Değerli Katılımcılar;
Spor, insanlara çok farklı duyguları aynı anda yaşatabilen eşsiz bir olgu... Sadece spor yaparken değil, izlerken de kendinizi fiziksel ve mental açıdan daha mutlu, sağlıklı hissediyorsunuz. İnsana ait tüm değerleri barındırdığı için, sporu sadece zaman geçirmek için yapılan veya izlenen bir oyun olarak göremeyiz. Sporun temelinde çok güçlü duygular var. İnsan yaşamının, iradesinin ve hayallerinin izleri var.
Bugün burada sporcularımız ve kulüplerimiz sayesinde hep beraber hissettiğimiz duyguların başında ise gurur geliyor. Milli takımlarımızda veya kulüp takımlarımızla uluslararası arenada elde edilen başarılarla, bayrağımız daha yükseğe taşınıyor, yurttaşlarımız daha mutlu oluyor. Hepinize bir kez daha yaşattığınız gurur ve mutluluklar için teşekkürlerimizi sunuyorum.
Bugün burada sporcular, yöneticiler, kulüpler ve olimpik camia olarak bir araya geldik. Buradaki herkesi bir bütün olarak gördüğümüzde birçok farklı değerin temsil edildiğini gözlemleyebiliyoruz. Sizler, büyük bir toplumsal etkiyi temsil ediyorsunuz.
Spor, insanın kendini keşfetme ve sınırlarını zorlama yolculuğunda en önemli araç.
Sahada ortaya koyduğunuz performansla hepimize kendi yaşam yolculuklarımızda örnek oluşturuyorsunuz. Çocuklara ve gençlere rol model olarak hayatlarını kolaylaştırıyorsunuz. Umudu temsil ediyorsunuz… İnsanın umutları için çalışmasının ne kadar büyük bir mutluluk olduğunu anlatıyorsunuz.
Birbirinden çok farklı spor dalının ortak noktası, ortaya konulan mücadele ve fedakârlıkların büyüklüğü... Elde edilen tüm başarılar sporcuların yıllar boyunca süren antrenmanlarının, hazırlıklarının ürünü... Umut eden, hayal kuran, hedefleri için çalışan herkes için spor, sayısız hayat dersi barındırıyor.
Birleştirici ve sosyal bir gücü temsil ediyorsunuz. Spor dünyanın en sosyal olgularının başında geliyor, mücadeleye ve sonunda yaşanan gurura herkesi dahil ediyor. Sizlerin sahada hissettiği gururun belki de daha fazlasını bizler saha kenarında yaşıyoruz.
Sizlerle aynı bayrağın altında yer almanın, aynı hedeflere odaklanmanın mutluluğunu hissediyoruz.
Kutuplaşmış bir dünyada yaşadığımızın, insanların kendi yaşamları ve toplumsal konularda çok farklı görüşlere ve duygulara sahip olduğunun, herkesin başkalarından farklı davranabildiğinin bilincindeyiz. Ama sporu düşündüğümüzde aklımıza tam tersine "birleştiricilik" geliyor. Spor sahalarında yaş, cinsiyet, toplumsal bakış açıları fark etmiyor.
Filenin Sultanları'na baktığımızda durumu daha iyi anlayabiliriz. 20 yılı aşan süredir ama özellikle bu yaz hissettiklerimizi anlatabilecek kelimeleri bulmak zor. Sadece spor alanında değil saha dışında da toplumsal birliği ve dayanışmayı güçlendiren bir simge hâline geldiler.
Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen sporcularımızın oluşturduğu takımımız, hepimizi sahada, mücadelede, sevinçte, gururda birleştirdi. Ülkemizin zengin kültürünü, kadınının gücünü herkese gösterdi.
Aynı şekilde bugün burada bulunan güzide kulüplerimizin, ülkemiz tarihinin en büyük felaketlerinden 6 Şubat Depremi’nde yaptıkları ortada… Onları sadece kulüp olarak tanımlamanın yetersizliğini bir kez daha kanıtladılar. En büyüğünden en küçüğüne kadar tüm spor kulüplerimiz, birer Sivil Toplum Örgütü olduklarını gösterdiler.
Tüm kulüplerimiz kendi ekosistemleri içinde hep ileriye doğru düşünmenin, geleceğin, gençliğin, sağlığın temsilciliğini yapıyor ve büyük yararlar sağlıyorlar. Spor asla sadece spor değil. Sahada ve saha dışında bulunduğunuz her dakika bunu tekrar tekrar kanıtladığınız için sizlerle ne kadar gurur duysak az.
Ve burada bulunan herkes, ülkemizi, cumhuriyetimizi, ülke olarak etrafında birleştiğimiz değerleri ve ruhu temsil ediyor...
Hepiniz ülkemizin ve dünyanın dört bir yanındaki sahalarda, 100. yılını yaşadığımız Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere armağan ettiği değerleri de temsil ediyorsunuz.
En zor anlarda, en ümitsiz zamanlarda bile başarıya giden bir yol olduğunu gösteriyorsunuz. Ülkemiz insanının bir araya geldiğinde aşamayacağı zorluk olmadığını, her hedefin ulaşılabilir olduğunu kanıtlıyorsunuz.
Atatürk spor alanında da önemli bir vizyona sahipti. Sporu sadece bireyin fiziksel ve mental sağlığını değil milletin ve ulusun ruhunu da güçlendiren birleştirici bir araç olarak görüyordu. Cumhuriyetimizin 4. gününde, 2 Kasım 1923'te Türkiye Milli Olimpik Cemiyeti'nin toplanması, henüz bir yaşındaki Cumhuriyetimiz'in Paris 1924 oyunlarına katılması bu vizyonun en önemli göstergeleri oldu.
Atatürk’ü takip eden insanlar olarak özellikle bir konuyu gündemimizin dışında tutmamız düşünülemezdi. Bu çok önemli ve herkesi odaklanmaya davet ettiğimiz konu: Olimpiyatlar… Son 4 yıldır, spor konusunda yaptıklarımızı ve planladıklarımızı takip edenler Olimpiyatların bizim için ne kadar önemli olduğunu kavramıştır diye düşünüyoruz. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren, etrafında hepimizin birleşeceği olimpiyat hedefini yeniden gündeme getirdik. Daha önce 5 kez aday olduğumuz ama farklı nedenlerden dolayı ulaşamadığımız Olimpiyat ev sahipliği hayalini yeniden İstanbul'un ve Türkiye'nin önüne koyduk.
İstanbul 2036 adaylığımızın ev sahipliğine dönüşmesi için IOC’nin Başkanı Sayın Thomas BACH ile karşılıklı görüşmeler yaptık. Onların İstanbul’a gösterdiği ilgi ve olumlu yaklaşımla daha da heyecanlandık.
Uluslararası olimpik camiada görüşmelerimizi sürdürdükçe 2027 Avrupa Oyunları için de önemli bir fırsat olduğunu gördük. İstanbul’un olimpiyat ev sahipliği yolunda çok önemli bir organizasyon olduğunu düşünüyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızı da bizzat EOC Başkanı Sayın Spyros CAPRALOS ile defalarca görüşmemiz sonucunda final aşamasına getirdik. Umuyorum ki çok kısa sürede birlikte imzaları atıp ülkemiz ve şehrimize Avrupa Oyunları’nın müjdesini vereceğiz.
Geçtiğimiz hafta sonunda bizleri biraz şaşırtsa da mutlu eden gelişmeler de yaşandı. Üç yıl öncesinde İstanbul 2036 için İrade Beyanımızı yaptığımız gün, devletimizin ilgili tüm birimlerine çağrı yapmış, birlikte daha güçlü olacağımızı söylemiştik. Çağrımıza çok net yanıt alamasak da çalışmalarımızı sürdürdük, özellikle 2027 Avrupa Oyunları adaylığımızı son aşamasına kadar getirdik.
Olimpiyat ve Avrupa Oyunları hedeflerimizin sadece sporumuz için değil, ülkemiz için de çok doğru stratejiler olduğu, 31 Mart yerel seçimlerindeki rakibimiz tarafından da doğrulandı. Yapılan ziyaretler ve açıklamalarla bu projelere sahip çıktıklarını gösterdiler. Keşke seçim döneminden önce de bu desteği daha net bir şekilde aktarmış olsalardı. Birlik olduğumuzu dünyaya göstererek hedeflerimize çok daha rahat ve hızlı bir şekilde ulaşabilirdik.
Sporumuza, gençlerimize, halkımıza, Türkiye’ye hizmet etmekte rekabet olur ama ayrı gayrı olmaz. Geçtiğimiz hafta Afete Karşı Dayanıklı İstanbul toplantımızda da belirttiğim gibi, her projemize rakiplerimiz de sahip çıkabilir. Ortaya koyduğumuz projeleri diğer siyasilerin ve devletimizin benimsemesi ve destek olması bizi sadece mutlu eder, sevindirir.
İstanbul, tarih boyunca pek çok medeniyetin kesişme noktası olmuş, kültürel zenginliğiyle dünyaya ışık saçmış bir şehir. Bugün burada bulunan sporcularımız, yöneticilerimiz, olimpik camiamız da her yaptıklarıyla dünya çapında köprüler inşa eden insanlar. Olimpiyat olgusunu ve İstanbul'u bir arada düşündüğümüzde, bugüne kadar kentimizde hiç düzenlenmemiş olmasına çok şaşırıyoruz Birbirine bu kadar uyan bir organizasyon ve kent çok az bulunur.
Olimpiyat ruhu ve felsefesi, zaten ülkemizin topraklarında bin yıllardır yaşanıyor. Tarihimizi, kültürel mirasımızı bir kenara bıraktık diyelim. Uluslararası çevreler, tarihi ve kültürel bir köprü olduğumuzu göz ardı etmiş olsunlar. Sadece İstanbul'un bugününe baksak bile Olimpiyatları hak ettiğimizi görüyorsunuz.
Dinamizmimiz, gençliğimiz, modern ve canlı atmosferimiz, uluslararası yaklaşımlarımız bile İstanbul'u Olimpiyatlar için dünyanın en uygun kenti hâline getiriyor.
Dünyanın en hareketli kentlerinin başında gelen İstanbul’da Olimpiyatların henüz düzenlenmemiş olması tüm dünyanın eksikliği…
İstanbul'un bugüne kadar Olimpiyat düzenlememiş olmasının nedenleri hakkında uzun uzun konuşabiliriz. Uluslararası önyargılar kadar kendi hatalarımız da olmuştur, bunları da tahlil edebiliriz. Ama bana göre en başta yapmamız gereken olimpik sporcularımızın, antrenörlerin ve spor yöneticilerinin rehberliğine başvurmak; sporcularımızın uluslararası alandaki deneyimlerini, bilgilerini rehber edinmek. Olimpiyat potansiyelimizi gerçeğe çevirmek için spora ve spordan yetişen insanlara odaklanmalıyız. IOC’nin veya diğer uluslararası spor yapılarının yönetim kademelerine baktığınızda da büyük ölçüde sporcuları görüyorsunuz.
Bizim Olimpiyatlar konusundaki en büyük gücümüz, bugün burada bir araya gelen sporcularımız, kulüplerimiz ve olimpik camiamız.
Olimpik veya sportif başka bir hedef koyduğunuzda sınırsız deneyime sahip sporcularımızdan, hayatları sporla ilgili bilgi ve veri üretmekle geçmiş akademisyenlerden, spora odaklanan yöneticilerden yararlanmalısınız. Ülkemizin neredeyse yüzde yüzünün büyük bir tutkuyla takip ettiği, spor yapısı olmayı çoktan aşmış, birer toplumsal güç haline gelmiş kulüplerimizi de işin içine katmalısınız.
Sporla ilgili her girişimimizde amacımız, spor camiasını rehber edinmek oldu. Sporun ruhunu en iyi anlayan, potansiyeli en iyi şekilde kullanacak donanıma sahip, sahanın ruhunu en iyi kavrayacak insanlarla birlikte yürümeye çalıştık. Gelecek planlarımızı da buna göre yapıyoruz. Bugüne kadar attığımız her adımda ülkemizi uluslararası alanda sayısız kez temsil etmiş, Milli Takımlara kaptanlık yapmış isimlerden yararlandık. Özel komisyonlar ve icra kurulları kurduk.
Olimpik değerlerin ve ruhun en önemli temsilcileri, o havayı yaşamış insanlar. Onların öncülüğünde kararlılığımızı, birlikteliğimizi, hedeflere nasıl kilitlendiğimizi hep beraber göstermeyi başarırsak önümüzde hiçbir engelin kalmayacağını düşünüyoruz.
Sadece İstanbul 2036 veya Avrupa Oyunları 2027 adaylık süreçlerimizde değil, sporla ilgili yapılacak her atılımda hep beraber hareket etmenin çok kritik olduğunu düşünüyoruz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak herkesi; devletimizin tüm kurumlarını, sporcularımızı, federasyonlarımızı, olimpiyat komitemizi, kulüplerimizi, tüm İstanbul ve Türkiye halkını bir kez daha Olimpiyat hedefi etrafında kenetlenmeye çağırıyorum.
Konuşmamın başında belirttiğim gibi sporun ve olimpik felsefenin yapıtaşı insan ve sporcular… Sporcularımızın kariyerleri sona erdikten sonra, özellikle uluslararası alanda sporu temsil etmesinin, uluslararası ağların parçası olmasının büyük önemi var. Ülkemizden dünyaya ne kadar çok spor kökenli yönetici ihraç edebilirsek uluslararası organizasyonlarda da gücümüz o kadar artacak.
Bugün burada olmamızın önemli bir nedeni de sporcularımıza ne kadar değer verdiğimizi göstermek… Dünya Olimpianlar Derneği’nin yıllardır devam eden üyelik programı OLY’nin Türkiye’de de uygulanmasına önayak olacağımızı ev sahipliği yaptığımız Forum’da da aktarmıştık.
OLY nişanlarınızın ülkemizi olimpiyatlarda temsil etmiş tüm sporcuları sadece Türkiye’de değil, dünyada da bir ilk şeklinde doğru olacağına inandık. Bu çalışmanın onları sportif ve olimpik hedeflerimiz söz konusu olduğunda öncü olarak konumlamanın bir simgesi olacağını düşünüyoruz.
Bir kez daha tekrar etmek istiyorum ki birlikte olduğumuzda başaramayacağımız hedef yok.
Spor bu konuda çok büyük dersler veriyor. İstanbul 2036 Olimpiyat Oyunları ve Paralimpik Organizasyonu, İstanbul 2027 Avrupa Oyunları adaylığımız yolunda en büyük gücü, bugün bu salonda bir araya gelenler sağlayacak ve hep birlikte başaracağız.
Bugünkü buluşmamızın bu açıdan çok kritik olduğunu düşünüyoruz. Olimpik sporcularımız, kulüplerimiz, sporumuzun değerli yöneticileri bir araya geldik. Bugüne kadarki en büyük olimpik buluşmalardan biri olabilir. İlk kez bir araya gelsek de bunun son olmayacağını biliyoruz.
Hepinize bir kez daha hoş geldiniz diyor, sizlerle gurur duyduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum.