlikte çalıştığımız il başkanımız, il yönetimimiz, ilçe başkanlarımız ve yöneticilerimiz ile üyelerimize minnettarım.

Benzer şekilde gönüllülerimiz ve kampanyamız boyunca bize destek olan milletvekillerimiz, parti yöneticilerimiz ve önceki dönemlerde partimize emek vermiş dostlarımıza müteşekkirim.

Değerli dostlar,

Özetle anlatmaya çalıştığım gibi çok büyük bir inançla, çok büyük bir ekiple ve çok büyük bir kararlılıkla girdiğimiz bu mücadele sonucu 10 ayda kimsenin beklemediği bir başarı elde ettik.

Daha önce bizde olan 14 ilçenin hepsinde seçimleri yine kazandık. Tek bir firemiz dahi olmadı. İlave olarak 12 ilçe daha kazanarak İstanbul’da en büyük çoğunluğa sahip olduk.

İBB meclisinde kıl payı değil, açık ara bir farkla çoğunluğu sağladık.

İBB başkanlığını ise tarihin en yüksek oy adediyle kazandık.

İstanbul’da elde ettiğimiz bu başarının asıl kahramanları, Türkiye’nin geleceğine, demokrasiye ve özgürlüklere inanmaya devam eden, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan gitme kararlılığından asla vazgeçmeyen bu partinin üyeleri ve 16 milyon İstanbulludur. 

Ama aynı şeyi ülke haritasının rengini kırmızıya boyayarak ulusal çapta da başardık.

İstanbul olarak yaptığımız kampanyalar, Türkiye toplumuna başka tür bir belediyeciliğin mümkün olduğunu gösterdi.

CHP’li belediyelerin sadece kültür sanat işleriyle uğraşan belediyeler olmadığını, aynı zamanda kalkınmacı, projeci, iş bitirici, adil ve halkçı belediyeler olduğunu da gösterdi.

Bu sonuç, bizim milletimize inanmamızı bir kez daha sağladı. 

Yeter ki siz, millete kazanma iradenizi gösterin.

Yeter ki siz, ev ödevinize iyi çalışın, sırt sırta verin ve yolunuzdan asla şaşmayın.

Bu millet bizlere 50 yıl sonra iktidar yolu açtı.

Bugün Türkiye nüfusunun %70’ini, Türkiye ekonomisinin ise %80’ini biz ve bizimle aynı değerlere ve aynı davaya inanan arkadaşlarımız yönetiyor. 

O dava Türkiye’yi muasır milletler seviyesine çıkarma davasıdır.

Eğer biz bir olursak, milletimize hizmet etme hedefine odaklanırsak, yolda hata yapmazsak ve nihai amaca kilitlenirsek bu süreç bizi birkaç dönemlik iktidara da taşıyacak bir süreçtir.

Buna bedenimdeki her bir hücreyle inanıyorum.

Türkiye’nin yakın geleceğini biz yönetelim...

Ülkeyi ve devleti yeniden inşa edelim...

Bu topraklarda yaşayan insanları bölmeden, kavga ettirmeden huzura, refaha ve barışa kavuşturalım istiyorsak yol bellidir...

Birlikte, sırt sırta çalışacağız ve aramıza nifak tohumu sokmak isteyenleri dışarıda tutacağız...

İnanıyorum ki hepimiz bu hedefler için büyük bir heyecan duyuyoruz.

Ve inanıyorum ki hepimiz hazırız.

Bu duygu ve düşüncelerle sizleri selamlıyor, en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.