İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı kapsamında başlattığımız program yenileme çalışmaları parti içi gündemimizin en önemli maddesidir.
Biz bir program partisiyiz. Partimizin ilk kurultayı olan Sivas Kongresi’nden bu yana öyleyiz. Bizi birleştirip bütünleştiren, paylaştığımız ilke ve değerlerdir.
Cumhuriyetin ve halkın partisi olma bilinciyle, Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi olma sorumluluğuyla hareket ederken yol haritamızı programımız belirler.
Programda ortaya koyduğumuz temel değerlere, hedeflere ve politikalara olan yürekten bağlılığımız sayesinde 101 yıldır ayaktayız. İlke ve değerlerimize tavizsiz sahip çıkarken, değişim fikrini de içselleştirmeyi başarabildiğimiz için 101 yıldır ayaktayız.
Siyaset, ilke ve değerleri hayata geçirme işidir ve hayat durmaksızın değişir.
İçinde bulunduğumuz dönemde hayat çok daha hızlı ve köklü bir biçimde değişiyor. Bu değişimin yarattığı yeni sorunların üstesinden gelecek, bu değişimi yönetmemizi sağlayacak yeni kavrayışlara ihtiyacımız var. Bakış açımızı sorgulamaya ihtiyacımız var.
Önceliklerimizi gözden geçirmeye, değişen hayatın ve toplumun öncelikleriyle uyumlu hale getirmeye ihtiyacımız var. İnanıyorum ki yeni parti programımızla birlikte bu yolda çok önemli bir adım atacağız.
Yeni programla birlikte tek adamın aklına karşı milletin ortak aklını, bir avuç insanın çıkarlarına karşı 86 milyonun ortak çıkarlarını hakim kılma vizyonumuzu milletimizle paylaşacağız.
Milletin ortak aklının ve çıkarlarının iktidar olduğu bir Türkiye’de hayatın nasıl kolaylaşıp güzelleşeceğini, birliğimizin ve kardeşliğimizin nasıl daha da pekişeceğini göstereceğiz.
Türkiye’yi birleştirecek ve değiştirecek yegane gücün Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu en güçlü biçimde ortaya koyacağız.
Bunu başarabilmenin yolu, örgütlerimizin ve üyelerimizin bu sürece en aktif biçimde katılımından geçiyor. Örgüt olarak ilgimizi, dikkatimizi vatandaşa odaklamalıyız. Sokağın sesini, vatandaşın hissiyatını yansıtmayan hiçbir programın etkili olma şansı yoktur.
Her birimiz sokağın sesinin, milletin nabzının programımıza en doğru biçimde yansıtılmasına aracı olmakla yükümlüyüz.
Değerli dostlar,
Türkiye çok zorlu bir dönemden geçiyor ve bu dönemin en ağır yükünü taşıma sorumluluğunu biz Cumhuriyet Halk Partililer üstleniyoruz.
Bir yandan davalar, soruşturmalar, kayyumlar, her türlü baskıyla mücadele ediyoruz bir yandan da halkın tek ve gerçek iktidar umudu olma sorumluluğunu taşıyoruz.
Türkiye’nin birinci partisi olmamızın, yerel yönetimlerdeki ezici üstünlüğümüzün ve başarılarımızın bedelini bize ödetmeye çalışıyorlar.
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarını engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Böyle bir dönemde birbirimizden daha fazla güç almalı, dayanışmamızı daha da artırmalıyız. Partimiz aleyhine sosyal medya üzerinden yürütülen fitne kampanyalarına karşı daha dikkatli ve uyanık olmalıyız. Örneğin partimiz aylardır “Her an kurultay olabilir” dedikodularına muhatap edilmektedir. Bu dedikoduların kaynağının parti dışı çevreler olduğu apaçık ortadadır ama bu dedikodu ateşine odun taşımamak hepimizin görevidir.
CHP demokratik bir partidir ve şartları oluşursa her an bir kurultay söz konusu olabilir. Bunun tartışılacak hiçbir yönü yoktur. Demokratik bir haktır ve özgürce kullanılır. Ancak, kurultay çağrısı yapmak ve çıkıp açıkça imza toplamaya başlamak başka bir şeydir, “Her an kurultay olabilir” dedikodusu üretip yaymak başka bir şeydir.
Daha 8 ay önce yapılan seçimlerden Türkiye’nin birinci partisi olarak çıkmış…
Daha üç ay önce, seçimli de olabilecek türde bir tüzük kurultayını olgunlukla tamamlamış…
Bütün muteber anketlerde birinciliğini koruduğu, geleneksel oy yüzdesini kalıcı biçimde yukarılara taşıdığı görülen bir partiyi sanki olağanüstü kurultay ihtiyacı varmış gibi göstermek, gösterilmesine vesile olmak kabul edilemez.
Hele de ülkenin bugünkü şartlarında böyle davrananlar halkın gönlünde, vicdanında kendilerine asla yer bulamazlar.
“Kurultaylar partisi” olarak anıldığımız günleri geride bıraktık, bundan sonra da “kurultay dedikoduları partisi” olmayacağız. Sadece halkın gündemine ve iktidar olma hedefine odaklanacağız.
Partimizin ortak aklını, iktidar olma vizyonumuzu ve kararlılığımızı yansıtan bir programla, ülkenin sorunlarını çözecek bir reçeteyle milletimizle buluşacağız.
Yüzümüzü vatandaşa döndüğümüz, icraatçı ve halkçı karakterimizi sergilediğimiz, her gün yarın seçim varmış gibi çalıştığımız ölçüde partimizi büyütürüz.
Bundan önce hep böyle oldu bundan sonra da böyle olacak. Bugün görevimiz halkın karşısına iktidar olmayı hak ettiğimizi, iktidara hazır olduğumuzu gösteren vizyoner bir programla çıkmak.
Bunun için el ele verelim, toplumun tüm kesimlerine açılarak hiç kimsenin derdini, hassasiyetini görmezden gelmeden, parti programımızı vatandaşlara güven ve ümit verecek bir ruhla donatalım.
Devleti istişareyle, liyakatle, adaletle kudretli ve kuvvetli kılacağımızı; vatandaşlarımızı savaş, afet, iklim ve gıda krizi, göçler gibi riskler karşısında zayıf ve çaresiz koymayacağımızı kanıtlayalım.
Ortak bir tarihi ve ortak bir vatanı paylaşmaktan kaynaklanan müştereklerimize güvenelim. Bu müşterekler üzerine ortak bir gelecek inşa edelim. Vatandaşları ayrışmalardan, kutuplaşmalardan çıkaralım, ortak bir gelecek fikri etrafında buluşturalım.
Her bir vatandaşımızı eşit görelim, herkesin farklılığına hürmet edelim. Bizi hep birlikte millet yapanın ortak geçmişimiz, ortak kaderimiz, ortak geleceğimiz, ortak vatanımız olduğunu en yüksek sesle haykıralım.
Bizi hep birlikte bir millet yapan ortaklıklarımıza yaslanırsak, bizi zayıflatan, güçsüz düşüren kutuplaşmaları aşar, tüm dünya milletleriyle rekabet eden güçlü bir millet oluruz.
Türkiye’yi zenginleştirmek, Türkiye’yi büyütmek, Türkiye’yi güçlendirmek zorundayız.
Bu iddiayla çıkalım yola.
Bunları yapacak akla, bilime, kadrolara ve toplumsal desteğe sahip olduğumuzu gösterelim. İsrafı değil, üretimi teşvik eden bir program koyalım ortaya.
Ülkenin tüm kaynaklarını zengin yandaşlar yaratmak için kullanma, onlarla inşaattan bankacılığa, medyadan spora her şeyi partizanca yönetme dönemini bitirelim.
Milli bir endüstriyel stratejiye dayanan, paydaş ekonomisine geçelim.
Fırsatlarda eşit, imkanlarda adil bir toplum olmayı teklif edelim halkımıza.
Bunun için eğitimi 50 yıldır içini sıkıştırıldığımız imam hatipler açılsın-kapatılsın darlığından, sığlığından çıkaralım. Herkesin inancına, kimliğine uygun eğitim alma hakkına saygı duyalım.
Ancak liseyi bitirmiş her gencimizin en azından bir yabancı dil konuşabildiği, dijital dünyaya uyum sağlayabildiği, tüm dünyadaki akranlarıyla rekabet edebildiği kapasiteyi de mutlaka yaratalım.
Dünyayla rekabet eden milli bir ekonomi ancak rekabet kapasitesi yüksek genç bir nüfusla elde edilir. Şehirleri yaşanabilir ve sürdürülebilir kılarak, yerel yönetimleri güçlendirip demokratikleştirerek elde edilir.
Meclisi güçlü, yargısı ve polisi iktidarın değil devletin ve milletin yargısı ve polisi kılarak elde edilir.
İsrail’in zulmüne karşı Tel Aviv’de, Berlin’de, Londra’da sesini yükselten gençleri örnek gösterirken, ülkemizde aynı cesur duruşu gösteren gençlerimizin protesto hakkına onları tutuklayarak karşılık verenler bunları yapamaz.
Kayyımlarla, soruşturmalarla, mesnetsiz itibarsızlaştırma çabalarıyla rakiplerine ahlaksızca ve hukuksuzlukla saldıranlar bunların hiçbirini yapamaz.
En önemlisi devletin karar mekanizmasını tek bir kişide toplayan; yürütmeyi, yasamayı, yargıyı kendine bağlayan, meclisi, sivil toplumu, akademiyi, yerel yönetimleri karar süreçlerinden tasfiye eden, medyayı baskıyla, zorla kendi iktidarının aparatına çeviren bu yönetim sistemiyle asla olmaz.
Programımızın en önemli önceliklerinden biri tüm muhalefete liderlik ederek Türkiye’yi demokratik parlamenter sisteme taşıma iddiası olmalıdır.
Üniter yapımızın korunması ve güçlenmesi karar mekanizmasının aşırı merkezileşmesiyle değil çoğulcu demokrasiye dayalı, denge denetlemenin güçlü olduğu demokratik bir parlamenter sistemle mümkündür.
Tüm bunlar için verdiğimiz mücadele kalkınma, demokrasi ve adalet mücadelesidir.
Her bir vatandaşımızın haysiyetli bir yaşam sürmesi mücadelesidir. Bize düşen bütün Türkiye’de milletimizle beraber adalet ve demokrasi bayrağını dalgalandırmaktır. Programımız halkımıza güven ve ümit versin.
Hep birlikte devleti kudretli ve kuvvetli, milleti zengin ve müreffeh, toplumu huzurlu ve güvenli, vatandaşlarımızı eşit, yargı ve polisimizi etkin ve tarafsız, şehirlerimizi yaşanabilir, kadınlarımızı güven içinde, gençlerimizi dünyadaki akranlarıyla eşit ve rekabetçi kılabileceğimizi gösterelim.
Daima söylediğim gibi bu millet için savaşmaktan, milletin sesine ses olmaktan, ona hizmet etmekten, çocuklarımıza, gençlerimize umutlu bir gelecek sunmak için var gücümle çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğim.
Gelecek güzel günlere inanacağız, hep birlikte çalışacağız, hep birlikte başaracağız.
Cumhuriyetin ve halkın partisini, Atatürk’ün mirasını iktidar yapacağız.
Yolumuz açık olsun.