07 AĞUSTOS 2025 / Silivri
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.
Benim anamın ak sütü gibi helal diplomamı iptal etmeye yeltenenler, meğer her türlü sahteciliği yapmışlar.
Milletin malı, mülkü her şeyi tehdit altında demiştim, söylediklerimin doğruluğu ayan beyan ortaya çıktı.
Bu buz dağının görünen yüzüdür, bu liyakatsiz ve kifayetsiz yönetim devletimizin asırlık kurumlarını çürütmüştür.
HERKES İÇİN
ÖNCE ADALET!
ÖNCE HÜRRİYET!
07 AĞUSTOS 2025 / Silivri
Bu güzel ülkeye, Türkiye'mize;
- Refahı ve Adaleti, Demokrasiyle Getireceğiz
- Kuvvetler Ayrılığını Yeniden Tesis Edeceğiz
- Yargıyı Yürütmenin Tasallutundan Kurtaracağız
- Hukukun Üstünlüğüne Döneceğiz
- Seçimleri Adil ve Serbest Kılacağız
- İşleri Ehline Emanet Edeceğiz
- Medyayı Özgürleştireceğiz
- Düzenleyici ve Denetleyici Kurumları Özerkleştireceğiz
- Yerel Yönetimleri Güçlendireceğiz
Barış ve huzur içinde REFAHI, ADALETİ VE BEREKETİ YAŞAYACAĞIZ.
07 AĞUSTOS 2025 / Silivri
Böyle zalimlik görülmedi!
Geçmişte lösemi tedavisi gören bir insanı, hastane hastane, şehir şehir dolaştırmak, sonra da cezaevine geri göndermek hangi vicdana sığar?
Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık, ciddi sağlık sorunlarına rağmen ailesiyle görüştürülmeden, annesi hastane kapısında baygınlık geçirirken apar topar cezaevine geri götürüldü.
Bu tablo, ne hukukla ne insanlıkla bağdaşır.
Sağlık durumu endişe verici olan bir insana yapılan muamele adalet değil zulümdür. Bir bütün olarak ülkenin vicdanını kanattınız.
Yazıklar olsun!
06 AĞUSTOS 2025 / Silivri
Mevcut sistemin ve yaşadığımız dönemin en utanç verici uygulamalarından olan kayyum politikaları, “milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi” gündemine yakışmaz.
Kayyum “3 Ç” demek; çöp, çökme ve çürüme demektir.
Şişli’de sokakları dolduran çöpler,
Van’da çalışanları işten atarak belediyeye çökme uygulamaları,
Esenyurt’ta siyasi talimatların gölgesinde ve halktan uzaklaşmış belediyecilikte yaşanan çürüme…
Bu manzara, kayyum uygulamalarının eseridir.
Hemen vazgeçin bu kötülükten!
HERKES İÇİN
ÖNCE ADALET!
ÖNCE HÜRRİYET!
06 AĞUSTOS 2025 / Silivri
Cezaevindeyken yakından takip ettiğim konulardan biri de yapımı devam eden kreşlerimiz. İstanbul'un çocuklarına verdiğimiz sözler her şeyden daha kıymetli. 2019’da sıfır olan kreş sayısı, 113’ten 129’a yükseliyor. 16 yeni kreş daha açıyoruz. Ben çok mutlu oluyorum bu haberleri alınca, siz de mutlu olun.
05 AĞUSTOS 2025 / Silivri
“Yerli” TOGG “Almanya'da” 1 milyon 663 bin TL, Türkiye'de 2 milyon 363 bin TL.
Adaletsiz vergi sisteminizle, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayı ceza haline getirdiniz.
Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınan bir düzeni inşa edeceğiz.
04 AĞUSTOS 2025 / Silivri
Maliye Bakanı, "enflasyon son 44 ayın en düşük seviyesinde" diyor.
Kiraların %79, doğalgazın %75, yumurtanın %59, taze meyvenin %50, eğitimin %68 zamlandığı bir ülkede son 44 ayın en düşük enflasyon seviyesini yaşıyorsak, vay halimize!
Aziz milletim, bu böyle devam etmeyecek. Kendi bozduklarını 44 ayda düzeltemeyenler gidecek. İktidarımızda yeniden sanayileşme, üretim ve teknoloji politikalarıyla yepyeni bir hikayeyi hep birlikte yazacağız.
Önce sofrada, sonraysa hayatın her alanında refahı ve bereketi hissedeceğiz. Az kaldı.
HERKES İÇİN, HER YERDE
ÖNCE ADALET
ÖNCE HÜRRİYET
04 AĞUSTOS 2025 / Silivri
Türkiye’de sahte diplomalar e-Devlet’e sahte e-imzayla kaydedilmiş, kimsenin haberi bile olmamış. Skandalın boyutları korkutucu ama iktidar için varsa yoksa benim diplomam ve Cumhurbaşkanlığı adaylığım.
Yargı, halkın seçtiği başkanın hakkını engellemekle meşgulken, sahtecilik almış başını gitmiş. Bu tablo gösteriyor ki asıl sorun adaletsizliktir.
Ama az kaldı, siyasetin aparatı olan yargı düzeni de, sahtecilerin cirit attığı Türkiye görüntüsü de bitecek, çürümüşlük son bulacak.
HERKES İÇİN, HER YERDE
ÖNCE ADALET
ÖNCE HÜRRİYET
03 AĞUSTOS 2025 / Silivri
Büyük bir mücadele veriyoruz.
Milletimizle birlikte demokrasinin, adaletin, refahın, istikrarın ve barışın hüküm sürdüğü bir Türkiye hayali için gece gündüz çalışmaya, üretmeye devam ediyoruz.
Yıllardır çektiğimiz acılara tuz basan değil, merhem olan bir siyaseti yürütüyor; huzurun ve barışın hâkim olduğu yeni bir döneme girmek için akıl ve sabırla çalışıyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin barışa ve huzura duyduğu hasretin temsilcisidir.
Cumhuriyet Halk Partisi her yerde ve her şartta demokrasinin temsilcisi, milletin sesidir.
Cumhuriyet Halk Partisi milletimize karşı taşıdığı büyük sorumlulukla Türkiye’nin birinci partisidir.
İki ay önce önerdiğimiz meclis komisyonunun kurulması ve kararların nitelikli çoğunluk ile alınacak olması, Türkiye’nin demokratik, adil ve kalıcı bir barışa ulaşması yolunda atılan doğru adımlar olmuştur.
Kürt meselesinin konuşulacağı yegâne mecra olarak gösterdiğimiz TBMM’de, partimizi temsilen bizlerin de bu sorumluluğun içinde olduğunu en başından beri ifade ediyoruz.
TBMM’de kurulan komisyona katılarak ülkemiz ve milletimiz için üzerimize düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getireceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.
Silahların tamamen sustuğu bir Türkiye istiyoruz.
Terörden ve çatışmadan arınmış bir Türkiye istiyoruz.
Ve en önemlisi, Türk, Kürt bir arada, birbirlerine gönülden sarılmış iki kardeş, tek yürek ve tek bilek aynı hedefe doğru omuz omuza yürümek istiyoruz.
İçeride ve dışarıda kimsenin bozamayacağı bu kardeşliği samimiyetle güçlendirme yolunun yolcusuyuz. Bu yolculuğun hukukun üstün olduğu ve herkese eşit uygulandığı bir demokrasiden geçtiğini gayet iyi biliyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, içinde yer alacağımız komisyonun demokratikleşme, Kürt meselesinin çözümü ve toplumsal barış yolunda çalışması için büyük bir gayret göstereceğiz.
Devletimizin ve milletimizin özüne nakşedilmiş olan “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesine bağlı kalarak hem ülkemizde hem de bölgemizde büyük bir barış hattının kurulması için irademizi ortaya koyacağız.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin istikbali, milletimizin geleceği ve bölünmez bütünlüğümüz için samimiyet, hassasiyet ve şeffaflığın bütün siyasi partiler ve komisyonda görev alan milletvekillerimiz tarafından uygulanacağı tarihi bir sürecin yürütülmesi umudumuz ve dileğimizdir.
Bu hedef yolunda yüksek bir gayretle bizlere liderlik eden Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel başta olmak üzere, emek gösteren bütün yol arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyor, TBMM’de kurulacak komisyonda yer alan milletvekillerimize görevlerinde üstün başarılar diliyorum.
Türkiye demokrasinin, adaletin, refahın ve barışın ülkesi olana kadar,
Tam Yol İleri!
03 AĞUSTOS 2025 / Silivri
İnsanın mahpusta en büyük gücü, dışarıdaki sevdiklerinin onu unutmaması, unutturmaması.
Kafa Dergisi'nin Ağustos sayısında gördüm. Yeşilçam’ımızın Sultanı Türkan Şoray, yeni çıkan 'Türkan ve Hayat' isimli söyleşi kitabında beni unutmamış. Sinemadan kazandıklarıyla biriktirip inşa ettiği Türkan Şoray İlkokulu'na yaptırdığımız kütüphaneyi hatırlatmış. Bunun için teşekkür etmiş.
Asıl ben, çocukların okulla ve kitapla buluşması adına bir şeyler yapma fırsat verdiği için Türkan Hanım'a teşekkür ederim. 2021 yılında 48 yıllık okulu baştan aşağı yenilerken okula bir de kütüphane yapmıştık.
O gün Türkan Hanım, çok sevdiği Atatürk'ün karşısına kendisini de anlatan bir de köşe yaptığımızı görünce en mütevazi haliyle yanakları kızarmış, 'bu bana çok fazla, utandım' demişti. Ben de 'adınızın olduğu her yere koşarız' demiştim.
Buradan çıkınca da çocuklar için hep koşmaya devam edeceğiz. Okulsuz, kitapsız, oyunsuz çocuk bırakmayacağız.
02 AĞUSTOS 2025 / Silivri
Orman yangınlarını söndüremiyorsun,
Mutfaktaki yangını söndüremiyorsun,
Adalet sistemindeki yangını söndüremiyorsun,
Hepsinden önemlisi milletin yüreğindeki yangını söndüremiyorsun!
Kendi ellerinle yarattığın şu enkaza dön bir bak: Çürümüş sisteminin esiri olmuş, sorumluluk almayan, her hatasında suçlu arayan bir bürokrasi…
İstanbul’un içme suyu projesini tek imzayla iptal eden sensin. 16 milyon İstanbulluya, İSKİ’ye, İBB’ye haber vermeyen, ilan etmekten korkup gizleyen sensin.
5 Beylikdüzü büyüklüğünde ormanı, tarım alanını, su havzasını "Talan İstanbul" adı altında kimlere satıldığını bile açıklamadan ranta açan sensin.
Devletin köklü kurumu DSİ’yi işlemez hale getiren, 13 yıldır tamamlanamayan Melen Barajı ile on milyarlarca liralık kamu zararına imza atan yine sensin.
2021’de büyükşehir belediye başkanlarımızla küresel ısınma ve büyük orman yangını riskine karşı defalarca uyardığımız halde, önlem almayan, yangınlara müdahale edemeyen sensin.
Seçimde kendine oy vermeyenleri “terörist” ilan eden, şimdi de sorumluluğu muhalefete, belediyelere yıkmaya çalışan yine sensin.
Ve şimdi…
Bu ortamda bile işi gücü bırakıp, korkuyla yüksek lisans diplomamı iptal ettiriyorsun.
Hiç merak etme bu millet seni de tanıdı beni de. Herkes biliyor ki, telaşın boşuna değil, çünkü gitme vaktin geldi.
Saklanma, sorumluluğu başkasına atma, minderden kaçma. Mert ol!
Sana hayatın boyunca göremeyeceğin makamları bahşeden milletin önüne sandığı getir!
31 TEMMUZ 2025 / Silivri
Senelerdir milletimizi mecbur bıraktıkları yüksek faiz esnafımızın, üreticilerimizin canını yakıyor.
Ticari kredilerde takipteki alacaklardaki artış %55’e ulaşmış.
KOBİ’lerden tahsil edilemeyen borçlar ise %115 artmış.
Faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir ülkede küçük esnafımız da üreticilerimiz de fazla bile dayanıyor.
Piyasada nakit akmıyor, vadeli işlerde bile alacaklar tahsil edilemiyor.
Zorda kalıp bankalara müracaat eden KOBİ’ler kredi bulamıyor, bulsa da ödeyemiyor.
İktidar istediği kadar işsizliği düşürdüğünü iddia etsin, geniş tanımlı işsizlik Türkiye'nin tarihindeki en yüksek oranla %33'lere varıyor. İstihdam depolarımız olan KOBİ’ler çökünce, milletimiz işsiz kalıyor.
İktidar değişmeden, tekrar güven ve istikrar inşa edilmeden yürüyecek yolumuz kalmamıştır.
Yeniden sanayileşme programımız kapsamında KOBİ’lerimizin krediye erişimini rahatlatacağız.
Vergi prim teşvikleriyle KOBİ’lerimize nefes aldıracağız.
Dijitalleşmeden tedarik zincirlerine entegrasyona, kamu alımlarında öncelik sağlanmasından ihracata kadar birçok alanda üreticilerimiz için çalışacak olan KOBİ Ajansı ile ülkemizin bel kemiği olan esnafımızı ve üreticilerimizi yeniden ayağa kaldıracağız.
30 TEMMUZ 2025 / Silivri
Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizin açılışını büyük bir heyecanla ve gururla takip ettim. Ancak sosyal medyada yürütülen bazı tartışmalardan Silivri’de bulunmam nedeniyle maalesef gecikmeli haberdar oluyorum.
Atatürk posterinin indirildiğine dair başlatılan kampanyayı büyük bir üzüntüyle gördüm. Bu yakıştırmanın, kişisel olarak beni ve yol arkadaşlarımı yaralamaya dönük olduğu açık.
Biz ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda yürüyor, onun ilkelerini, devrimlerini ve Cumhuriyeti hayatımızın ve siyasetimizin temeli olarak görüyoruz.
Bugün ne için yola çıktığımız da, kimin makamına talip olduğumuz da bizim için son derece nettir.
Kimse bizim Atatürk’e duyduğumuz sevgiyi ve mirasına olan bağlılığımızı sorgulayamaz. Buna cevap vermeyi bile zul addederim. Attığımız her adım, onun “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” sözünün ete kemiğe bürünmüş halidir.
Yolumuz belli, zihnimiz berraktır.
“Azim ve kararlılıkla”
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında ülkemizi hep birlikte aydınlık yarınlara taşımaya kararlıyız.
30 TEMMUZ 2025 / Silivri
Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk biliyordu: “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.” Bir milletin kalkınması ve ilerlemesi ancak eğitimle mümkündür.
Bugün de aynı noktadayız; ülkemizin bir eğitim devrimine ihtiyacı var.
Türkiye’de artık ücretsiz ve kaliteli eğitim değil; ücretli ve kalitesiz bir eğitim var.
Devlet okulları hızla etkisini kaybediyorken, ailelerin bütçelerini zorlayan özel okullar giderek artıyor.
Kreş pahalı, anaokulları ise katkı payı uygulaması yüzünden artık ücretli.
Devlet okullarında kırtasiyeden kıyafete, ulaşımdan yemeğe ve içme suyuna, kaynak kitaplardan okulun temel ihtiyaçlarına kadar her şey aileler için maddi bir yük.
Üniversitede barınma imkanları yetersiz, öğrencilerin burs ya da kredi adı altında sunulan desteklerle geçinebilmesi mümkün değil.
Tüm bunlar kamu hizmeti olması gereken eğitimi, bir sektör olarak gören anlayışın sonucudur.
Biz bu gidişe dur diyeceğiz! Milletimizin iradesiyle yönetime geldiğimizde, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında eğitim yeniden bilimsel, demokratik, eşit, erişilebilir, kapsayıcı, yenilikçi, çağdaş, kamusal ve parasız olacak.
Okul öncesinden üniversiteye kadar eğitimi tamamen ücretsiz hale getireceğiz.
Kırtasiye, kitap, ulaşım, yemek, içme suyu gibi temel ihtiyaçlarda devlet okullarındaki tüm giderleri kaldıracağız.
Okullarımızın ve öğrencilerimizin ihtiyaçları için okul bütçeleri oluşturacağız.
Devlet yurtlarının kapasitesini artıracak; burs ve kredi imkanlarını iyileştireceğiz.
Ve en önemlisi; artık hiçbir aile, çocuğunu özel okula göndermek zorunda kalmayacak!
Biz evlatlarımıza ve ailelere ücretsiz, nitelikli, bilimsel ve çağdaş bir eğitim sistemini armağan edeceğiz!
29 TEMMUZ 2025 / Silivri
Ormanlar yanıyor, ama iktidar hâlâ aynı sözleri tekrar ediyor, her eleştiriye aynı yanıt veriliyor:
“Yangınlara en hazırlıklı ülke biziz.”
Peki o zaman neden ormanlarımız hâlâ cayır cayır yanıyor?
Neden her yaz alevler canlıları, doğayı, köyleri yok ediyor?
Cevabı net:
İktidar, küresel ısınmanın büyüttüğü tehdidi hâlâ kavrayamıyor. Toplumun gösterdiği dayanışma ruhunun, gönüllü çabasının, canı pahasına ormanları koruyanlardaki seferberlik ruhunun gerisinden geliyor.
Ve en önemlisi, bu hayati meseleye bile siyasi kaygılarla yaklaşıyor.
Her yıl aynı şeyi yaşıyoruz: “Orman yangınlarına müdahale edecek yeteri kadar uçak var mı, yok mu?” İnsanlar hâlâ bunun kavgasını veriyor. Uçak yokken var diyenler, bugün “filo yeterli” diyor ama artık kimse inanmıyor.
Gelin şeffaf olun.
Gerçekleri gizlemeyin ki eksikleri birlikte tamamlayabilelim.
Gelin partizanlığı bırakın.
Orman işçisini, uzmanı, yöneticiyi seçerken bölgeyi bilen, işi bilen liyakatli insanları tercih edin. Siyasi referanslara göre hareket etmeyin.
Ve lütfen...
Bir kez olsun ülkenin geleceğini düşünün. Demokrasiye darbe yaparken harcadığınız kaynakların küçük bir bölümünü uçaklara, helikopterlere, modern müdahale ekipmanlarına ayırın. Türk Hava Kurumu’nu ayağa kaldırın. Koordinasyonu ehil ellere verin. Yerel yönetimlerin gücünden, partisine bakmadan faydalanın.
Bu yangınları hep birlikte söndürebiliriz.
Ama önce, önyargıları, siyasi çıkarları ve ihmalleri yok etmemiz gerekiyor.
28 TEMMUZ 2025 / Silivri
Önce gizli tanıklarla iftiralar uyduruldu. O iftiralarla, ortada tek bir somut delil bile yokken, ben ve yol arkadaşlarım cezaevine konulduk.
Ardından yine hiçbir delile dayanmadan tutukluluğumuza yapılan itirazlar reddedildi. Bize karşı, tıpkı Ergenekon döneminde olduğu gibi zincirleme bir hukuksuzluk yürütüldü. Tek suçu benim çevremde bulunmak olan insanlar tutuklandı. Aileleriyle, işleriyle, sağlıklarıyla tehdit edildiler, ediliyorlar.
Soruşturma süreci, bir yargılama gibi değil, doğrudan cezalandırma amacıyla uzatıldı. İnsanlara adeta işkence etmek için organize edilmiş bir düzene dönüştü.
Oysa hukuk başka bir şeydir. Bakın, İzmir’de farklı bir örnek yaşanıyor. İddialardan bağımsız olarak söylüyorum; orada savcı işini yaptı. Soruşturmayı hızla tamamladı, iddianameyi geciktirmedi, gizli tanık oyunlarına başvurmadı. Şimdi yargılama başlayacak ve inanarak söylüyorum arkadaşlarımızın suçsuz oldukları ortaya çıkacak.
Biz adaleti yalnızca kendimiz için değil, herkes için talep ediyoruz. Yargılanmaktan, hesap vermekten asla kaçmadık; bugün de kaçmayız. Ama yargının bir siyasi silaha dönüşmesine, seçimleri şekillendirmek için kullanılmasına, hakimlerin ve savcıların iktidar memuru gibi davranmasına, insanların mahkemeye çıkmadan suçlu ilan edilmesine razı olamayız. Çünkü bu, adalet değil; cezalandırmayı yargıymış gibi sunan bir baskı rejimidir. Biz bu düzene boyun eğmeyeceğiz. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacak, adalet mutlaka kazanacak.
27 TEMMUZ 2025 / Silivri
İskenderun’da temel eğitimdeyken rahatsızlanarak şehit olan iki evladımız, Hayrullah Halit Karaman ve Semih Erdoğan’ın acı haberi yüreğimizi dağladı. Ailelerine sabır, milletimize başsağlığı diliyorum.
Son haftalarda yaşadıklarımız, artık tesadüf ya da münferit diyemeyeceğimiz kadar ağır:
Yangın söndürmede görevli gencecik 10 görevlimizi kaybetmemiz,
Mağarada zehirlenerek şehit olan askerlerimiz,
Ve şimdi, aşırı sıcak altında spor yaptırıldıktan sonra fenalaşan askerlerimiz, şehit olan gençlerimiz…
Bu acıların ortak bir sebebi var: İhmaller zinciri!
Asker ocağında, ormanda, dağda… Bu ülkenin evlatları göz göre göre ölüme terk edilemez. Gerçekler kamuoyuna açıklanmalıdır.
Türkiye’nin kolay ölümler ülkesi olmaktan çıkarılması için etkili soruşturma ve sorumluların hesap vermesi şarttır.
25 TEMMUZ 2025 / Silivri
Bugün özgürlüğüm elimden alınmış olabilir…
Ama gençleri umutlu, emeklileri mutlu, memurları ülkesine hizmet için heyecanlı; çiftçisiyle, sanayicisiyle üretmeye azimli; esnafı gülümseyen…
Aklın egemen, bilimin yol gösterici olduğu zengin bir Türkiye hayalime kimse dokunamaz.
O hayalin gerçeğe dönüşeceği yolculuk Ankara’da başlıyor.
Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’miz açılıyor.
Hepiniz davetlisiniz.
24 TEMMUZ 2025 / Silivri
Merkez Bankası faizleri %46’dan, %43’e indirmiş.
Siyasi ikbal ve koltuk hırsıyla 19 Mart’ta bir masabaşı kumpası dizayn edip milletin iradesine darbe yapılmasaydı, bugün faizin %37-38 olması işten bile değildi.
Ama bir avuç muhterisin ülkeye verdiği zarar korkunç boyutlara ulaştı. İktisatçıların hesaplamalarına göre son 4 ayda oluşan ekstra faiz yükü ile bütçe faiz giderlerine kısa vadede en az 300 milyar TL eklendi.
Sağlıktan, eğitimden, yatırımdan, milletin cebinden kesilip faize ödenecek ekstra 300 milyar TL...
Bu muhterislerin düzeni; vatandaşa kaybettiriyor, şirketleri batırıyor, devletimizin sırtına tefeci faizini yüklüyor.
Bu böyle gitmez! Demokrasiye darbe yaparak, masa başında kumpasçılık oynayarak, ekonomi düzelmez!
Ekonomiyi partizanlıktan, darbecilikten, kayırmacılıktan arınmış tertemiz kadrolarla ayağa kaldıracağız. Az kaldı…
24 TEMMUZ 2025 / Silivri
Masada kazandığımız en büyük zafer, Lozan Barış Antlaşması’nın 102. yılı kutlu olsun.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eşsiz öngörüsüyle yürütülen bu tarihî süreçte, İsmet İnönü’nün diplomasi masasındaki kıvrak zekâsı sayesinde, uluslararası toplum karşısında büyük bir zafer kazanıldı.
Bu antlaşmayla bağımsızlığımız hukuken tanındı; Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi imzalandı.
Bu eşsiz başarının elde edilmesi için mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.
Lozan, sadece bir belge değil, egemenliğimizin, onurlu geleceğimizin ve barışın teminatıdır. Bu büyük mirasa sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur.
24 TEMMUZ 2025 / Silivri
Ülkemizin Eurofighter Typhoon savaş jetlerini tedarik etmesi için ön mutabakat zaptının imzalanmasına, diplomatik çabalarıyla katkı sunan Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e teşekkür ediyorum.
Özellikle Sosyalist Enternasyonal toplantılarında Türkiye'nin güvenlik meselesinin siyasi pazarlık konusu olmaması gerektiğini vurgulaması, milli meselelere bakışımızın iktidara endeksli değil Türkiye’ye endeksli olduğunun açık bir göstergesidir.
Milli savunmamız açısından zaruri olan bu konunun çözüme kavuşmasından çok büyük bir memnuniyet duydum. Ülkemizin adil ve demokratik bir ülke olması için sonuna kadar mücadele ederken, ulusal çıkarlarımız için de elimizden gelen tüm çabayı göstermeye devam edeceğiz.
23 TEMMUZ 2025 / Silivri
23 Temmuz Erzurum Kongresi için 106 yıl önce bugün, Erzurum’da toplanan kahramanlar, milletin iradesini her türlü gücün üstünde gördü.
“Manda ve himaye kabul edilemez” diyerek teslimiyeti reddetti.
“Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez” diyerek bağımsızlık yolunun haritasını çizdi, milletin kırmızı çizgisini ortaya koydu.
Erzurum Kongresi ulusal bilincin uyanışı, milletin kendi kaderine sahip çıkma kararlılığının ilanıdır.
Bugün hâlâ, millet iradesini egemen kılmak için mücadele ediyorsak, o kararlılığı bu topraklara ekenlerin sayesindedir.
Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı bu büyük buluşmayı, 106. yılında saygı ve minnetle anıyorum.
23 TEMMUZ 2025 / Silivri
Türkiye’nin güzel insanları, yurtdışında yaşayan kardeşlerim, hazır mısınız?
Buradan ilan ediyorum. Türkiye’nin geleceğine katkı vermeye davetlisiniz! Fikir üretmeye ve önerilerinizi bizimle paylaşmaya davetlisiniz! Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimiz sizlerin katkı ve desteğiyle daha da büyüyecek, güçlenecek.
22 TEMMUZ 2025 / Silivri
Kuraklık kapıda değil kapıdan içeri girdi siz hala rant peşindesiniz. İstanbul son 65 yılın en kurak haziranını yaşadı. Şehre neredeyse bir damla yağmur düşmedi. Ama sizin aklınızda İstanbul yok, millet yok, sadece beton ve rant var.
Melen Barajı’nın temeli 10 yıl önce atıldı ama barajdan haber yok. "2 yılda açıyoruz", "İstanbul’un su sorunu 2071’e kadar çözüldü" dediniz. Açıkça milleti kandırmaya çalıştınız. Gövdesinde çatlak olduğunu, su tutulamadığını bile bizden öğrendiniz.
İhale üstüne ihale yaptınız, on milyarlarca lirayı çöpe attınız ama sonuç alamadınız.
Melen projesinde tarihe beceriksizliğinizle geçtiniz. Şimdi kafanızı kuma gömüyorsunuz, Melen’in adını ağzınıza almıyorsunuz. Üstelik kuraklık bu boyuttayken, Melen suyu ortada yokken, Cuma hutbesinde su tasarrufu tavsiye edilirken siz İstanbul’un içme suyu havzalarına göz diktiniz.
İhanetinize devam ediyorsunuz. Sazlıdere Barajı’nı bir gece yarısı kararıyla içme suyu havzası olmaktan çıkardınız.İBB’ye, İSKİ’ye, millete sormadınız. Sonra da o havzayı betonla doldurmaya başladınız. İstanbul susuz kalırken siz su havzalarını ranta kurban ediyorsunuz.
Bu millet sizi asla affetmeyecek. Melen de Sazlıdere de sizin utancınız olarak tarihe geçecek. Ama az kaldı. Bu düzen değişecek. Bir avuç insan değil millet kazanacak.
21 TEMMUZ 2025 / Silivri
Ne diyorlar? “Çiftçinin iflas etme, borç batağına batma gibi bir durumu yok, hamdolsun, tarım sektörümüz dimdik ayakta.”
Soralım bakalım çiftçilerimize, dimdik ayakta mıyız yoksa batmakta mıyız?
Çiftçiler bugün Türkiye’de borcu borçla döndürüyor, kar etmek bir yana dursun, zarar etmezse şükrediyor.
Tarım sektörü de çiftçilerimiz de sahipsiz durumdadır.
Çiftçilerimiz, 1.2 trilyon lirayı aşan ağır bir borç yükünün altında yaşıyor.
Çiftçilerimiz tarlaya, seraya, ahıra attığı her adımda daha fazla borçlanıyor. Tarlayı borçla döndürmeye çalışan çiftçiler, öz sermaye koyamıyor, yatırım yapamıyor.
Milletimiz artık tarlaya ekmek istemiyor! Köylerimiz terk ediliyor, artık köylerde genç bulunmuyor!
Biz bu gidişe dur diyeceğiz!
Acil önlem adımlarıyla borç yükü altındaki çiftçilerimiz için önemli bir borç düzenlemesi yapacağız. Kredi sisteminin verimlilik temelli yeniden yapılandıracağız. Türkiye’nin tarımsal altyapısına yönelteceğimiz desteklerle üretimde teknolojik dönüşümü destekleyeceğiz. Tarımı hem tarlada hem envanterde güçlendireceğiz.
Çiftçiyi destekleyerek Türkiye’mizin gelecekteki gıda üretim kapasitesini ve gıda güvenliğini yapısal tehditlerden kurtaracağız. Üretimin maliyetini düşüreceğiz. Krediye ulaşımı kolaylaştıracağız. Çiftçimiz arkasında devletini hissedecek.
Köylerimizi yeniden cazip kılacak, çiftçiliği hevesle yapılacak bir iş haline getirecek ve Türkiye’yi rahatlatacak adımları atacağız.
Çiftçi kazanacak, Türkiye doyacak!
19 TEMMUZ 2025 / Silivri
Annelere hastane önünde bu eziyeti çektirenleri Allah da affetmez, millet de.
Sn. Süleyman Çelebi ziyaretime geldi. Mehmet Murat Çalık kardeşimize yapılan eziyeti konuşurken, darbe dönemindeki kendi deneyimini anlattı.
12 Eylül’de 4,5 yıl süren hapiste kalmış. O dönem babasını kaybetmiş, rahmet diliyorum. Babasının cenazesine katılırken yanında sadece bir asker olduğunu, darbe yönetimi olmasına rağmen kimsenin aklına ellerine kelepçe vurmak gelmediğini söyledi.
Mehmet M. Çalık kardeşime yapılan zulme dair yazılacak, söylenecek söz bulamıyorum. Hastanelere götürülüyor, kelepçeli. Tedavi ve kontrol için gittiği hastanede kanser teşhisi konuyor. Ardından operasyon geçirdikten sonra anjiyo yapılmak üzere kelepçeli şekilde naklediliyor. Fotoğrafı medyada yer alıyor. Bu yetmiyor, İzmir’de hapiste kalması mümkün olmadığını belirten rapor veriliyor, Adli Tıp için İstanbul’a sevk ediliyor. İzmir’de Adli Tıp yok mu?
Bu da yetmiyor, Adli Tıp’tan sonra Metris cezaevine, oradan da İzmir’e gönderiliyor.
O da yetmiyor, Adli Tıp Kurumu, bütün tetkiklerin yeniden yapılmasına karar veriyor.
Bu neyin zulmü, neyin vicdansızlığı?
Allah aşkına, siz kimsiniz? Hangi amaçla görev yapıyorsunuz?
Ne hırsla, kime yaranmaya çalışıyorsunuz?
Bu görevleri yerine getiren muhterislere sesleniyorum:
Bir araba modeli ile hatırlanan döneme mi özendiniz?
İşkenceyi, zalimliği yaparken faili meçhul dönemlerinden mi ilham aldınız?
Hangi kin, ihtiras ya da tutkuyla hareket ediyorsunuz? Ne adına, kime hizmet ediyorsunuz?
Bunların hesabını, bu millet ve ülkenin yargısı, günü geldiğinde sizlere soracaktır.
Hepinize Allah, fikirlerimiz, siyasi görüşümüz ayrı olsa da vicdanı ile konuşan Sayın Ergün Turan’ın vicdanını, erdemini, irfanını, ahlakını nasip etsin!
18 TEMMUZ 2025 / Silivri
Bu ülkede sizin döneminizde hiç sınav sorusu çalınmamış gibi, sınavlar iptal olmamış gibi konuşuyorsunuz.
Milletin içini rahatlatmak zorundasınız.
Milyonlarca evladımız Lise Giriş Sınavı’na büyük emek ve hayallerle hazırlandı.
Şimdi ise sınav sorularının bazı okullara önceden verildiğine, sızdırıldığına ilişkin çok ciddi deliller var. Bu iddiaları büyük bir üzüntüyle takip ediyorum.
Mevcut sistemden adalet beklemek ne yazık ki zor ama çocuklarımızın geleceğini karanlığa teslim edilmesine müsaade etmeyeceğiz.
Bu mesele derhal, şeffaf bir şekilde araştırılmalı. Suçlu varsa cezalandırılmalı.
Her şeyden önemlisi, kaygıya düşen çocuklarımız için adil bir telafi yolu bulunmalı.
Çocuklarımızın geleceği ile oynamayın!
18 TEMMUZ 2025 / Silivri
Sazlıdere'de beton, suyun yerini alıyor!
İstanbul’da rant düzeni tam gaz devam ediyor. Şehir içinde boşaltılan askeri alanlara lüks konutlar dikiliyor, şehrin su havzaları ise “sosyal konut üretiyoruz” bahanesiyle talan ediliyor.
İktidar, askeri alanlar boşaltılırken “yeşil alan olacak” dedi. İmara açılırsa da “sosyal konut yapılacak” vaadinde bulundu. Ama sözünde durmadı, rant hırsına yenik düştü. Askeri alan statüsünden çıkarılan arazilerin yüzde 90’ı imara açıldı.
İmara açılan bu alanların tamamına yakınına sosyal konut değil, lüks projeler tasarlandı.
Şimdi ise Sazlıdere gibi koruma altındaki su havzalarının imara açılması ve barajın dibine kadar binaların dikilmesi, "sosyal konut yapıyoruz" söylemiyle savunuluyor.
Üstelik İSKİ ve İBB’nin defalarca yaptığı “Bu yapılar yasadışı, kaçak” uyarılarına rağmen...
Sadece son 3 ayda bazı yapılar 3 kata ulaştı.
Yeni ihaleler açıldı. Bu projelerle birlikte toplam konut sayısı 38 bine, nüfus ise şimdilik 100 bine, toplamda 2 milyona ulaşacak.
Bu konutlar satılamaz, baraj havzası yok edilemez. Anayasaya aykırıdır. Suç işliyorsunuz.
İstanbul’a ihaneti itiraf edenlerin hâlâ ders almadığını sadece bu tablo bile açıkça gösteriyor.
Ama bu düzen böyle gitmeyecek.
Hukuk er ya da geç mutlaka işleyecek.
15 TEMMUZ 2025 / Silivri
15 Temmuz, bu toprakların gördüğü en karanlık gecelerden biridir.
Gazi Meclis’in bombalandığı, vatandaşın üzerine tankların yürütüldüğü o gece milletimiz, siyasi görüşü ne olursa olsun yan yana geldi, birleşti. Canı pahasına demokrasiyi savundu, darbecilere geçit vermedi.
O gece kurulan güçlü demokrasi cephesi, halkın iradesinin hiçbir güç tarafından esir alınamayacağını tüm dünyaya gösterdi. Ama maalesef, devlet içinde yıllarca korunup kollanan, özenle büyütülen bu yıkıcı yapıya ilişkin bir özeleştiri bile yapılmadı.
Bu ülkede bir daha asla 15 Temmuzlar yaşanmasın istiyorsak, bir an önce, kurumlar ve kurallar ülkesi olmak, demokrasiyi eksiksiz sağlamak zorundayız. Bir an önce, yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız.
15 Temmuz’da, demokrasiye sahip çıkarken şehit olan vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Gazilerimize minnetlerimi sunuyorum.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
14 TEMMUZ 2025 / Silivri
Esenyurt Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer hakkında verilen tahliye kararını gecikmiş de olsa memnuniyetle karşılıyorum.
Duruşmada dinlenen tanıkların ifadeleri, bu davanın da diğerleri gibi hukuki değil siyasi nedenlerle açıldığını açıkça ortaya koydu.
Ancak ne yazık ki Ahmet Özer tahliye kararına rağmen hala cezaevinde. Daha önce birçok CHP’li belediye başkanımızın tutuklanmasına yol açan bir iftiracının suçlamaları nedeniyle Silivri’de tutulmaya devam ediyor. Üstelik, soruşturmanın üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen bu suçlamalara dair bir iddianame bile hazırlanmadı.
CHP’li belediyelere yönelik yargı tacizinin ilk adımı Esenyurt’ta atılmıştı. Başkanımız tutuklanmış, belediyeye kayyım atanmıştı. Ardından diğer soruşturmalar ve tutuklamalar geldi. Bugün verilen tahliye kararının, iktidarın girdiği yanlış yoldan döneceğinin işareti olmasını umuyorum.
Beklentimiz açık ve nettir: Ahmet Özer ve haksız yere tutulan tüm belediye başkanlarımız derhal serbest bırakılmalı, iddianameler hazırlanmalı, yargılamalar başlamalı ve TRT’den canlı olarak yayınlanmalıdır.
Milletin iradesini yok sayan bu hukuk dışı anlayışa karşı hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.
13 TEMMUZ 2025 / Silivri
Türkiye, istisnai dönemler hariç hep ekonominin inişli çıkışlı olduğu ve milletimizin hak ettiği refaha ulaşamadığı bir ülke oldu. Hep sorunlarımız vardı. Ancak hiçbir dönemde, böylesine boğucu bir ekonomik çöküşü yaşamadık. Milletimiz hiçbir dönem böylesine bir barınma krizi yaşamadı.
Nedir bu kira zamları Allah aşkına? Temmuz ayı kira artış oranı ne kadar biliyor musunuz? Yüzde 43,23!
Ev almak çoktan hayal oldu, milletimiz kiraya da para yetiştiremiyor. Tüm gelirini kiraya veren insanımıza “en azından başımı sokacak bir yer buldum” psikolojisi ve çilesi yaşatılıyor.
Çözüm bellidir!
Sosyal konutlar, milletimizin en derin ihtiyacı haline gelmiştir. Milletin iradesiyle iktidara geldiğimizde, yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde sosyal konut stokunu %1’den %20’ye çıkaracağız.
Milletimiz sosyal konut kredileri sayesinde ev sahibi olabilecek, isteyenlerse sosyal konut kiralayarak barınma derdini çözebilecek.
Hedefimiz açık; konut ihtiyacını yurdumuzun her yanında il bazlı olarak belirleyecek, vatandaşın ihtiyacına göre sosyal konut arzını artıracağız.
Aileler, emekliler, işçiler, öğrenciler artık “başımızı nereye sokacağız” derdinden kurtulacak, milletimiz barınma hakkını söke söke alacak!
10 TEMMUZ 2025 / Silivri
Türkiye’nin dört bir yanındaki orman yangınları ciğerlerimizi yaktı. Binlerce hektar orman, içinde yaşayan canlılarla birlikte yok oldu. Yaşananlar elbette bir tesadüf değil. Hepsi iklim krizinin, doğaya yapılan hoyrat müdahalenin ve en kötüsü bu ekolojik değişimi anlayamayan liyakatsiz yönetimin sonucu. Göller kuruyor, şehirler susuzlukla karşı karşıya kalıyor, ormanlarımız yanıyor. Ama ne yazık ki İstanbul’a hâlâ bilimden, doğadan, insandan uzak, sadece rant odaklı bir proje dayatılıyor: Beton Kanal! Rant gözleri öyle kör etmiş ki; 136 milyon metrekare tarım ve orman arazisinin yok olması göze alınabiliyor. Bir avuç insan için mülkiyet hakkı, tapu hakkı yok sayılabiliyor. 1,5 milyon İstanbullunun içme suyu kaynağı Sazlıdere Barajı bile bir gecede gözden çıkarıldı. Sadece bir imzayla, barajın içme suyu statüsü kaldırıldı. Barajın çevresinde, 17 Haziran’dan bu yana 8 ihalede 8133 konut yapılacağı ilan edildi. Hem de son ihale Türkiye şehitlerine ağlarken yapıldı. Neden mi? Kim olduğu bile bilinmeyen bazı yabancı yatırımcılar ve Türkiye’deki bir avuç rantçı daha çok kazansın diye. İktidar rant uğruna, İstanbul’un su kaynaklarını, ormanlarını, toprağını ve geleceğini feda ediyor. Ama biz Beton Kanal’ın karşısında kaya gibi duracağız. Çünkü bugün susarsak, yarın su bulamayacağız, yaşayamayacağız.
10 TEMMUZ 2025 / Silivri
Hapishane duvarları bize engel olamaz… Sesin bana ulaşsın, birlikte yürüyelim! Bundan böyle mektuplarınızı, “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” İstanbul birimine göndermenizi rica ediyorum. Oradaki arkadaşlarım her mektubu tek tek kayda alacak, doğrudan bana ulaştıracak. Böylece hiçbir mesaj gözden kaçmayacak, her düşünce değerlendirmeye alınacak. CAO İstanbul Adresi: Azerbaycan Cd. No 2 C Blok, 34421 Sarıyer/İstanbul
9 TEMMUZ 2025 / Silivri
İftiracıların yalan ifadeleriyle CHP’li belediyeleri hedef alan iktidar, siyasetin üstünde adliye vesayeti kurma girişimlerini sürdürüyor. Son operasyonlarda Muhittin Böcek ve Zeydan Karalar başkanlarımız tutuklanırken, Abdurrahman Tutdere başkanımız hakkında ev hapsi kararı verildi. Artık ayan beyan ortada ki yargı süreci ile değil, millet iradesine yapılan bir darbe ile karşı karşıyayız. İktidar sandıkta kaybetmenin verdiği hırsla ve yargıyı kullanarak intikam almaya çalışıyor. Çünkü ilk seçimde kaybedeceğini görüyor. Kaybetmenin tarifsiz korkusu ve telaşıyla saldırıyor. Ama bilsinler ki bu gittikleri yol, yol değil. Milletin seçme hakkına ve umuduna yaptıkları müdahalelerin mutlaka bir bedeli olacak. Kimsenin şüphesi olmasın, milletimizin desteğiyle bu karanlık ve bozuk düzeni bitireceğiz. Ülkemizde insan onuruna yakışan bir demokrasiyi hep birlikte inşa edeceğiz. Asla boyun eğmeyeceğiz. Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir!
8 TEMMUZ 2025 / Silivri
Sevgili Gençler,
Şikâyetlerinizin tamamını not alıyoruz. Sakın umutsuzluğa kapılmayın. Tünelin ucunda ışık göründü. Sandık gelecek ve yaşadığınız bütün sıkıntılar bitecek.
Hayalinizdeki Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Hak yemeyeceğiz, hakkımızı yedirmeyeceğiz. Adaletli ve eşit bir toplum için hep birlikte çalışacağız. Liyakat tek kriterimiz olacak, mülakatı tarihe gömeceğiz.
Özgürlüklerinizin kılına zarar gelmeyecek. Anayasal haklarınızı kullandığınızda gözaltı tehdidi, evlere yapılan şafak baskınları tarihe karışacak. İtiraz etmek en doğal hakkınız olacak. Sizi dinleyen ve dikkate alan bir devlet olacak. Her bireyin onuru, özgürlüğü ve güvenliği devletin teminatı altında olacak. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak. Parası olan ve olmayan ayrımı ortadan kalkacak. Kimse kalacak yer bulamadığı için üniversitesinden ayrı düşmeyecek.
Üniversiteyi bitirenler kara kara düşünmeyecek. “Ne işte ne okulda” kavramı tarihe karışacak. İstihdam ofislerimiz kariyerinize, ideallerinize ulaşmanız için mentörlük yapacak. İş kurmak isteyenler ve girişimciler için sektörel ve güncel alanları önceleyen cesaret verici teşvikler devreye girecek.
Gençlere deneyim fırsatları sağlayan yurt dışı ziyaretlerini teşvik edeceğiz. Kültür, sanat ve spor alanında gençlere özel fırsatlar ve imkanlar sunacağız.
Bunların hiçbirisi hayal değil, ulaşılabilir hedefler. Yeter ki ülkesini, milletini ve en önemlisi geleceğin mimarı olan gençlerini düşünen, onların ihtiyaçlarını, beklentilerini ve ideallerini önceleyen yöneticiler iş başına gelsin.
İşte biz bunun için, sizler için yola çıktık.
7 TEMMUZ 2025 / Silivri
ARTIK SUS, DUR, BEKLE DEVRİ BİTMİŞTİR!
AK Partili siyasetçilere, vesayet altına alınmış bürokrasiye ve iş dünyasına sesleniyorum:
Devletin ve milletin içine düşürüldüğü tahakküm, kaos, kutuplaşma ve kriz siyasetinden yorulmadınız mı?
Hala ne olduğunun farkında değil misiniz? Külliyedeki bir avuç insanın devletimizi ve milletimizi hangi uçuruma sürüklediğinin farkında değil misiniz?
Ülkemizin dört bir yanı çatışmalarla doluyken ve Ortadoğu’daki gelişmeler vatanımızı tehdit ederken, milletimizi ve iç cepheyi kaosa, krize ve istikrarsızlığa sürükleyenlerden yorulmadınız mı?
Ve en önemlisi, yüce milletimizin bu ihtirasa ve korkaklığa "eyvallah" demeyeceğinin, bu muhterislerin nasıl kaybedeceğinin farkında değil misiniz?
Artık milletten ve seçimden kaçan, yenemediklerini korkakça hapse atan ve yabancı devlet başkanlarının rızasıyla iş yapan bu aklın millet tarafından ilk fırsatta gönderilmeyeceğini mi sanıyorsunuz?
Bu mesele devletin ve milletin varlık-yokluk meselesidir. Bu mesele bir “Beka” meselesidir.
Bu toprakların rotasını kapı arkası hesaplar değil, aziz milletimizin feraseti belirler.
Biz milletin yanında saf tuttuk. Herkes konumunu millete göre belirlesin. Milletin vicdanı elbet herkesi yargılayacaktır.
6 TEMMUZ 2025 / Silivri
İstanbul’da başlattığınız hukuksuzluk artık bir rejim krizine dönüştü. Önce halkı “yolsuzluk var” diyerek aldatmaya çalıştınız. Olmayınca zulmünüzü artırdınız. Kendi kendinizi ele verdiniz.
CHP’yi ilelebet muhalefette görmeyi arzuluyordunuz. Seçimi kaybetmekten korkuyordunuz. Yapıştığınız koltuğunuzdan kalkmamak için ülkeyi ateşe atmayı göze almıştınız.
Ama karşınıza bu büyük millet çıktı. Çaresiz kaldınız. Korktunuz. Korktukça saldırganlaştınız. Daha çok belediye başkanı tutukladınız, gözaltına aldınız.
Peki ne umuyorsunuz?
İtiraz eden herkesi tutuklasanız ne olacak? O sandığı nereye kadar kaçıracaksınız? Millet belediye başkanlarını değil, kendi iradesini kelepçelediğinizin farkında. Biz de farkındayız. Bu mücadele birkaç kenti veya belediye başkanlarını savunmak için değil, Türkiye’yi demokraside tutmak içindir. Siz istiyorsunuz ki biz bu işin peşini bırakalım.
Bırakmayacağız. Ne CHP ne de bu milletin asil evlatları büyük emekle kazandığı demokrasiden asla vazgeçmeyecek. Sandığı ortadan kaldırmak isteyenlerle her ne pahasına olursa olsun mücadele edecek.
Siz de biliyorsunuz ki zamanınız daralıyor. Hiçbir tehdit, hiçbir gözaltı, hiçbir iftira sizi kurtaramayacak. Sandık gelecek. İktidar değişecek. Bu kirli düzeniniz bitecek.
5 TEMMUZ 2025 / Silivri
Demokrasiyi açıkça askıya aldınız. İstanbul'da başlattığınız hukuk dışı müdahaleyi şimdi Antalya, Adana ve Adıyaman’a taşıdınız.
Seçilmiş belediye başkanlarımızı gözaltına alıyor, tutukluyorsunuz. İftiracıya dokunulmazlık tanırken, milletin helal oylarıyla seçilmiş isimleri hedef alıyorsunuz. Üstelik aynı kişinin AK Partili belediyelerle kurduğu ilişkilere göz yummaya devam ediyorsunuz.
Evet, bu ülkede kimse hukukun üstünde değil. Ama yaşananların hukukla, adaletle, suçla hiçbir ilgisi yok.
Sizin derdiniz başka!
Seçimleri yok sayıyor, milletin iradesini dikkate almıyorsunuz. Açıkça demokrasiye darbe yapıyor ve bu girişiminizi her geçen gün bir üst seviyeye taşıyorsunuz.
Yaşananlar, sadece partimize, belediye başkanlarımıza değil, onlara oy veren milyonlara da bir gözdağıdır. Adalet duygusunun yerle bir edilmesi, toplumu kutuplaştırmak ve sindirmek isteyenlerin bilinçli tercihidir. Sadece muhalefet seçmenini değil, bu ülkenin vicdan sahibi tüm insanlarını yaralayan bir sürecin içerisindeyiz. Türkiye’de yaşayan her bir vatandaşa yönelmiş açık bir tehdit söz konusudur artık.
Ve şunu herkes bilmeli:
Ya ülkemiz bu badireleri atlatacak, hukukun üstün olduğu, demokratik, zengin bir ülke olacak. Ya da bir avuç muhterisin koltuk sevdası yüzünden yüz yıllık Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz onarılması güç yaralar alacak.
Ama milletimiz büyüktür. Seçilmişleri değil, bu hukuksuzluğu planlayanları yargılayacak bir millet var bu ülkede!
And olsun ki; bir kişinin değil bir milletin dediği olacak. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Tam da bu nedenle ilk gün söylediğimi tekrar ediyorum: Kendimizi önce Allah’a, sonra da bu aziz Millete emanet ediyoruz.
4 TEMMUZ 2025 / Silivri
Diploma ile ilgili yargı süreci, hakkımda yürütülen soruşturmaların ne kadar hukuktan ve adaletten uzak olduğunu bir kez daha ortaya koydu. İstanbul Üniversitesi’nin iptal kararına karşı açtığımız davada, üniversitenin mahkemeye gönderdiği belgeler, nasıl alelacele ve hukuksuz bir şekilde hareket edildiğini; açılan davaların tümünün siyasi saiklerle yürütüldüğünü gün gibi ortaya çıkardı.
Üniversite yönetimi, fakültenin alması gereken kararı neden kendisinin aldığını "Geç kalacaktık" diyerek açıklıyor. Neye geç kalıyordunuz? Yine hangi sinsi plana yetişemiyordunuz?
Bir de hakkımda açılan sahtecilik davası var ki, tam anlamıyla evlere şenlik. Belgelerimi eksiksiz teslim etmişim, üniversite bu belgeleri incelemiş ve geçişimi kabul etmiş. Eğitime devam etmiş, mezun olmuş ve diplomamı almışım. Sahtecilik bunun neresinde?
Zaten gece gündüz beni düşünen savcı da ortada bir sahtecilik bulamayınca, uydurmuş. Üstelik suçu 'iştirak halinde' işlediğimi iddia etmiş. Peki, bu suça iştirak edenler kim? Onlar da yok iddianamede.
Hukukun zerresi olsaydı bugün beni değil, bu hukuksuzlukları yapanları yargılayan bir sistem olurdu. O günler de uzak değil. Çünkü biz korkmuyoruz, susmuyoruz ve asla vazgeçmiyoruz.
3 TEMMUZ 2025 / Silivri
İki yıl önce %38 enflasyonla görevi alanlar, milletin çektiği bunca çileye rağmen %35’e düşüşü “başarı” diye sunuyor. Takdir milletimizindir!
Bu yönetim, milletin değil, yarattıkları ayrıcalıklı kesimin yanında durmaya devam ediyor.
Sonuç: Kriz büyüyor!
Bakan “program çalışıyor” diyor. Aynen katılıyorum: Milleti yoksullaştırma planı tıkır tıkır işliyor!
Dar gelirliye zam çok görülüyor. Açlık sınırı 26 bin lirayı aşarken, asgari ücret 22 bin, en düşük emekli maaşı 17 bin lira bile olamıyor.
Doğalgaza bir gecede %24 zam yapanlar, gıda enflasyonunun düştüğüne bizi inandırmaya çalışıyor.
Aziz Milletim,
Yüksek enflasyon bir tercihtir!
Kötü yönetim neden, enflasyon sonuçtur. Hukukun işlemediği yerde enflasyon düşmez. Enflasyonu sadece Merkez Bankası politikalarıyla kontrol altına alamazsınız. Tarım, ticaret, maliye politikalarında devrim olmadan enflasyon düşmez.
Kamu harcamaları denetlenmeden, vergi sistemi adil hale gelmeden, sanayi katma değer üretemezken ve çiftçi borç batağındayken enflasyon düşmez!
Çözüm bizdedir!
Emeği koruyan, sofrayı büyüten bir düzen, çiftçiyi destekleyen tarım politikaları, ihracatçıya nefes aldıran ekonomi, adil vergi, disiplinli bütçe ve uyumlu bir istikrar programı ülkemizi geleceğe ulaştıracaktır.
Ne yaparlarsa yapsınlar, isterlerse hepimizi hapse atsınlar bu gidişatı değiştireceğiz! Milletimizden çalınan huzuru, refahı ve umudu söke söke geri alacağız.
Türkiye büyürken, millet küçülmeyecek!
Çünkü biz vazgeçmeyiz.
Çünkü bu ülke bizim!
2 TEMMUZ 2025 / Silivri
Türkiye, hızla bir uçuruma doğru sürükleniyor. Ülkemizin yıllardır çektiği ekonomik kriz milletimizi adeta boğmaya devam ediyor.
Özellikle ekonomimizin kılcal damarlarını oluşturan küçük ve orta ölçekli şirketler, artık hayatta kalma mücadelesi veriyor. Yüksek faize dayalı ekonomi, KOBİ’leri seri bir şekilde iflasa sürüklüyor.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin verisine göre Mayıs ayında kapanan şirket sayısı, geçen seneye göre %5,9 daha fazla! Açılan şirketlerse geçen yıla göre %13 daha az! Yani ülkemizde daha çok şirket batıyor, daha az şirket açılıyor.
KOBİ’ler mal tedarik edemiyor, satış yapamıyor, yapsa parasını alamıyor, sonunda da batıyor; ekonomimizin bel kemiği kırılıyor!
Oysa ki KOBİ’lerimiz, bugün toplam ihracatımızın %55’ini, toplam istihdamın %72’sini oluşturarak ülkemiz için büyük bir görevi gerçekleştiriyor.
Siyasi kumpas kurarken “faiz artırır, sıcak parayı tutarız” hesabı yapanlar yüzünden, KOBİ’ler yüksek faize kurban ediliyor.
Halbuki KOBİ’ler doğru bir kaynak yönetimi ve planlamayla desteklenirse bakın ülkemizde neler olur. Teknoloji yatırımlarına, dijitalleşmeye ve küresel pazarlara açılmaya yönelecek desteklerle KOBİ’ler, yüksek sürdürülebilirlikte bir büyümenin taşıyıcısı olabilir.
KOBİ’lerimiz, büyük sanayi şirketleriyle entegre edilirlerse verimlilik sorunu da, inovasyon sorunu da aşılır. Ülke ekonomisi işte o zaman direnç kazanır. İstihdam, iş, ekmek belli bölgelerde yoğunlaşmaz, tüm ülke sathına yayılır.
KOBİ’lerimizi sadece görmezden gelen, yüksek faizle siyasi kumpasları finanse eden bu zihniyetin yükselen iflas dalgasını durduracak dermanı yok.
Biz hazırız!
Çalışan, üreten, kazanan ve adilce paylaşan bir Türkiye, bizimle geleceğe yürüyecek!
30 HAZİRAN 2025 / Silivri
Biz, ülkemizi kalkındırmayı vaat ediyoruz.
Milletimizi, gençleri, emeklileri, iş arayanları ve iş kurmaya çalışanları gözeten bir Türkiye hayal ediyoruz.
Üretmek isteyenin önünü açan, tarlasında bereket isteyenin duasına karşılık bulduğu bir ülke istiyoruz.
Gerçek politikaların üretildiği, insanların ihtiyaçlarının karşılandığı, gençlerin umudunun arttığı bir Türkiye bizim vaadimiz.
Üretilen politikaların sadece kâğıt üstünde kalmadığı, hayatımızın her alanına dokunduğu bir düzen kurmak istiyoruz.
Her gün milletiyle kavga eden,
Yargıyı eğip büküp, muhalif olan herkesi hapse atmak isteyenlerin tam karşısındayız.
Her konuda savcı kesilen değil, her konuda halkın yanında duran bir yönetim istiyoruz.
“Dostum” diyerek bir fotoğraf karesi için başka ülke liderlerinden medet uman değil; dik duran, milletinden güç alan, saygın bir Türkiye için mücadele ediyoruz.
Demokrasinin, adaletin, Anadolu irfanı ve erdeminin maneviyatına yaslanan bir ülke, bir devlet, bir hükümet vaat ediyoruz.
Biz ADALET vaat ediyoruz.
29 HAZİRAN 2025 / Silivri
Gücünüzü, milletin gerçek sesi olan muhalefeti susturmaya harcamak yerine, ülkenin dört bir yanını saran alevleri söndürmeye harcayın. Cezaevinden ormanları saran alevleri izliyorum, içim yanıyor. Her yıl aynı kabus: Liyakatsizlik, öngörüsüzlük, tedbirsizlik, hazırlıksızlık… Göz göre göre gelen felaketlere yine seyirci kaldınız. Yanıyoruz! Ormanlarımızla birlikte içinde barınan binlerce can, yaşam alanları yok oluyor. Bu yangınlar sadece ağaçları değil, geleceğimizi de küle çeviriyor. İktidar, her yıl bu sınavdan sınıfta kalıyor. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç bekliyor. Ama tablo değişmiyor. Ardından göz boyama seremonileri, göstermelik ağaç dikme törenleriyle vicdan temizleme tiyatroları sahneleniyor. İklim krizi nedeniyle sıcaklıklar olağanüstü seviyelere çıkarken, “geliyorum” diyen bu felakete kulaklarınızı tıkayamazsınız. Eski tartışmalarla zaman kaybetmek yerine bilimin sesine kulak vermek, hazırlığı bugünden yapmak zorundasınız. Çünkü doğa ihmali affetmez, bedelini hep birlikte öderiz.
28 HAZİRAN 2025 / Silivri
Dünyada biri öksürse Türkiye zatürre oluyor. Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Mahmut Arıkan’ın ülkemizin kırılganlığını hatırlatan tespitlerini grup toplantılarındaki konuşmalarından okudum.
Bu önemli sorunu anlamak ve farkında olup çözüm üretmek yerine, vatandaşa, piyasalara, hülasa bütün önemli konulara kulaklarını kapatmış ve milletinden kopmuş bir iktidarla karşı karşıyayız.
Dahası toplumun güvenini ve moralini yerle bir eden hamlelerine devam eden bir iktidar ve aparatları var.
-Diploma iptali,
-Kumpas davaları ve İBB operasyonları,
-CHP’ye yönelik yargı operasyonları,
-Hapse atılan siyasiler, genel başkanlar, medya mensupları,
-Kapatılan, cezalandırılan medya,
-Baskı ve tehdit altındaki muhalefet…
Tüm bunlar ülkemizin güvenilirliğini, itibarını yerle bir ederken yatırımcıyı da arkasına bakmadan kaçırıyor.
Türkiye’nin itibarını bir fotoğraf karesine sıkıştırmış iktidar acizliğini yaşıyoruz.
Biz, ülkemizin geleceğini tasarlarken şu ilkelerin vazgeçilmez olduğunu görüyoruz.
İtibarlı bir dış politika, vizyoner ve sıçrayarak kalkınan bir Türkiye, çalışan ve üreten bir ekonomi. Adil paylaşımı esas alan bir düzen, hukukun üstünlüğü ve güçler ayrılığı ilkesine dayanan bağımsız bir yargı sistemi.
Amacımız, ülkemizi her alanda dibe sürükleyen mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden kurtulmaktır.
Gençlerimizi umutla, çocuklarımızı güvenle geleceğe hazırlayan demokratik ve güçlü bir parlamenter sistemi hedefliyoruz.
Hedefimize milletimizin desteğiyle ulaşacağız.
Çünkü millet böyle istiyor.
27 HAZİRAN 2025 / Silivri
Görevinizi yapıp milletimizi içine soktuğunuz ekonomik krizden çıkaracağınıza; ülkemizi kaos, kriz ve istikrarsızlığa sürüklüyorsunuz. Bana, çalışma arkadaşlarıma ve özünde millet iradesine yönelik hukuksuz darbe girişiminiz yüzünden derinleşen yoksulluğu milletimiz, her gün sofrasında iliklerine kadar hissediyor. Avrupa Birliği’nde toplam nüfusun %21’i yoksulluk riski altındayken Türkiye’de bu oran %30,4. Slovenya’da bu oran neredeyse yarısı kadar; %14,4; Hollanda’da %15,4; Polonya %16. Avrupa’da yoksullukta birinci olduğumuzun farkında mısınız? Yoksa görmezden mi geliyorsunuz? Haberiniz olsun milletimiz görmezden gelemiyor, çünkü her gün yoksulluğun içinde yaşıyor. Hükümetin ve belediyelerin o kadar sosyal yardımına rağmen, Avrupa Birliği’nin verisine göre toplumun %22,6’sı açlıkla ve yoksullukla sınanıyor. Sosyal yardım almayanların halini siz düşünün. Artık gitmiyor, milletimiz nefes alamıyor. Türkiye’yi devamlı kaos ve krize sürükleyen, ekonomiyi batıran bu anlayış, milletimize büyük bir ihaneti gerçekleştiriyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin, ailelerin geleceği için, buna bir dur demenin vakti geldi de geçiyor.
26 HAZİRAN 2025 / Silivri
AZİZ MİLLETİM
Vicdan can çekişiyor!
Ahlak can çekişiyor!
Adalet can çekişiyor!
Buradan haykırıyorum,
Biz yargılanmıyoruz, direkt cezalandırılıyoruz!
Kadınlar, hastalar işkenceye maruz kalıyor!
Evlatlar, eşler, aileler rehin tutuluyor!
Avukatlar tutuklanıyor, tehdit ediliyor, savunma hakkımız çalınıyor!
Canımız tehdit altındadır!
Yüksek yargı mensuplarına,
Yüce Türk Yargısı’nın binlerce hakimine, savcısına;
Israrla sesleniyorum,
Bu, bir avuç insanı kollayan düzenin parçası olmayın,
Yazık oluyor adaletimize, hukukun üstünlüğüne, geleceğimize, inancımıza, maneviyatımıza, doğmamış çocukların istikbaline!
TARİHE NOT DÜŞÜYORUM
Bugün bu adaletsizliğe, hukuksuzluğa imza atanlar yakın zamanda adil yargı önünde hesap verecekler.
“Kişi kendinden bilir işi” misali evde, tarlada, orada, burada bir şeyler arayanların da buldukları tek şey kendi rezillikleri olacak.
24 HAZİRAN 2025 / Silivri
Türkiye, tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşarken, çok yönlü ve teyakkuza geçmemiz gereken krizlerle karşı karşıyayız. Çok büyük bedeller ödediğimiz ve ülkemizi derinden etkileyen adalet, ekonomi ve demokrasi krizleri milletimizi sarsıyor. Ülkemizin yaşadığı bu derin krizlerin temel sebebi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, milletimize büyük bir bunalımı yaşatmaya devam ediyor.
Zor günler yaşadığımız ve Türkiye olarak hızla kendimize gelmemiz gereken böylesine bir dönemde yapılan 19 Mart sivil darbesiyse, ekonomimize 150 milyar doları aşan bir bedeli yüklemiş; tüm sektörlerin kayba uğradığı, işsizlik, yoksulluk, faiz ve enflasyonda dünyada rekor kırdığımız bir dönemi tetiklemiştir.
Dünyadaki ve bölgemizdeki krizlerin tırmandığı bu dönemde, İsrail'in İran'a saldırısıyla ciddi bir dünya krizine dönüşen savaşın etkisi, ülkemizin yaşadığı ekonomik, hukuki ve toplumsal sorunların yanında yeni bir bedel olarak önümüzde durmaktadır.
Ülkemizin her inisiyatifine görev düşmektedir.
İktidarın ülkemizde yürüttüğü kriz, kaos ve istikrarsızlık siyasetinin karşısında oluşturacağımız demokrasi, refah ve huzur siyaseti milletimizin en büyük ihtiyacıdır. Muhalefetin tarihimizin en kritik dönemlerinde toplumsal duyarlılık yaratacak adımları atması gerekiyor.
Kurban Bayramı'nda büyük bir dostluk ziyaretiyle beni onurlandıran ve 19 Mart'tan beri en zor koşullarda CHP'yi, beni ve ailemi yalnız bırakmayan İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu ile ülkemizin durumunu konuşma fırsatımız olmuştur. Sayın Genel Başkan'ın da dile getirdiği gibi bütünleşik bir muhalefet, birçok yönden milletimize rehber olacak ve bu derin krizler döneminde yapıcı bir muhalefeti güçlendirmemizi sağlayacaktır.
Hükümeti uyaran, doğru yolu gösteren ve milletin sessiz çığlığını en doğru şekilde ifade eden muhalefet, yaşadığımız çoklu krizlerden çıkışı ve TBMM çatısı altında oluşacak bir iç cephe tarifinin nasıl olacağını milletimizle paylaşabilmelidir.
Ülkemizin ekonomide, adalette ve demokraside yaşadığı derin krizlerin ve bölgemizde yaşanan çatışmaların yarattığı tehditleri bertaraf edecek olan bu irade, ülkemizin ve milletimizin bekası, huzuru ve geleceği için çok önemlidir!
Türkiye irade ve azmini bütün unsurlarıyla ifade edecek ve milletimiz yaşadığı krizlerden kurtularak tarihimizin her döneminde olduğu gibi kudretini bütün dünyaya ispat edecektir.
23 HAZİRAN 2025 / Silivri
Hiç düşünmez misiniz?
31 Mart 2019 - 13 bin fark!
23 Haziran 2019 - 800 bin fark!
31 Mart 2024 - 1 milyon fark!
23 Mart 2025 - 15.5 milyon oy ile Cumhurbaşkanlığı Adaylığı
Yaptığınız her hukuksuzlukta, her kumpasta, her zulümde, her engellemede millet size daha güçlü bir demokrasi dersi verecek.
“Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.”
22 HAZİRAN 2025 / Silivri
Siyasi rakibinden, avukatın savunmasından, gazeteciden, gençten, sesten, sözden hatta resimden bile korkan bir akıl ülke yönetemez. Bu kadar korkuya teslim olmuş bir iktidara, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti daha fazla emanet edilemez.
Bölgede bütün taşları yerinden oynatacak gelişmeler yaşanırken, tarihin en önemli kırılmalarının içindeyken, hala bu ülkeyi düşman hukuku ile idare edemezsiniz.
Gazeteci Fatih Altaylı’nın tutuklanması bu korku duygusunun başka bir tezahürüdür. Attığınız her hukuksuz adım milleti bastırma çabasıdır. Ama bu aziz millet kararını çoktan vermiş ve boyun eğmeyeceğini cümle aleme duyurmuştur.
21 HAZİRAN 2025 / Silivri
Çevremiz ateş çemberine dönmüşken tüm cephelerimizi tahkim etmeliyiz. Bunun için her alanda güçlü bir ülke olmalıyız. Tüm kurumlarıyla vatandaşına güven veren bir devlet, güçlü bir toplum olmalıyız. Gücünü ve olanaklarını kendi iktidarı için değil, ülkede yaşayan her vatandaşın güçlenmesi için kullanan bir akla ihtiyacımız var. Partizanlık, kayırmacılık, günü kurtarma, fırsatçılık, liyakatsizlik gibi kavramlar bütün ülkeleri içeriden derin derin kemiren, iktidarların keneleridir. Bu iktidarlar dışarıdan güçlü görünür ama içi boştur. Eğitimimiz, adalet sistemimiz, akademimiz, ekonomimiz başta olmak üzere bütün kurumlarımız liyakatle oluşturulmalı ve sapasağlam olmalı. Biz ülkemizin gerçekten güçlü olmasını, komşuları ve bölgesi için sahici bir barış unsuru olmasını istiyoruz. Devamlı fitne fesat peşinde koşan, toplumsal kutuplaşmadan, ayrışmadan, çatışmadan beslenen, kendine devamlı suni düşmanlar üreten, sandıkta yenemediği rakiplerini hapse atan bugünkü iktidarla bunun asla başarılamayacağını düşünüyoruz. Güçlendirmemiz gereken cephe tüm toplumdur, her bir bireydir, bu ülkenin en verimli kaynağı olan insanlarıdır. Bu akılla bir başarı hikayesi yazılabilir, iç cephe böyle güçlendirilebilir. Her görüşten vatandaşın birbirine sımsıkı sarıldığı, ortak hedeflere odaklandığı, kişilerin değil kurumların ve toplumun güçlendiği bir ülke inşa edeceğiz.
20 HAZİRAN 2025 / Silivri
Aile demeden, hukuk demeden bütün kötülükleri yaptınız. Düşman hukukunda sınır tanımadınız, psikolojik işkencede bütün duvarları yıktınız. Savunma hakkımı bile çaldınız, avukatımı sırf mesleğinin gereğini yaptığı için hapse attınız. Allah Büyük, hem bu dünyada Yüce Türk Yargısı önünde hem ahirette Yüce Yaradan’ın huzurunda hesap vereceksiniz. Şunu herkes bilsin ki; ben vatanım için, 86 milyon vatandaşım için, geleceğimiz olan çocuklarımız ve gençlerimiz için her türlü engellemeye rağmen çalışmaya, mücadele etmeye devam edeceğim. Çünkü; BİZ ADALETE SUSAMIŞ, DEMOKRASİYE İNANCI TAM TÜRK GENÇLİĞİYİZ. BUGÜNE DEK VAZGEÇMEDİK, BUNDAN SONRA DA ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ
19 HAZİRAN 2025 / Silivri
Savcılık makamı eliyle yürütülen bu kirli kumpasta; iş insanları, bürokratlarım, yol arkadaşlarım; baskı, tehdit ve şantajla iftiraya zorlanıyor. Hayatında adliye koridoruna uğramamış tertemiz insanlar, tarihimizin en sistematik ve en utanç verici yargı tacizine maruz bırakılıyor.
Bir avuç yargı mensubunun hırsı, kini ve siyasi çıkarları uğruna tertemiz insanlar zulüm görüyor. Devletin adalet eli bir şantaj aracına dönüştürülüyor:
“Seni mahvedeceğiz. Aileni tutuklayacağız. Çoluğundan çocuğundan yıllarca ayrı bırakacağız. Gel, iftira at, kurtul!”
Bu cümleler o karanlık odalarda yankılanıyor. SEGBİS kayıtlarında, kamera görüntülerinde, tanıklıklarda duruyor. Bunları kimse bilmiyor, bunlar gizlenecek sanmayın!
15 Ocak 2025’te açıkça söyledim, bu vesileyle tekrar ediyorum:
“Mert olun, cezamı onaylayın; ama masum arkadaşlarımı rahat bırakın!”
Mert değilsiniz!
Yol arkadaşlarımı, selam verdiğimiz insanları en değerli kutsalları olan aileleriyle tehdit ediyorsunuz. Mafyanın bile kullanmayacağı yöntemlere başvuruyorsunuz!
Buradan dostlarıma sesleniyorum:
Onurunuzu, haysiyetinizi, ailelerinizi ve evlatlarınızı koruyun.
Gerekirse önünüze konulan o iftiranameleri düzmece olduğunu bilerek imzalayın. Hiçbirinizin çocuğunun geleceği benim özgürlüğümden daha kıymetsiz değil.
Ben o imzaların yükünü tek başıma taşırım.
Biz bu yola milletin kaderini omuzlamak ve taşımak üzere çıktık. Kendi kaderimiz ne ki. Bu omuzlar, bir evladın gözyaşı uğruna susturulan herkesin kaderini taşımaya hazırdır. Hiç üzülmeyin. Ama bu kirli düzene boyun eğmeyeceğimi de kimse unutmasın!
Bu karanlık elbet bitecek. Yeniden aydınlığa ulaşacağız. O gün geldiğinde, sadece adalet değil, onur, şeref ve haysiyet kazanacak.
19 HAZİRAN 2025 / Silivri
Resmimden korkuyorsunuz,
Sesimden korkuyorsunuz,
Sözümden korkuyorsunuz,
İsmimin anılmasından korkuyorsunuz…
Ama bir noktada kendimi savunmamdan, savunma hakkımı kullanmamdan bile korkacağınızı düşünmemiştim.
Milleti yalanlarınıza inandıramadıkça daha da saldırganlaşıyorsunuz. Avukatımı tutuklayacak kadar acizleşiyorsunuz.
Girdiğiniz ve ülkeyi de içine soktuğunuz karanlık girdabın içinde debelendikçe, debeleniyorsunuz.
Elinizde kala kala; çoluğu çocuğuyla, malı mülküyle, onuru ve haysiyetiyle tehdit ettiğiniz bir avuç iftiracı kaldı.
Ne yaparsanız yapın bana boyun eğdiremeyeceksiniz. Bu milleti dize getiremeyeceksiniz.
Sizden korkan sizin gibi olsun.
19 HAZİRAN 2025 / Silivri
Sabahın köründe evlerini basarak gözaltına aldığınız, pislik içinde günlerce tuttuğunuz, sonra uyduruk gerekçelerle tutukladığınız, suç makinası kişilerin tanıklığıyla iftira attığınız, ailesiyle/avukatıyla görüşemesin diye başka yerlere sürgün ettiğiniz, psikolojik baskı kurduğunuz, şantaj yaptığınız, tehdit ettiğiniz bu insanlar sizin esiriniz değil.
Türkiye’nin en iyi eğitimli, en donanımlı, en deneyimli, kamu ahlakına sahip insanlarına bu zulmü reva görüyorsunuz. Tutuklu yargılayarak, yargılama sürecini evrensel hukuka aykırı bir biçimde cezaya çeviriyorsunuz. “Atalım içeri sonra bir şekilde delil buluruz” diyorsunuz. İftiralar ve iftiracılar dışında bir şey bulamadıkça daha da hırçınlaşıyorsunuz.
Ciddi sağlık sorunları olan hastaları bile son ana kadar süründürüyorsunuz. Haklarında en ufak ciddi bir suçlama yokken anneleri çocuklarını göremez hale getiriyorsunuz. Büyük günah işliyorsunuz, vicdani tüm sınırları aşıyor, kul hakkı yiyorsunuz.
Aslında bu zulmü yalnızca bize değil bu ülkenin ortak aklına, vicdanına, geleceğine yapıyorsunuz.
Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık gibi uzun yıllar kanserle mücadele etmiş, içeride 15 kilo kaybetmiş pırlanta gibi bir insana bile zulmediyorsunuz.
Sırf benimle çalıştığı için şu an içerde olan kişilerin başlarına bir şey gelirse, sağlık durumları kötüleşirse tüm sorumluluk; bu uyduruk soruşturmayı aşağıdan yukarıya organize eden, iş birliği yapan herkestir. Bu da tarihe not olarak düşülsün.
18 HAZİRAN 2025 / Silivri
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in dün CHP Grup Toplantısında açıkladığı Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimiz ile yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. Ülkemizi adalete ve refaha kavuşturacak yeni yönetimin ilk adımını atıyoruz. Aday Ofislerimiz Türkiye vizyonumuzun en geniş katılımla hazırlanacağı, bu vizyonun il il, ilçe ilçe, mahalle mahalle anlatılacağı üsler olacak.
Ofisimizin icra kurulu CHP Genel Sekreterimiz Selin Sayek Böke, TBMM Grubumuzu temsilen Aydın Milletvekilimiz Bülent Tezcan ve yakın çalışma arkadaşım Serkan Özcan’dan oluşacak.
Bütün vatandaşlarımızı yakında adres duyuruları da yapılacak bu ofislerimizde aktif görev almaya, süreçlere katkı sunmaya ve yeni Türkiye’nin inşasında inisiyatif almaya davet ediyorum.
Sevgili Gençler bu vesileyle sizlere de ayrıca özel bir çağrım var;
Türkiye’nin umudu, geleceğimizin teminatı, heyecanı yüksek, adalete susamış, demokrasiye inancı tam, insanını ve memleketini çok seven ruhunuzla,
Tarih yazmaya, birlikte ülkemizi geleceğe hazırlamaya, hep birlikte düşünmeye, ortak akılla çalışmaya ve üretmeye, kendi geleceğinize imza atmaya hazır mısınız?
Siz gençlere, bu paylaşımcı ortamı hazırlayacak ofisimizin adreslerini yakında sizlerle paylaşacağım.
Gelecek sizsiniz Gençler!
Sizleri çok seviyorum….
18 HAZİRAN 2025 / Silivri
Gençlerimize bu güzel ülkede yaşamaları, çalışmaları ve üretmeleri için nedenler vereceğiz.
İşler iyi gitmiyor elbette farkındayız. Güvensizlik ortamında fırsatını bulan evlatlarımızın yurtdışına bir şekilde çıkmanın peşinde olduğunu görüyoruz. Ekonomi sadece bir avuç azınlığa iyi. Eğitim ve akademi yerlerde. İşsizlik almış başını gidiyor, adaletsizlik her gün daha da büyüyor, hayat pahalılığı uçmuş durumda.
LGS'de derece yapan 14 yaşında, ülkenin en zeki çocukları, lise bitmeden dünyanın en iyi ilk 100 üniversitesinden tam burslu kabul alıp, gidiyor. Türkiye'nin beyni liseliler, bu nedenle 21-22 Haziran'daki üniversite sınavına girmeye tenezzül bile etmiyor.
Bu ülkenin pırıl pırıl beyinlerini kaybediyoruz. Bir ülkenin bundan daha büyük beka sorunu olabilir mi? Bu düzeni kökten değiştirecek, bu çöküşe son vereceğiz. Bu gençlere ülkemizin ihtiyacı var. Bir avuç azınlığın sebep olduğu bu acı tabloya son vereceğiz. Biz gençlerimizin yeteneğine, azmine ve çalışkanlığına güveniyoruz, onlar da bu ülkeye güvenecekler.
Bu ülkede yaşamayı, çalışmayı, üretmeyi yeniden sevecekler.
17 HAZİRAN 2025 / Silivri
Sayın Ümit Özdağ hakkında tahliye kararı verilmiş olması sevindiricidir. Hukukun egemen olduğu bir ülkede siyasilere yargı tacizi olmaz, yargı sopasıyla siyaset dizayn edilemez. Bu kararın tüm siyasi tutsaklar için de uygulanmasını bekliyoruz.
14 HAZİRAN 2025 / Silivri
Türkiye’mize, milletimizin ve devletimizin geleceği için güçlü bir tarım gerek.
Çiftçisi kazanan, çarşı - pazara çıkmaktan korkmayan bir millet gerek.
Artık Türkiye için “Topraktan Sofraya Bereket” gerek.
Toprağını koruyan, köy hayatını yeniden değerli kılan ve çiftçiye bereketin tadını yaşatan bir ülkeye kavuşacağız.
Çiftçiyi koruyacak, kırsalı yeniden kalkındıracağız.
İstanbul’da yaptık, tüm Türkiye’de de yapacağız.
12 HAZİRAN 2025 / Silivri
Aziz milletim “O yüzdeki ifadeyi” asla unutmayın.
Gaziosmanpaşa Belediyesi Meclisinde yapılan Başkanvekilliği seçiminde yaşanan utanç verici görüntüleri asla unutmayın.
Seçilmişin elinden hile hurdayla alınan Başkanlığı hiç utanmadan kutlarken, sırıtarak siyasi başarı elde ettiğini düşünen zihniyeti asla unutmayın.
Bu görüntüden AK Parti’ye oy ve emek verenler, emek nedir bilenler de utanç duymuştur. Aziz ve asil milletimizin hiçbir ferdi bu durumu asla kabullenmez.
Bu görüntü; kula kulluk ederek, emek vermeden, hukuksuzca kazanmaya alışmış insanların vahşi görüntüsüdür. Mevcut sistem demokrasiyi çürüttüğü gibi hak ve helal duygusunu da yok etmiştir.
YAZIKLAR OLSUN!
- Sizi AK Parti’yi kuran ve yıllarca sırtında taşıyan insanlara,
- Sizi Gaziosmanpaşa halkına,
- Sizi 16 milyon İstanbulluya,
- Sizi 86 milyon vatandaşımıza,
-Sizi milletin vicdanına, ahlakına ve adalet duygusuna şikayet ediyorum.
12 HAZİRAN 2025 / Silivri
Aldığımız nefese dava açıyorsunuz. Her davanın savcısı aynı, bilirkişisi aynı, hukuksuzluğu aynı.
Bunlar da yetmiyor bir gün önce yargılamanın yapılacağı yeri değiştiriyor bana ve avukatlarıma son anda haber veriyorsunuz. Kendimizi savunmamızdan bile korkuyorsunuz. Savunma hakkımızı engelleyen bu keyfi uygulamalarınızı kabul etmiyorum. Bugünkü duruşma usulsüzdür, yargılama esaslarına uygun değildir. Böyle bir sürecin parçası olmayı reddediyorum ve bu nedenle bu duruşmaya katılmayacağım. Bağımsız Türk yargısına ve yargı üyelerine sonuna kadar güveniyorum, ama planlanan bu sürecin bir parçası olmayı reddediyorum.
11 HAZİRAN 2025 / Silivri
Aziz milletim, bu bir işkence duyurusudur.
Benimle birlikte çalışmaktan ve İstanbul'a hizmet etmekten başka suçları olmayan, haklarında en ufak bir delil olmayan tutsaklara sistematik olarak işkence ve kötü muamele yapılıyor.
Özellikle kadınlara bu zulüm yapılıyor. Ailelerinden uzak cezaevlerine yollanıyor, 1 metre karelik kafeslerde kelepçeli aç susuz 7/8 saatlik yollara götürülüyor, yerlerde yatırılıyor, pislik içinde hücrelerde tutuluyorlar.
Bu işkencelerin neden yapıldığını çok iyi biliyoruz. Bu kumpası planlayanların elinde hiçbir delil yok, herkesi baskıyla, şantajla, tehditle, işkenceyle "iftiracı" yapmak istiyorlar. Kendi düştükleri çukurdan bu şekilde çıkabileceklerini düşünüyorlar.
Bu zulmü tüm milletimiz bilsin, duysun, paylaşsın. Bu kadınların, bu annelerin, bu çocukların ahı bu kötülüğü yapanların, ortak olanların, sesini çıkarmayan herkesin boynuna.
10 HAZİRAN 2025 / Silivri
Hukuk araç olarak kullanılarak siyaset dizayn edilemez.
Siyasetçiler, siyasi parti liderleri uyduruk gerekçelerle tutuklanıp aylarca hatta yıllarca hapiste tutularak yargılama sürecinin kendisi cezalandırmaya dönüştürülüyor.
Siyasetçiler rakiplerini sandıkta yener, uyduruk mahkemelerle değil. Fikirler fikirlerle yarışır, kararı millet verir.
Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ’ın yarınki duruşmada tutukluğuna sona verilmesi ve adli birimler üzerindeki iktidar gölgesinin sökülüp atılması elzemdir. Yargılama sürecinin kasti olarak uzatılması ve tutuklu yargılamanın usul haline gelmesi adaletsizliktir.
8 HAZİRAN 2025 / Silivri
Şehirlerimizde betonlaşma yerine, yeşil altyapı modellerimiz sayesinde doğamızın güzelliklerini tadan bir Türkiye olacağız.
İstanbul’a nefes aldıran yaşam vadilerimizi bütün şehirlerimizde yaygınlaştıracağız.
“Yeşil Türkiye Seferberliği” sayesinde milletimizi hak ettiği gibi temiz bir nefes ile buluşturacağız.
İstanbul’da yaptık, tüm Türkiye’de de yapacağız.
7 HAZİRAN 2025 / Silivri
Gençlerimize bir borcumuz var!
Üniversite öğrencilerimize yurt imkanını bütün memlekette yaygınlaştıracağız. Tıpkı İBB yurtlarındaki gibi…
İBB’de de yaptığımız gibi burs desteğiyle onların yaşam sıkıntılarını hafifletecek ve kendi gelişimleriyle ilgilenmelerini sağlayacağız.
Hayal kuran, çalışan, üreten, kendini geliştiren ve mutlu bir gençlik tüm Türkiye’ye şifa olacak.
İstanbul’da yaptık, tüm Türkiye’de de yapacağız.
7 HAZİRAN 2025 / Silivri
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek kardeşimin geçirdiği ağır bir kaza sonrası tedavi altına alındığını büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Dualarım kıymetli Ferdi Zeyrek dostum için. Allah’ım seni korusun Ferdi Başkanım, senin gibi iyi ve güçlü bir insanın hızla iyileşip hizmetlerine devam edeceğine inanıyorum.
Aileni, dostlarını ve çalışma arkadaşlarını sevindireceksin inşallah.
6 HAZİRAN 2025 / Silivri
Bugün Bayram.
Her bayramda büyüklerimin ellerini öper, geniş ailemle bir araya gelir ve fırsat bulursam doğduğum toprakları ziyaret ederek büyüklerimizin hayır dualarını alırdım. İlk defa bir Kurban Bayramı’na cezaevinde giriyorum.
Evet ailemden, sevdiklerimden, evimden ve işimden uzağım. Bir büyük haksızlığın, bir büyük kumpasın mağduruyum. Ama biliyorum ki mücadelemle milyonlarca insanın kalbindeyim. Bu girdaptan çıkınca tüm ülkenin rahatlayacağına da adım gibi eminim.
Bu bayram en büyük burukluğum ise haksız yere tutuklanan yol arkadaşlarımın; sırf ailelerine işkence olsun diye başka cezaevlerine sevk edilmeleri oldu. Buradan özellikle haksız yere tutuklanan arkadaşlarımın ve ailelerinin bayramlarını kutluyorum. Bütün kalbimle, gücümle, dualarımla hep yanlarındayım.
Şundan emin olun ki ailelerimize bunu yapmalarının tek sebebi çok zayıflamış olmaları, artık milletten tam anlamıyla kopmalarıdır. Bu aklın sonu yakındır, yakında bir daha dönmemek üzere gidecekler. Sizler ise yıllar sonra geriye onurlu duruşunuzu, müthiş direnişinizi ve zafer hikayenizi bırakacaksınız.
Bu ülke asıl bayramı bu sinsi, darbeci, fitneci, kumpasçı operasyonları yapanlardan kurtulduğunda kutlayacak.
Biz kazanacağız, millet kazanacak. Bayramınız mübarek olsun.
5 HAZİRAN 2025 / Silivri
Aziz Milletimiz;
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ADALET, DEMOKRASİ VE HAYSİYET mücadelesini veriyoruz. Milletimizin bereketini, ekmeğini, işini ve DİPLOMASINI çalanlara karşı UMUDUN, GELECEĞİN, MİLLET İRADESİNİN onur mücadelesini veriyoruz.
Millete ait makamları kendi koltuğu zannedenlere karşın işin, aşın, üretimin, adil paylaşımın, eşitliğin, Cumhuriyetimizin beka mücadelesini veriyoruz.
Adalet olmayan ülkede BEREKET olmaz,
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi SEBEP!
Adaletsizlik, yoksulluk ve sefalet SONUÇ!
YA ADALET, YA SEFALET!
Bu mücadele kutsaldır.
Bu mücadele her aile ve vatandaşımız içindir!
Bu mücadele çocuklarımız ve gençlerimiz içindir!
Asla vazgeçmeyeceğiz!
Milletimizle Başaracağız!
Milletimiz Büyüktür!
4 HAZİRAN 2025 / Silivri
Aziz Milletim,
Size Kurban Bayramı’ndan önce hissettiğim derin üzüntülerimi, kaygılarımı anlatmak, ülkemize verilen büyük hasarları görerek seslenmek istiyorum.
Belediye başkanlarımızı, siyasi arkadaşlarımı, onurlu bürokratlarımızı ve yol arkadaşlarımızı tutuklu zannetmeyin. Senaryosu önceden yazılmış bir film sergileniyor adeta.
Önce şafak baskınları ve gözaltı, ardından 5 gün boyunca pislik içinde, havasız, aç, susuz bir ortamda bekletilen ve tutuklanarak Silivri’ye gönderilen insanlar…
Düşman hukukunun dünyada görülmemiş yöntemleri uygulanıyor. Silivri’de tutuklu bulunan arkadaşlarımız başka şehirlere naklediliyor, avukatları ve aileleriyle görüş imkanları kısıtlanıyor, zorlaştırılıyor.
Aziz Milletim,
Vicdanı olan, adalete inanan, “Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır” diyen, milletimize sesleniyorum;
Sosyal demokratlara, milliyetçi demokratlara, muhafazakar demokratlara, Kürt demokratlara, sosyalist demokratlara, liberal demokratlara sesleniyorum.
Artık milletçe tutsağız, milletin iradesi tutsak. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceği, umutlarımız, aile kutsallarımız, işimiz gücümüz, yaşama sevincimiz, bereketimiz tutsak.
Kararlı mücadelemiz elbette milletimizle el ele devam edecek!
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!
Millet Büyüktür!
3 HAZİRAN 2025 / Silivri
Yarına kalır ama yanınıza kalmaz.
Halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarımızı, bürokratlarımızı bir iftiracının sözleriyle sabahın köründe ev baskınıyla gözaltına alan, savaş suçlusu gibi dizip çekim yapıp basına servis edenler, bu yaptığınız rezilliği bu millet unutmayacak. Vicdandan, ahlaktan, hukuktan yoksun bu yaptıklarınızın hesabını er ya da geç hukuk önünde vereceksiniz.
1 HAZİRAN 2025 / Silivri
İş dünyamızın değerli temsilcileri;
Biliyorum işinizi, varlığınızı korumak istiyorsunuz.
Biliyorum kimseyle sorun yaşamak istemiyorsunuz.
Biliyorum yatırımlarınızı geleceğe taşımak istiyorsunuz.
Biliyorum ailenizi riske atmak istemiyorsunuz.
Biliyorum haksız, hukuksuz denetimlere maruz kalmak istemiyorsunuz.
Ama sizler de şunu çok iyi bilin:
Bu ülkede hukuk, adalet ve demokrasi olmazsa bunların hiçbir garantisi kalmıyor. Kimse bana bir şey olmaz demesin. Olur, hem de hiç beklemediğiniz anda hiç beklemediğiniz şekilde olur. Bu hukuksuz akıl, ayağınızın altındaki halıyı bir anda çekiverir.
Susmayın, korkmayın, çekinmeyin. Bu ülke bu girdaptan eninde sonunda çıkacak, millet iradesini ortaya koyacak ve bu ceberrut akıl çekip gidecek.
Gelin ülkenin umutları yeniden yeşertecek bu demokrasi ve adalet devrimini birlikte gerçekleştirelim.
1 HAZİRAN 2025 / Silivri
Aziz milletimiz, size söz veriyoruz!
Yurdumuzun her köşesinde, 86 milyon insanımız için huzur ve barışın sözünü veriyoruz.
Mahkemede, devlet dairesinde, vergide, liyakatte, harcadığınız emek karşılığı aldığınız maaşta adaletin sözünü veriyoruz.
Ektiğiniz toprakta, çalıştığınız iş yerinde, yaptığınız ticarette, mutfakta ve sofrada bereketin sözünü veriyoruz.
Devletimizin yönetiminde, kurumlarımızda, dünyayla ve komşularımızla kurduğumuz ilişkilerde, demokrasinin teminatı olan bir Türkiye yolunda güven ve itibarın sözünü veriyoruz.
Sanayide, teknolojide, enerjide, gıdada ve savunmada üretimin sözünü veriyoruz.
Toprağımızı, ormanlarımız, denizlerimizi, doğamızı ve şehirlerimizi korumanın, ihanet etmemenin sözünü veriyoruz.
Eğitimde, bilimde, teknolojide, girişimcilikte, sporda ve sanatta dünyayla yarışmanın, başarının sözünü veriyoruz.
Türkiye'mize umudun sözünü veriyoruz.
31 MAYIS 2025 / Silivri
Öyle karanlık bir tünele girdin ki çıkamıyorsun. Artık uyan, bir geriye çekil ve ülkeyi kendi ellerinle getirdiğin şu hale bak!
Seni bu operasyonlara ikna edenler, içinden çıkamayacağın bir girdaba soktular. Yalan, dolan, fitne, fesat, tehdit, şantaj ne ararsan var. Panikle bomboş dosyalarını insanla doldurmanın telaşındalar.
Uyduruk gerekçelerle şimdi de ilçe belediye başkanlarımızı alıyorsun. Ne yapacaksın? Nerede duracaksın? Sırayla 16 milyon İstanbulluyu hapse mi atacaksın?
Battıkça batıyorsunuz. Hukuk yerlerde, toplumsal huzur bozulmuş, siyaset durmuş, dış dünyadan bakınca itibardan eser kalmamış, en kötüsü ekonomi uçuruma doğru yuvarlanıyor.
Türk yargısının çok değerli üyeleri, siyasi partilerimizin ve sivil toplumumuzun kıymetli yöneticileri, iş dünyamızın liderleri, sendikalarımız, zaman sesimizi hep birlikte yükseltme zamanıdır.
Zaman bu haksız ve hukuksuz düzene hep birlikte “artık yeter” deme zamanıdır.
30 MAYIS 2025 / Silivri
İlk seçimde bu iktidar evine gidecek ve "Cumhurbaşkanına Hakaret" diye bir suç olmayacak.
İktidarda olmak; eleştirilebilmektir. Biz göreve geldiğimizde bu garabete son vereceğiz. Bir paylaşım yaptı diye, demokratik protesto hakkını kullandı diye hiç kimse haksız yere gözaltına alınmayacak, tutuklanmayacak, hapse atılmayacak. Etrafında hep dalkavuk isteyen akıl gidecek, özgürlüklerden yana bir anlayış gelecek.
Gençlerden korkmayın, etrafınızdaki dalkavuklardan korkun.
30 MAYIS 2025 / Silivri
Korku bacayı sarmış.
Siz ne kadar engellerseniz, biz o kadar büyürüz. Ceberrut olan sizsiniz ama millet bizimle. Biz, sizin inanamayacağınız kadar güçlüyüz ve her gün büyüyoruz. Sizin zorbalıklarınız, engelleriniz bize vız gelir, vız.
Gram cesaretiniz varsa koyun sandığı milletin önüne, millet karar versin. El mi yaman, bey mi yaman görelim. Korkmayın kaçmayın, yalanlarınızın arkasına saklanmayın.
Sizi mertliğe davet ediyorum.
29 MAYIS 2025 / Silivri
Çarşıya, pazara çıkacak yüzleri yok demiştim, şimdi milletin içine çıkacak halleri de kalmadı.
Konforlu saraylarınızdan, milletten alabildiğine uzak odalarınızdan, lüks ve şatafat içindeki hayatınızdan, mizansen buluşmalarınızdan kafanızı kaldırıp bu milleti duyamazsınız, göremezsiniz.
Milletin adamı diye gelip, millete efendi oldunuz. Siz bu millete körsünüz artık.
27 MAYIS 2025 / Silivri
Sırf benimle çalıştı diye insanlara zulmediyorsunuz.
Onurlu, görevini layıkıyla yapan, kamuda çalışmanın bilincine sahip, devletine ve milletine bağlı pırıl pırıl insanları zorla evlerinden alıyor, uyduruk gerekçelerle tutukluyorsunuz.
Çocuğunu tek başına büyütmeye çalışan, hakkında halihazırda adli kontrol kararı olan bir anneye bile sırf benimle çalışıyor diye işkence yapıyorsunuz. Evladının doğum gününde annesini tutukluyor, çocuğu tek başına bırakıyorsunuz.
5 dakikalık ifade için tekrar tekrar gözaltına alıyor, günlerce hücrede tutuyorsunuz, suç bulamayınca uyduruyorsunuz, gerekçe bulmak için uğraşmıyorsunuz bile.
Böylesi bir gaddarlığı, böylesi bir kötülüğü ülkemiz hiçbir dönem yaşamadı.
Anneleri serbest bırakın, çocukların ahını daha fazla almayın.
Arşı titreten bu zulmünüzün hesabını iki dünyada veremeyeceksiniz.
27 MAYIS 2025 / Silivri
Hiç mi Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazsın?
Bir yandan yol arkadaşlarımın uğradığı haksızlık ve hukuksuzluğa yanarken, diğer yandan ülkenin içine sokulduğu duruma yanıyorum.
Siyasi hırstan, koltuk sevdasından, dünya nimetlerine tamah etmekten başka hiçbir gerekçesi olmayan bu hukuksuzluğu, önce yüce Allah’a sonra aziz milletime şikayet ediyorum.
Aylardır üzerinde tepindikleri bütün dosyalar bomboş çıkınca, hiç acımadan insanları zindanlara kapatıp, iftiracılar yaratıp “yeni dosyalar yapabilir miyiz?” derdine düştüler.
Zulmederek, korkutarak, tehdit ve şantajla dosya yapmaya çalışan bir adalet sistemi olabilir mi?
26 MAYIS 2025 / Silivri
Sorumlu hemen yanı başınızda, başka yerde aramayın.
Ekonomideki çöküşe, yoksulluğa, pahalılığa, gelir adaletsizliğine kılıf arıyorsunuz.
Sorumlu, şafak baskınıyla milletin iradesine kelepçe taktırandır.
Sorumlu, ayladır ağzından heybedeki turpu, dananın kuyruğunu, ahtapotun kollarını düşürmeyendir.
Sorumlu, %50 faiz vererek döviz rezervi toplayıp, bir koltuk hırsı için bunu üç günde yakandır.
Yaptığın her hukuksuz iş, ekonomiye daha büyük darbe vuruyor. Ekonominin başına istersen Nobelli iktisatçıyı getir, bu akılla bu milletin derdine zerre faydan olmayacak.
25 MAYIS 2025 / Silivri
Göreve geldiğimizde İBB’nin;
Yurt sayısı SIFIRDI
Kreş sayısı SIFIRDI
Kent Lokantası sayısı SIFIRDI
Yapımı devam eden metro sayısı SIFIRDI
Burs verilen öğrenci sayısı SIFIRDI
Çocuklara süt dağıtımı SIFIRDI
İstihdam Ofisi sayısı SIFIRDI
Anne Kart sayısı SIFIRDI
Emekliye dar gelirliye kentsel dönüşüm hibesi SIFIRDI
Tarım desteği SIFIRDI
Kadın yönetici sayısı SIFIRDI
Yaşam Vadisi sayısı SIFIRDI
Okul beslenme desteği SIFIRDI
Evlilik desteği SIFIRDI
Kadınlara ped desteği SIFIRDI
Yenidoğan desteği SIFIRDI
Emeklilere pazar desteği SIFIRDI
Gezici aşevi desteği SIFIRDI
Deniz taksi sayısı SIFIRDI
Bu liste uzar gider…
Allah Aşkına, bunlardan korktunuz değil mi? Tüm Türkiye’de böyle güzel işler yapacağız diye eliniz ayağınız birbirine dolandı değil mi? Bu yüzden faul yaptınız değil mi? Bütün bu kumpasları o yüzden tezgahladınız değil mi? İtiraf edin.
24 MAYIS 2025 / Silivri
Devlet ve devleti yöneten insanlar gençlere kin güdemez. Kaç bayram geçti, gençlerimiz hala hiç hak etmedikleri bir şekilde cezaevinde tutuluyor. Onlar hukuksuz hiçbir şey yapmadılar, yalnızca itirazlarını dile getiren gençlerimizin hakkı hapis olamaz.
Ramazan Bayramı geçti, Kurban Bayramı geldi. Gençlerimiz hala ailelerine, arkadaşlarına, öğretmenlerine hasret bir şekilde adalet bekliyor. Devletimizi yönetenlere sesleniyorum. Bu durum vicdana, adalete, örf ve adetimize sığmaz. Bırakın gençlerimiz bu bayramda ailelerine kavuşsunlar.
Devlet, korumakla yükümlü olduğu milletin evlatlarına, onların özgürlüğüne ve geleceğine sahip çıkmak zorundadır. Yazıktır, günahtır.
Devletin dini adalettir. Bayramda gençlerin yeri ailelerinin yanıdır. Gençler özgür olsun, aileler artık huzur bulsun.
23 MAYIS 2025 / Silivri
İBB’nin çok değerli yöneticileri ve emekçileri, sevgili yol arkadaşlarım, sizleri tüm kalbimle kutluyorum.
Sizler; ülkemizin tarihinde görülmemiş en vahşi baskılara, anlamsız saldırılara, düşman hukukuna ve hiçbir dayanağı olmayan gözaltı ve tutuklamalara şahit oluyorsunuz.
Bütün bu hukuksuz, ahlaka ve vicdana sığmayan uygulamalara karşı, 16 milyon insanımıza olan sorumluluklarınızı ve hizmetlerinizi en üst seviyede başarı ile yönetmenizden büyük gurur duyuyorum.
Hep birlikte 6 yıllık emekle var ettiğimiz İstanbul Modeli ile; gelirlerin daraldığı ve daraltıldığı, ekonomik krizin en üst seviyede yaşandığı, her ay acımasız bir biçimde mali kesintilerin yapıldığı, tarihte olmamış bir biçimde İBB kurumunun hırpalandığı bu ortamdaki başarınız, 16 milyon insanımıza verdiğiniz üstün hizmet her türlü takdirin üzerindedir.
Sizlere ve ailelerinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Hepinizle gurur duyuyorum. Sağ olun, var olun.
23 MAYIS 2025 / Silivri
“Zulüm ile âbâd olanın âkıbeti berbat olur.”
İktidar ya da muhalefet, kime oy vermiş olursa olsun kimseyi inandıramadın.
Bomboş dosyanı doldurmak için aklınca her fırsatta dalga dalga yeni operasyonlar yapıyorsun. Tehditle, korku salarak ve şantaj yaparak soruşturmanı güçlendirmeye çalışıyorsun.
Ciddiyetsizlik, tutarsızlık, uydurma… ne ararsan sende var. 8 ay önce soruşturma başlatmışsın, 70 günde yüzlerce insanı cezaevine atmışsın, şimdi baskıyla ifade alıyorsun. İşte bu acziyettir. İşte bu delil ve kanıtsızılığın itirafıdır.
Unutma; öyle de yenileceksin, böyle de yenileceksin. Sabah baskınlarıyla uyanan çocukların, endişeli anne babaların ahına yenileceksin. Sandıktan sana hayalini bile kuramayacağın, tarihe geçecek güçlü bir tokat çıkacak.
20 MAYIS 2025 / Silivri
Terör örgütü PKK’nın silah bırakma kararının ve kendini feshetmesinin ardından, TBMM rehberliğinde katılımcı, şeffaf ve demokratik bir süreci hep birlikte inşa etmemiz gerekmektedir. Ülkemizin sabırla ve katılımcı bir iradeyle, milletimizin güvenini kazanan bir Terörsüz ve Demokratik Türkiye hedefine ilerlemesi, tarihimize, milletimize ve ortak geleceğimize karşı sorumluluğumuzdur.
Daha önce belirttiğimiz gibi bu süreci salimen tamamına erdirebilmek üzere, konunun meclisimizde bir genel görüşme açılarak ele alınması ve mecliste temsil edilen bütün partilerin katılımıyla “Terörsüz ve Demokratik Türkiye Komisyonu” oluşturulması milletimize karşı sorumluluğumuzun bir gerekliliğidir. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel bu komisyonun kurulması adına tarihi bir çağrıda bulunmuştur. Silahların susması ve terörün bitmesi adına, bu komisyonun şeffaf, katılımcı, demokratik ve çoğulcu bir iradeyle çalışması, bu tarihi sorumluluğumuzu başarıyla gerçekleştirmemizi sağlayacaktır.
TBMM bünyesinde bir komisyonun kurulması adına, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de bir çağrıda bulunması kıymetlidir. İnanıyorum ki bu süreç, ancak Türkiye’nin demokratik bir ülke olmasına vesile olursa başarıya ulaşacak, milletimize umut ve güven verecektir.
Terörsüz ve Demokratik Türkiye hedefi için çalışılan şeffaf, katılımcı ve demokratik bir TBMM zemininin ve millet iradesinin hepimize rehber olacağını ümit ediyorum.
Milletimiz hiç merak etmesin. Vatandaşın hakkını ve ülkemizin geleceğini her koşulda koruyacak, Terörsüz ve Demokratik Türkiye’yi milletimize armağan etmek için sağlam irademizi güçlü bir biçimde ortaya koymaya devam edeceğiz.
18 MAYIS 2025 / Silivri
Genç kızlarımızın, oğullarımızın, çocuklarımızın yüzündeki gülümsemeyi geri alacağız.
En çok korktukları şeyi yapacağız; ayrısı gayrısı olmayan bir ülke olacağız, bayram yerine çevireceğiz tüm yurdu. Gençlerin coşkusu her yeri saracak.
Kalbi kararmış, ruhu kararmış, yüzünü nefret kaplamışlara inat, gençleri haksız yere tutuklayanlara inat; neşemizi mutluluğumuzu geri alacağız.
18 MAYIS 2025 / Silivri
Artık hiçbir şeyi gerektiği gibi yapamıyorsun, anladık.
Koltuk dışında bir arzun, bir hırsın, bir isteğin kalmadı, anladık.
Parayı tefeciye, faizciye, vurguncuya harcıyorsun onu da anladık.
Anlayamadığım, yapana niye engel olmaya çalışıyorsun? Hiç mi merhametin kalmadı bu milletin evlatlarına?
İktidar, belediyelerin öğrenci yurdu açmasını önlemek için yasa teklifi hazırlıyormuş. O zaman ne yapacağımız belli, daha çok öğrenciye yurt yapacak daha çok gencin barınma sorununu çözeceğiz. İmkanı olan bütün CHP’li belediyelerimiz yurt yapıyor, yakında millet iktidara gelince yurt sorununu da kökünden çözeceğiz.
Gençlerimizi hak ettikleri gibi kaliteli, güvenli ve ekonomik yurtlarda yaşatacağız.
17 MAYIS 2025 / Silivri
2 ay geçti;
Ne para dolu ayakkabı kutuları,
Ne dolar fışkıran para kasaları,
Ne 300 bin euroluk “hediye” saatler,
Ne milyon dolarlık off-shore hesapları,
Ne telefon tapeleri,
Ne de önceki olaylarda etrafa saçılan skandal e-mailler,
ÇIKTI!
Oysa en büyük hayaliniz tüm bunları video yapıp, grup toplantısında millete izlettirmekti.
OLMADI! Ne heybeden turp çıktı ne de dananın kuyruğu koptu!
Gücünüze gidiyor biliyorum ama ne yazık ki yine aldatıldınız.
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetmekle sorumlu bir siyasetçiye, hayali bir örgütün, hayal ürünü iddiaların peşine takılarak siyaset yapmak yakıştı mı?
Bu iftira bataklığından kurtulmak, çamura daha fazla batmamak için yapılacaklar bellidir.
Güvendiğiniz hukuk kökenli siyasetçilerden bir heyet kurun ve bu dosyayı onlara inceletin. Objektif her hukukçu görecektir ki bu dosya, içinde tek bir DELİL barındırmayan SANAL bir dosyadır.
Bu dosyanın değerlendirmesini, güvendiğiniz hukuk kökenli siyasetçiler yapsın.
Belli ki benden şüphe ediyorsunuz.
Belki kendi ekibinize güvenirsiniz!
Son sözüm: Aldansan da, aldatma!
17 MAYIS 2025 / Silivri
Tarih sizi “faize karşıymış gibi görünen en büyük faizciler” olarak yazacak.
Yönettiğiniz bütçeden Nisan ayı itibarıyla faize aktardığınız kaynak, geçen seneye göre %99 artmış. Buna karşın gelir artışı %50’de kalmış.
İlk dört ayda, 2025 yılının bütçe açığı tahmininin yarısına ulaşmışsınız.
Geçinemez hale soktuğunuz çiftçiye gecikmeli bir biçimde ödediğiniz destek bu senenin toplamında 135 milyar TL olacak, ama kapılarına gidip el açtığınız tefecilere sadece ilk 4 ayda 725 milyar TL transfer yapmışsınız.
Faizcilere verdiğiniz bu para yetmezmiş gibi bir de kapı arkasında planladığınız 19 Mart darbesinden sonra, 55 milyar dolar rezerv yakıp, Merkez Bankası faizini %49’a taşıttınız.
Tefecileri ihya ederken, ülkenin üreticisini %70 faizli kredi borcuna mahkûm ettiniz. Türkiye’nin gece gündüz alın teriyle üreten, istihdam yaratan KOBİ’lerini, sanayicisini, esnafını, emekçisini bozuk para gibi harcadınız.
Tarih sizi “16 milyon seçmenin iradesine uyduruk suçlamalarla yapılan 19 Mart darbesinin finans ayağı” diye hatırlayacak.
Bu lekeden asla kurtulamayacaksınız. Bu da size dert olsun.
16 MAYIS 2025 / Silivri
İstanbul’a ihanet dönemi bitti, İstanbul’un milyonlarca muhafızı var.
Yeşil alanları, deprem toplanma alanlarını, askeri alanları imara açtınız, birilerine özel imar verdiniz, şehri katlettiniz, trafiği mahvettiniz. Sadece 15 yılda 130 projede kamu alanlarından ve imar hareketliliğinden birilerine sağladığınız rant tam 85 milyar dolar.
Şehri birlikte mahvettiğiniz kişiler şimdi de utanmadan televizyonlara çıkıp, çalışma arkadaşlarıma iftira atıyor.
Neymiş, benim yol arkadaşlarım rant projelerine karşı çıkmışlar. İyi ki karşı çıkmışlar, bu tutumlarından dolayı hepsiyle gurur duyuyorum. Bütün çalışma arkadaşlarım İstanbul’un muhafızıdır, bu şehre ihanet eden her işe karşı çıkarlar ve çıkacaklar.
Bir avuç insana sağladığınız rant dönemi çoktan bitti. Televizyonlara çıkarıp bize iftira atanların bir avuç rantçı olduğunu da kendiniz tescil etmiş oldunuz.
16 MAYIS 2025 / Silivri
Sevgili Yol Arkadaşlarım;
Belediye başkanlarımız, meclis üyelerimiz, yöneticilerimiz, siyasi ve idari çalışma arkadaşlarım; hukuksuzca ve uydurma iddialarla, yeni keşfedilmiş çok kötü yöntemlerle, düşman hukuku ile yürütülen süreçler tutuklu ya da tutuksuz bizleri bu kaderin içinde buluşturdu.
Birlikte dayanışma içerisinde bu zor günleri aşacağımızdan hiç şüphe duymuyorum. Sizlerin çok güçlü yetenek ve birikimlerinizle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çok güzel hizmetlerle vatandaşlarımızla buluşacağınıza eminim.
Sizlere güveniyorum, her zaman yanınızda, sizlerle düşünen, güzel düşüncelerinizi hisseden bir yerden çok güçlü duruşunuz ve umudunuzla Türkiye’nin geleceğine bakıyorum.
Her şey çok güzel olacak!
15 MAYIS 2025 / Silivri
Her çeşit kara para işi yapanlara, şehrin kalbine hançerler saplayanlara, bir sürü kirli iş yapıp milletin gözüne sokarcasına hayat yaşayanlara işlemeyen hukuk, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri söz konusu olunca jet hızıyla tutuklama kararı çıkarıyor.
Bir densize, toplumsal örf, adet ve ahlakımızı, aile hukukunu yerle bir eden bir ahlaksıza karşı çıkan üniversite öğrencileri bu ülkenin onurunu, şerefini, ahlakını kurtarmıştır.
Sevgili gençler şunu bilin ki hep yanınızdayım. Az kaldı, gidiyorlar, bu onların son şımarıklıkları. Millet onlara güçlü bir demokrasi dersi vermek için gün sayıyor.
11 MAYIS 2025 / Silivri
Ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin tahribatına uğrayan pek çok kurumumuz oldu. Ancak hiçbiri, ülkedeki adalet kurumu kadar büyük yara almadı bu ucube sistemden.
Ortada daha iddianame bile yok ama Cumhurbaşkanı hemen “suç örgütü” ilanını yapıyor. Yetinmeyip aklınca bir yandan yargıyı etki altına alırken, diğer yandan yol arkadaşlarımızla aramızda fitne yaratmaya gayret ediyor.
Sen de gayet iyi biliyorsun ki; ortada ne suç var ne de örgüt, ne turp var ne de heybe!
Ne kadar yalan haber yaptırsanız da, ne kadar insandan zorla ifade almaya çalışsanız da, iftiracılarınızla, gizli tanıklarınızla yaptığınız her iş elinizde patladı.
Aziz Milletim;
Bu kumpasçı, fitneci, iftiracı aklın bu ülkeye zerre faydası olmaz artık. Kimse güven duymaz böyle çürümüş bir düzene. Bu kadar güvensiz hissedilen bir sistemde; para olmaz, bereket olmaz, refah olmaz, aş olmaz, iş olmaz…
Bu hukuksuzluklar ve yarattıkları ortam en büyük bedeli milletimize ödetti, ödetmeye devam edecek.
Varsın onlar hukuksuzluklarına devam etsinler, biz bu ülkeye hizmet etmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.
Allah’ın izniyle; bu tek adamcı, ucube sistemi el birliğiyle değiştireceğiz. Ülkemize hürriyet ve adalet gelecek.
9 MAYIS 2025 / Silivri
Sevgili gençler, tüm arkadaşlarınızla paylaşın;
Yasakları, adaletsizliği ve size dayatılan umutsuzluğu hep birlikte söküp atacağız. Özgür ve yasaksız bir ortamda öyle güzel işler yapacağız ki tüm dünya sizi konuşacak.
Hep birlikte Türkiye’yi hak ettiği noktaya yükselteceğimiz günlerin heyecanıyla, ülkemizin geleceğini tasarlıyoruz. Sizler benim en iyi takım arkadaşlarım olacaksınız. Hep birlikte çalışacak, çözüm ve fikirler üreteceğiz. Yapay zekadan girişimcilik dünyasına, inovatif fikirlerden kültür ve sanata, ekonomiden spora kadar birçok alanda sizlerle birlikte güzel işlere imza atacağız.
Hazırlanın, büyük bir yolculuğa çıkıyoruz.
8 MAYIS 2025 / Silivri
Ben rakibinden bu kadar korkan, kontrolünü kaybeden ve panikle aynı anda bütün tuşlara basan başka siyasetçi ne gördüm ne duydum. Beni hapse de atsan, sosyal medya hesaplarımı da engellesen unuttuğun bir şey var; bu ülkede milyonlarca Ekrem var.
#İmamoğluHerYerde
6 MAYIS 2025 / Silivri
Küçük televizyonumdan çocuklarımızın yolladığı resimlerin ve mektupların bulunduğu “ÜZÜLME” sergisini gezerken eşim Dilek’i gördüm.
Dilek bazı mektupları okurken çok duygulandım. Anladım ki bir siyasetçinin en güçlü sevgi kaynağı çocukların sevgisi.
Bu büyük sevgi köprüsü benim en güçlü mutluluk kaynağım.
Sizi çok seviyorum çocuklar.
Koca kalpli kızlarımız, oğullarımız, çocuklarımız, Allah’ım sizi korusun!


6 MAYIS 2025 / Silivri
6 Mayıs 2019’da İstanbul seçimlerini iptal ederek milletin iradesini yok sayanlar, aynı hukuksuzluğu 35 yıllık diplomamı iptal ederek sürdürme gayretindedir.
İstanbul’da iradesine sahip çıkıp iktidara sandıkta dersini veren bu aziz millet, bugün de diploma kumpasını kuranlara tarih ve hukuk önünde hesap soracaktır.
Avukatlarım, bu hukuksuzluğa karşı milletin hafızasında önemli bir yeri olan 6 Mayıs’ın anlamını bilerek, bu günün yıldönümünde İstanbul İdare Mahkemesi’nde davamızı açtılar.
Tüm vatandaşlarımızı hak, hukuk ve adalet mücadelemize destek olmaya çağırıyorum. Bu mücadele hukukun ve demokrasinin mücadelesidir. Asla şüphe duymayın, mutlaka milletçe kazanacağız.
5 MAYIS 2025 / Silivri
“Ama montaj, ama şu, ama bu…”
Hatırlıyorsunuz değil mi bu sözleri? Çok değil birkaç yıl önce milletin gözüne baka baka yine yalan söylemişlerdi.
Sabah bir yalan uyduruyor, akşam kendi yalanlarına inanıyorlar. Allah akıl fikir versin, gerçekten kötü durumdalar.
Her gün ülkemizin iyiliği, milletimizin birliği ve dirliği için dua ediyorum; yalanlar uyduranlar, aklı sadece kötülüğe, kumpasa, fitneye, iftiraya çalışanlar için de iyilikler diliyorum.
Bu milleti tanımıyorlar, gerçekten bilmiyorlar. Bu milletin bu kurmaca düzene, yalana, dolana kanacağını düşünüyorlar. Milletin aklını hafife alıyorlar, bu kurguyu anlayamadığını sanıyorlar.
“İmamoğlu onunla görüştü, bununla gizli toplantı yaptı vs” diyerek akıllarınca görüştüğüm herkesi hedef alacak, linç edecekler. Görüntüleri montajlayacaksınız, daha önce defalarca yaptığınız gibi başını sonunu keseceksiniz, yandaş kanallarda ve TRT’de defalarca yayınlayıp benim masum vatandaşımı kandırmaya çalışacaksınız. Hadi ordan!
Ben bugüne kadar kiminle görüştüysem İstanbul’un menfaati için görüştüm. Attığım her adımı takip ettiğinizi biliyorum, aldığım nefesi biliyorsunuz. Hakkımda hiçbir şey bulamadınız, bunu da biliyorum.
Binlerce müfettiş, savcı, soruşturma, inceleme, dinleme, kayıt, takip vs hepsi boş çıktı.
Montajcılık sizin en iyi bildiğiniz iş, uzmanlık alanınız, bu filmi bu millet izledi.
Sizin gibi sır dolu yaşantım olmadı hiç. Bundan da çok rahatsız oldunuz.
Abdestinden şüphesi olmayanın, namazından şüphesi olmaz.
4 MAYIS 2025 / Silivri
Biz, sizin sinsi hesaplarınızı çok iyi biliyoruz. Bu millet buna izin vermeyecek siz de bunu bilin.
Sizin derdiniz İstanbul’un rantı. İstanbul’un kaynakları bir avuç insana değil tüm İstanbullulara kullanılmaya başlayınca rahatınız bozuldu.
Şimdi İBB yöneticilerini gözaltına alarak, tutuklayarak İstanbul’dan intikam almak istiyorsunuz.
İstiyorsunuz ki; metro şantiyeleri dursun, yeni metrolar yapılmasın, İSKİ sel baskınlarını artık önleyemesin, her yağmurda meydanlar taşsın, yazın su kesintileri yaşansın, müsilaj hortlasın istiyorsunuz.
Sahici bir depreme hazırlık çalışması yapılmasın sadece deprem bahanesiyle rant projeleri yapılsın istiyorsunuz; fakir fukara evini yenilemesin ama İstanbul’un kıymetli yerlerinde devlet eliyle lüks konut yapılsın istiyorsunuz. İmar ve tapu sorunları çözülmesin yüz binlerce vatandaşın yaşadığı yerlerdeki sorunlar öylece kalsın istiyorsunuz.
Yeni kreşler, yurtlar yapılmasın, burslar kesilsin, kent lokantaları kapansın istiyorsunuz; kaçak yapılarla mücadele edilmesin, dere yatakları betona boğulsun, yaşam vadileri, kent ormanları birilerine peşkeş çekilsin istiyorsunuz.
İBB’de maaşlar ödenmesin, yeni otobüsler, metrobüsler alınmasın, İstanbullu rahat ulaşım yapmasın istiyorsunuz; Halk Süt dağıtılmasın, Anne Kartlar iptal olsun istiyorsunuz, çiftçilere destek kesilsin, tarım bitsin istiyorsunuz.
Kimseye istihdam ofisleriyle iş bulunmasın, Askıda Fatura ile ihtiyaç sahiplerinin faturaları ödenmesin istiyorsunuz, Haliç yine kirlensin Kurbağalıdere yine bataklığa dönüşsün istiyorsunuz, İstanbul Otogarı yine mezbeleliğine dönsün istiyorsunuz.
Halk Ekmek dar gelirliye ekmek üretemez hale gelsin istiyorsunuz. Emeklilere verilen destekler sona ersin, çocuklara verilen beslenme desteği kesilsin, öksüz ve yetim çocuklara, şehit ve gazilerimizin evlatlarına verilen eğitim destekleri son bulsun istiyorsunuz.
Ecdat yadigarı eserler çürüsün, yok edilsin sonra da birilerine peşkeş çekilsin istiyorsunuz. Şehrin en güzel yerlerinde kültür, sanat ve etkinlik alanları yapılmasın, milletimiz ücretsiz faydalanmasın istiyorsunuz.
İşe alımlar eskisi gibi torpille olsun, sadece belli insanlar alınsın, İBB’de liyakat bitsin, kadın istihdamı artmasın, Enstitü İstanbul İSMEK’ler, teknoloji atölyeleri kapansın, yeni spor tesisleri yapılmasın istiyorsunuz.
Kısacası İBB’yi felç etmek, çalışmaz hale getirmek, İstanbulludan intikam almak istiyorsunuz. Kendinizce uyanık bir plan yaptınız.
Şunu unuttunuz sayın kötüler, İstanbullular en zor zamanda bir arada ve güçlü şekilde durur ve sizin bu sinsi planlarınızı altüst eder. Kendinizi çok akıllı sanıyorsunuz ama şunu unuttunuz; biz milyonlarız siz ise bir avuçsunuz.
Biz dayanışmayla sizden milyon kere daha güçlüyüz. Attığınız her adımı teşhir edecek, her kirli planınızı milletimizle paylaşacağız.
Millet Büyüktür!
3 MAYIS 2025 / Silivri
İBB’yi kazıdılar, altından liyakat çıktı.
Cezaevine attığınız yol arkadaşlarımın özgeçmişlerini okuyunca herkes ne kadar liyakatli kadrolar kurduğumuzu gördü.
Bu ülkenin iyi yetişmiş insanları var, binbir zorluğa rağmen kendini geliştirmiş evlatları var. Dürüst, çalışkan, aklı hür vicdanı hür milyonlarca genci var.
Bursu, işi ve fırsatı daima hak edene sunduk. Şimdi sıra tüm Türkiye sathına bunu yaymakta.
Ülkemizde yıllardır kamuda yaşanan her türlü çalışan adaletsizliğini, kamuda işe giriş hukuksuzluğunu, torpili, adam kayırmacılığı biz sonlandıracağız.
Partizanlıktan, ayrımcılıktan sağa sola savrulmuş, kamuda hak ettiği yeri ve konumu elde edememiş tüm kamu çalışanlarına sesleniyorum:
Sizler bizim inşa edeceğimiz şeffaf, katılımcı, akıldan, bilimden, doğrudan, adaletten yana sistemimizle ve liyakate, performansa dayalı düzenlemelerle huzura kavuşacaksınız.
İktidarımızda; etkili, verimli, hakkını veren insan kaynakları yönetim modelimizle mutlu, huzurlu bir ortamda, güvenceli bir biçimde milletimize büyük bir onurla hizmet edeceksiniz.
Kime yakın olduğuna, ideolojisine, inançlarına, dinine, diline, ırkına vs bakmadan herkese eşit fırsat sunacak, işini dürüstçe yapan hiç kimseye rövanşist bir duyguyla yaklaşmayacağız.
Hep birlikte çok güzel işler başaracağız. Birlikte çocuklarımıza ve gençlerimize çok güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti devleti emanet edeceğiz.
Bizim kadromuz bu ülkenin 86 milyon vatansever insanıdır.
1 MAYIS 2025 / Silivri
Sonunda ağzındaki baklayı çıkarmışsın!
Ülkenin Cumhurbaşkanı olduğunu unutup açıkça bir cumhurbaşkanı adayını “telef” etmekle tehdit etmişsin.
Beni değil on milyonlarca seçmeni, milleti tehdit ediyorsun.
Aziz Milletim!
Cumhurbaşkanının “telef oldunuz”, “telef olacaksınız” sözü Türk siyasi tarihinin en dehşet verici itiraflarından birisidir.
Erdoğan rakiplerini saf dışı bırakmak için her yolu denediğini, daha da deneyeceğini itiraf etmiştir.
Seçimi iptal ederek, milli iradeyi yok sayarak, emrine aldığı yargı marifetiyle rakibini hapse atıp 35 yıllık diplomasını iptal ederek, aile fertlerini hapse atarak bizi durduramayacağını gören bu akla şu soruyu sorun:
Bilmediğimiz başka hangi yöntemlerin var? Daha ne yapacaksın? Henüz “heybenden” çıkarmadığın başka ne kaldı?
Aziz Milletim;
Telef olan Türk ekonomisidir, iştir, aştır, ekmektir,
Telef olan demokrasi ve hukuktur,
Telef olan milyonlarca emeklinin, işçinin, memuru , çiftçinin, gencin hayatıdır,
Telef olan “milletin hizmetkarı” diye yola çıkarıp bir kenara atılan Ak Partili kadrolardır,
Telef olan her musibete rağmen yıllarca Erdoğan’ı sırtlamış Ak Partili seçmenin umutlarıdır.
Bu kötücül aklın yakıp yıkmadığı, canından bezdirmediği, inim inim inletmediği, “telef etmediği” ne kaldı?
Allah’ın izni, milletin desteğiyle ne telef olacağız, ne de kimseyi telef edeceğiz.
Ülkeyi bu kötücül akıldan kurtarıp düze çıkaracağız.
1 MAYIS 2025 / Silivri
Bugün 1 Mayıs. İşçilerin ve emekçilerin bayramı.
Silivri Cezaevinden bütün işçi ve emekçi kardeşlerimin 1 Mayısını kutluyorum.
İşçiler ve emekçiler insanca bir yaşam ve çalışma koşulları için senelerdir mücadele ediyor. Dünyayı ve hayatı emekleriyle var edenler uzun zamandır emeklerinin karşılığını almak ve insanca koşullarda çalışmak kavgasını veriyor. 1 Mayıs bu uzun mücadeleyi, bu zorlu kavgayı simgeliyor.
Kutlu olsun!
Emeğiyle geçinen insanların, ülkemizde ne kadar ağır şartlardan geçtiğini çok iyi biliyorum. Ekonomimizi çökerten iktidar, 19 Mart darbesiyle bu ülkede geçinmeyi, iş ve aş derdindeki on milyonları daha da zora soktu.
Emekçi Kardeşlerim, İşçiler,
Bu devran elbette dönecek. Emeğin, emekçinin hakkını alacağı bir dönemi çok yakında getireceğiz. Yasakların, baskıların son bulacağı günler çok yakın.
1 Mayıs’ı Taksim’de milyonlarla, hep birlikte, coşkuyla kutlayacağımız günlere kavuşmamıza az kaldı.
Başta İstanbul için gece gündüz çalışan emekçi kardeşlerim olmak üzere alın teriyle evlerine ekmek götürme derdindeki milyonlara selam olsun.
“Kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağı” günler yakındır.
1 Mayıs kutlu olsun.
30 NİSAN 2025 / Silivri
Senin derdin Kanal, benim derdim İstanbul.
İstanbul’a neden göz diktiğini biz de biliyoruz millet de biliyor. Cesaretin varsa koy sandığı milletin önüne, şehrin kaderine İstanbul karar versin.
Buradan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrı yapıyorum.
Eğer milletin tercihinden korkmuyorsan, şehrin kaderine İstanbullular karar versin diyebiliyorsan, Kanal İstanbul Referandumu için sandıklar kurulsun. 16 milyon İstanbullu, yaşadığı şehir için kararını versin.
Milletin sırtına milyarlarca dolar yük olacak, havasını, suyunu, tarım arazilerini ve doğasını yok edecek; şehri daha da yaşanılmaz hale getirecek, nüfusu ve trafiği arttıracak bu geri dönülmez ihanet projesinin akıbetine, milletimiz karar versin.
Eğer siz sandığı milletin önüne koymazsanız, millet kendi sandığını kurar.
30 NİSAN 2025 / Silivri
Gözaltına alınan, tutuklanan, hapse atılan, ailesi hırpalanan, onurlu, vatansever çalışma arkadaşlarım; sizlerle birlikte tüm ülkeye hizmet edeceğimiz günler yakındır.
İnanın, birlikte tarih yazacağız!
Bu kötülüğün kaynağı olan bir avuç muhterise sesleniyorum; milletimize ve devletimize ihanet anlamına gelen bu uygulamalarınıza karşı güçlüyüz ve dimdik ayaktayız.
Sizi çatlatacak kadar inançlı, kararlı ve cesuruz.
Bu duygu, bu inanç, bu kararlılık sizi silip süpürecek. Kötü aklınız, beceriksiz yönetiminiz, yalanlarınız yakında son bulacak.
Bu ülke size demokrasiyi tekrar hatırlatacak.
Milletçe; ülkemize bolluk, bereket, refah, adalet getireceğimiz günler başlayacak.
Millet Büyüktür!
28 NİSAN 2025 / Silivri
Yüce Türk yargısının bir avuç muhteris tarafından içine düşürüldüğü tarihinin en kötü günlerinden çıkmasını sağlayacak ilk hamle; on binlerce namuslu, onurlu, haysiyetli hakim, savcı ve yüksek yargı mensubunun alacağı adil kararlardır.
Ekonomimizi, hayatımızı, umutlarımızı, geleceğimizi derinden sarsan bu hukuksuz sürecin son bulmasının yegane yolu budur. Bir siyasi hırs uğruna açlıkla ve yoksullukla imtihan edilen halkımızın feraha erebilmesinin çaresi budur.
Yüce Türk milleti yargı mensuplarımız tarafından bugün gösterilecek onurlu tutum ve tavrı büyük bir minnetle vicdanında, hafızasında sonsuza dek muhafaza edecektir.
“Devletin dini adalettir.”
Bizi bir arada tutan, hayata güvenle bakmamızı sağlayan şey adalettir.
Aziz Milletim;
Ülkemizin bereketini, huzurunu ve güven duygusunu yerle bir eden bu kara günlerden bizi çekip çıkaracak olan, başta gençlerimiz olmak üzere bir bütün halinde 86 milyon vatandaşımızın azim ve kararlılığıdır.
Asla kararlılığınızdan vazgeçmeyiniz, umudunuzu daima diri tutunuz.
Yüce Allah milletimizi ve devletimizi korusun…
27 NİSAN 2025 / Silivri
Ülkemin İş İnsanlarına, Akademisyenlerine, Medya Mensuplarına, Bürokratlarına, Sanatçılarına, Sivil Toplum Erbabına,
Demokratik ve Müreffeh Türkiye Sevdalılarına Sesleniyorum
19 Mart darbesiyle ülkemizin içine düşürüldüğü halin hepinizi üzdüğünü, endişelendirdiğini, yorduğunu biliyorum. Memleketimizin zaten parlak olmayan ekonomisi artık daha kırılgan, uzun süredir güvensiz olan yatırım ortamı artık daha riskli. 2016’dan beridir susturulmaya çalışılan üniversitelerimiz, hapisle, ağır para cezalarıyla tehdit edilen medya dünyamız artık daha az özgür.
Sarayın arka bahçesine çevirmek istediği bürokrasimiz daha çok gözetim altında. Sanat camiası ve sivil toplum dünyasından tam biat isteniyor.
Şundan eminim: 19 Mart darbesini savuşturmakta, bu iktidarı göndermekte geciktiğimiz her geçen gün daha kötüsü olacak. Dün sabah büyük bir üzüntüyle şahit olduğumuz gibi İBB bürokrasisinin, iktidarın tekerine çomak sokan isimleri, yakın çalışma arkadaşlarım, onların eşleri yine sabah karanlığında çocuklarının yanından, evlerinden alındılar.
İstanbul daha dört gün önce depremle sarsılmışken, Türkiye’nin kalbi bu aziz şehri depreme hazırlamakla meşgul olması gereken hükümet, İBB’yi çalışamaz hale getirmenin peşine düştü.
Sevgili Vatandaşlarım,
Bunlar iktidarda kaldıkça her şey daha kötü olacak. Ekonomi bugün dünden kırılgan. Yarın bugünden de kırılgan olacak. Yatırım ortamı iyileşmek bir tarafa, kimsenin serveti, dedesinden babasından devraldığı malı mülkü, kendi emeğiyle kurup büyüttüğü işi, şirketi hatta diploması güvende olmayacak.
Üniversiteler, medya bugün dünden daha az özgür. Yarın bugünden daha az özgür olacak. İktidar aleyhine kimse konuşmasın, kimse yazmasın istenecek. Konuşmak, yazmak isteyenler ya hapsedilecek ya da hapis veya ceza korkusuyla susturulacak. Üniversiteler beton binalardan, gazeteler ve televizyonlar iktidara yakın duranlardan ibaret olacak.
Bürokrasi yarın bugünden liyakatsiz olacak. Saraya daha fazla sadakat bürokraside tutunabilmenin tek ölçüsü olacak.
Sanat ve sivil toplum dünyası etrafındaki kuşatma daha da büyüyecek. İtaat etmeyen rahat etmeyecek.
Aziz milletim,
Benim demokratik ve müreffeh Türkiye sevdalısı vatandaşlarım,
Bu söylediklerimden ne kadar eminsem şundan da o kadar eminim:
19 Mart darbesini de bu karanlık günleri de savuşturacağız. Allah’ın izniyle bu iktidarı göndereceğiz. Ama tez, ama geç. En geç ilk seçimde…
Milletin 19 Mart darbesine karşı ülkenin dört bir yanında verdiği tepki, vatandaşlarımın ülkelerinin, çocuklarının geleceğine sahip çıkmak için miting meydanlarını doldurması, 15,5 milyon seçmenin sandıklara koşarak cumhurbaşkanı adayına sahip çıkması, hepsi birden tek bir şeyi gösteriyor: Bu iktidardan kurtulmak artık sadece zaman meselesi.
Ülkenin ekonomisini ve yatırım ortamını yeniden düzeltmek, memleketin üniversitelerini, medyasını ve sanat dünyasını özgürleştirmek, bürokrasisini iktidara değil devlete sadık kılmak artık sadece zaman meselesi.
Türkiye’nin bugün içine düşürüldüğü karanlıktan çıkmasını çabuklaştırmak isteyenler,
İş İnsanları, Akademisyenler, Medya Mensupları, Bürokratlar, Sanatçılar, Sivil Toplum Erbabı,
Herkese sesleniyorum.
Hepimize iş düşüyor, sorumluluk hepimizin.
Gelin hep beraber bu işi daha çabuk kılalım.
Gelin bir an önce ülkenin ekonomisini rayına sokalım.
Gelin bir an önce herkesi malından, mülkünden emin kılalım.
Gelin bir an önce üniversitelerimizi, medyamızı özgürleştirelim.
Gelin bir an önce sanatı, sivil toplumu itaate zorlanmaktan kurtaralım.
Gelin bu güzel ülkenin müreffeh, özgür ve demokratik olması için birlikte çalışalım.
Gelin birlikte ses verelim.
Birlikte ses verelim ki sabahın kör karanlığında kimse polis baskınlarıyla çocuklarından ayrı düşürülmesin.
Birlikte ses verelim ki bütün devlet kurumları İstanbul’u depreme hazırlamakla meşgul olsun.
Birlikte ses verelim ki bu çarpık düzen, bu talan, bu yağma bir an önce sona ersin.
Ülke hepimizin, sorumluluk hepimizin.
27 NİSAN 2025 / Silivri
Demokrasiden ve millî iradeden nasibini almamış zat-ı muhtereme hatırlatalım;
İstanbullu kimi tercih etti?
31 Mart 2019 …… 13 bin oy
23 Haziran 2019 …… 800 bin oy
31 Mart 2024 …… 1 milyon oy farkı ile
Ekrem İmamoğlu ve ekibini tercih etti.
İstanbullu üç seçimde talana ve ranta dur diyerek, Kanal İstanbul ucubeni katmerli şekilde reddetti.
Peki her üç seçimi de kazanan Ekrem İmamoğlu ve ekibi neler yaptı?
- 65,1 km toplam hat uzunluğuna sahip 6 metro
- 4 Kent Ormanı, 15 Yaşam Vadisi ve parklarla toplam 13 milyon 870 bin metrekare yeşil alan
- 111 Yuvamız İstanbul kreşi
- 14 öğrenci yurdu
- 388.018 öğrenciye 2.946.349.600 TL üniversiteli bursu
- 297 bin çocuğa toplamda 37 milyon litre Halk Süt
- 18 Kent Lokantası
- 753 bin anneye Anne Kart
- 245 bin kişiye özel sektörde istihdam sağlayan Bölgesel İstihdam Ofisleri
- Yeni kültür merkezleri, müzeler, kütüphaneler
- 974 ecdat yadigârı eserin restorasyonu
- Sel baskınlarına son veren 65 milyar TL’lik İSKİ altyapı yatırımı
- 39 yeni meydan, düzenlenen caddeler, işgallere son verilen sahil hatları
- Yenidoğan, evlilik, “sen oku diye” desteği
- Çiftçilere sağlanan 54 milyonu aşkın ücretsiz fide ve üretim destekleri
- Kangren olmuş mahallelerde imar ve tapu çözümleri
- Her birimde artan kadın istihdamı
- Avrupa'nın en büyük enerji ve dönüşüm tesisleri
- Yeni spor tesisleri ve organizasyonları
- Yeni halk ekmek fabrikası ve büfeler
- Emeklilere pazar desteği
- 900 bin ilkokul ve ortaokul öğrencisine sağlanan beslenme desteği
- Adil, özenli sosyal destekler
- Askıda Fatura ile ödenen yüz binlerce fatura
- On binlerce aileyi güvenli yuvalara kavuşturan kentsel dönüşümler
- Yaşam Merkezleri
- Deniz Taksiler, Deniz Dolmuşlar, canlanan Haliç Tersanesi
- İstanbul Vakfı
- Yeni metrobüsler, yeni otobüsler
- Ulaşım çözümleri için 9 milyar TL yatırımları...
Daha birçok güzel şeyi yaptı.
Milletimiz kimi, neyi tercih edeceğini iyi bilir. Millet Büyüktür!
27 NİSAN 2025 / Silivri
Millete ait olanı millete harcamadınız. Hakka, hukuka, adalete saygınız yok. Anayasaya saygınız yok. Demokrasiye ve demokratik kurumlara saygınız yok. Milli iradeye saygınız yok.
Yatırımcı arkasına bakmadan kaçıyor, milletimiz alın teriyle kazandığı varlığından şüphe ediyor. Ekonomide çarklar durdu. Faiz, enflasyon, döviz hepsi aynı anda yükseliyor. Maça, tiyatroya, sinemaya gidebilen yok. Eşiyle, çocuğuyla bir akşam dışarıda yemek yiyebilen yok. Resmen ülkede hayatı durdurdunuz.
Neden yaşıyoruz bunları? Sizin şafak operasyoncu aklınız, iftiracı zihniyetiniz, rezilliğiniz, acziyetiniz yüzünden.
Sabahın köründe insanları baskınlarla gözaltına alıyorsunuz, evin babasını tutukladığınız yetmiyor anneyi nezarete atıyorsunuz, aklınızca çocuklardan intikam alıyorsunuz.
Devlet terbiyesi almış bürokratlarımızı ciddi sağlık sorunları olmasına ve davet etseniz hemen gelecek saygıyı bilmesine rağmen şafak vakti gözaltına alıp eziyet çektiriyorsunuz.
Allah aşkına siz bu kötülüğü nerden öğrendiniz. Nedir milletten istediğiniz?
Bütün yol arkadaşlarımın, aileleri, çocukları önce Allah’a sonra İstanbullulara emanettir. Hepsine sımsıkı sarılacak, bakacak, koruyacak, kollayacak milyonlar var. Biliyorum.
Aziz Milletim
Bu pespaye dönem eninde sonunda bitecek, adaletli bir düzen gelecek. Güçlü demokratik parlamenter sistemde, güçler ayrılığı ilkesine sadık, liyakatli, şeffaf, hesap verebilir kamu düzenini biz getireceğiz.
Milletimiz büyüktür.
26 NİSAN 2025 / Silivri
Neymiş bu Kanal İstanbul sevdanız, nasıl bir “aşk” bu?
Bu ihanet için gözünüz nasıl kararmış?
Kimlere, ne vaat ettiniz?
Depremle ilgili sadece aklıma gelen 4 kalem işinizi paylaşıyorum;
Deprem fonunda buharlaştırdığınız kaynak tam 42 milyar dolar!
İstanbul’da 2004-2019 yılları arası 15 yılda 130 projede kamu alanlarından ve imar hareketliliğinden yarattığınız rant tam 85 milyar dolar!
İstanbul’a ihanet olduğunu herkesin bildiği “çılgın projeniz” Kanal İstanbul’un tahmini maliyeti tam 100 milyar dolar!
19 Mart sabahı milletin iradesine karşı emrinle gerçekleşen darbe girişiminin ülke bütçesine maliyeti tam 50 milyar dolar!
Sadece yukarıda saydığım dört kalemde millete ve devlete 277 milyar dolar zarar yüklediniz!
Bu kaynak İstanbul dahil bütün ülkeyi ihya eder, depreme dayanıklı hale getirir ve bütün ülkemizi düze çıkarırdı.
Gözü dönmüş hırsınızı ve ihtirasınızı önce yüce Allah’a sonra da milletimize havale ediyorum.
Aziz milletim, bu çarpık düzenden acilen kurtulmalıyız. Sizlere güveniyorum.
Milletimiz büyüktür!
26 NİSAN 2025 / Silivri
Ne oldu? Boş dosyanı dolduramadın mı? Sana “turbun büyüğü, dananın kuyruğu”diyenlerin tuzağına mı düştün? Yine mi aldatıldın?
Aziz Milletim;
Bugün yine bir şafak baskınıyla birçok çalışma arkadaşım, İBB ve İSKİ yöneticileri gözaltına alındılar. Bir avuç muhteris; milletin parasını, tapusunu, diplomasını, haysiyetini, geleceğini yok sayarak, boş dosyaları yalan ve iftira ile doldurmanın peşine düştüler.
16 milyon İstanbullu yürekleri ağzında deprem huzursuzluğu ile yaşamaya çalışırken, bunların derdi İstanbul’un ve ülkenin nimetlerini peşkeş çekmek.
Allah bu aziz milleti bunların gazabından korusun.
Kıymetli Vatandaşlarım;
Bu koşullarda ülkemiz ve milletimiz için huzur yoktur, güven yoktur, bereket yoktur.
Gözaltına alınan arkadaşlarımızın İstanbul’daki kaçak yapılarla mücadele eden, ranta karşı İstanbul’u koruyan, şehrimizi olası büyük depreme hazırlamak için gece gündüz çalışan İstanbul muhafızları olduğunu biliniz. Bu vatansever insanlar ihanet projesi olan Kanal İstanbul’u durdurmak için, İstanbul’u susuz bırakacak girişimleri önlemek için davalar açıp, ruhsatsız yapılara yıkım kararı veren insanlar.
Yargıyı aparata dönüştürenler, Kanal İstanbul’u kime pazarlamışlarsa önündeki engelleri kaldırmak için gözlerini karartarak yeni operasyonlarla millete ihanet etmeyi sürdürüyorlar.
Ne yaparlarsa yapsınlar boş. Açıkça söyledim ama anlamadılar. Bir kez daha hatırlatayım: “Sen birer birer eksilteceğini sanıyorsun ama biz milyon milyon büyüyoruz!”
Şu çok açık bilinsin ki bu süreçte bütün yol arkadaşlarımızı sonuna kadar savunacağım. Hiç kimse geride kalmayacak. Bu günler gelip geçecek. Bu millet; haksızlığı, hukuksuzluğu kendine yöntem olarak belirleyenleri eninde sonunda evlerine yollayacak.
Aziz Milletim;
Sizleri, siyasi partilerimizin değerli Genel Başkanları’nı, yüksek yargı mensuplarını, herkesi sorumluluk almaya ve devletimizi çürütenlere karşı birlikte mücadele etmeye davet ediyorum.
Milletimiz büyüktür.
24 NİSAN 2025 / Silivri
Aziz Milletim,
Tarihimizin kutlu günlerinden birinin yıl dönümünü dün milletçe kutladık. Kurtuluş Savaşımızı sevk ve idare edip Cumhuriyetimizi kuran Gazi Meclisimiz ilk kez 105 sene önce, 23 Nisan 1920'de Ankara'da toplanmıştı. Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı ve Cumhuriyetimizin banisi aziz Atatürk ve silah arkadaşları son vatanımız Anadolu'yu savunmak için verdikleri çetin askeri mücadeleyi Milli Meclisle, ondan aldıkları güç ve ilhamla gerçekleştirdiler. Kurtuluş Savaşı'nın o en zor günlerinde bile "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesinden şaşmadılar, sapmadılar.
Meclisimizin açıldığı günden 105 sene sonra egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesini hazmedememiş bir avuç insanla karşı karşıyayız. Milletin oylarıyla seçilmiş vekillerin dokunulmazlıkları kaldırılıyor, belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine belediye meclislerinden seçim yapmak yerine kayyumlar atanıyor, seçilmişler düşman hukuku uygulanarak hapsediliyor. Son olarak 19 Mart'ta İstanbulluların helal oylarıyla seçilen Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'la beraber görevlerimizden alınıp, hapsedildik.
Sevgili Vatandaşlarım,
Milletin iradesi her şeyin üstündedir, vesayetle mücadele etmeye geldik" diyerek iktidara gelenler bugün cezaevlerimizi seçilmişlerle doldurmuş durumdadır. Tutulduğumuz Silivri Cezaevi'ne 180 km uzaklıktaki Edirne Cezaevi'nde HDP'nin önceki eş başkanlarından Selahattin Demirtaş ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı yatıyor. Ailelerinden, çocuklarından, sevdiklerinden uzakta, hapisteler. Hem de senelerdir. Depremde yıkılan Hatay'ın oylarıyla milletvekili olarak Meclise gönderdiği, Soma davasının avukatı Can Atalay bizimle birlikte Silivri Cezaevi'nde. Üstelik de Anayasa Mahkemesi kararıyla vekilliği tescil edilmiş olmasına rağmen. Hepsinin suçu aynı: İktidara muhalif olmak.
Millet seçmiş meclise göndermiş, belediye başkanı yapmış ama iktidar cezaevine koymuş. Memleketimde manzarayı umumiye maalesef bu. Ülkemiz, milletin oylarına hürmet etmeyen, muhaliflerini hapsederek ömrünü uzatmak isteyen, gözünü koltuk hırsı bürümüş bir iktidar tarafından yönetiliyor.
Ulusça "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" dedikten tam 105 sene sonra maruz kaldığımız bu manzarayı asla kabul edemeyiz. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesinden ilham ve güç alarak Kurtuluş Savaşı veren bir milletin bu vaziyete tahammül etmesi, müsamaha göstermesi mümkün değildir.
Aziz Milletim,
Milletin kayıtsız şartsız egemenliğini tam manasıyla yeniden tesis edeceğimiz günler uzak değil. Tüm gücümüzle bunu gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Seçilmişlerin hapishanelerde eziyet çekmediği, görevlerinin başında millete hizmet ettiği bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğimize inancım tamdır.
Millet Büyüktür.
24 NİSAN 2025 / Silivri
Aziz milletim;
Ya adalet, ya sefalet… Artık önümüzde başka seçenek yok.
Türk yargı tarihinin en büyük rezaletini yaşatanlar haklarında suç duyurusunda bulundum ve bulunmaya devam edeceğim.
Bir avuç muhterisin ülkemize ödettiği bedelin, yedikleri kul hakkının tarifi yok. Bu bedeli; emekli, işçi, dar gelirli, işsiz, öğrencilerimiz, çocuklarımız ve gençlerimizle birlikte ödüyoruz.
Milletimize tam bir sefalet yaşatan bu bir avuç muhterise soruyorum;
Usulsüz yargılama ve operasyonlar, tutuklamalar, ben dâhil birçok insanının pislik içindeki nezarette günlerce bekletildiği gözaltı süreçleri, kayyumlar vs ile siz neye hizmet ediyorsunuz?
Yalancı şahitler ve tanıklar üretmeyi, itirafçı ve iftiracı oluşturmayı, masumları tutuklamayı ya da tutuklamakla korkutmayı, "hapisten çıkamazsınız" diyerek tehdit etmeyi yüce Türk yargısına nasıl yakıştırıyorsunuz?
Şimdi de avukatları gözaltına almanın, korkutmanın ve insanların görevlerini yapmalarını engelleme çabasındasınız.
Yeter artık!
Kimsiniz siz, kime ve neye hizmet ediyorsunuz? Kimden öğrendiniz bu usulleri? İnsanların namusuna ve haysiyetine saldırmaktan hicap duymuyor musunuz?
Milletime sesleniyorum:
Bu bir avuç muhteris, hem millete hem de devlete büyük zarar veriyorlar. Şikayetçi olun, susmayın ve sesinizi yükseltin.
23 NİSAN 2025 / Silivri
19 Mart sabahı millet iradesine yapılan darbenin ekonomiye trilyonlarca lira maliyeti oldu.
Bu kadar büyük bir bütçe ile yaklaşık 1 milyon yapıyı yenileyebilir ya da en az aynı miktarda güvenli konut üretebilirdik.
Siyasi kumpas sonucu yaşanan dalgalanma maalesef zamanla ekonominin temellerine daha da nüfuz edecek.
Büyüme yavaşlayacak, enflasyon yüksek kalacak, kıt kanaat geçinmeye çalışan insanların yaşam şartları daha da ağırlaşacak.
Büyük bedeller ödeyerek 2 yılda biriktirdiğimiz döviz rezervlerini 3 günde sattılar. Yüksek faizle peşinde koştukları sıcak parayı bile kaçırdılar. Yarattıkları kaosu durdurmak için daha fazla faiz verdiler. Üreticiyi yüksek kredi faizleriyle adeta boğdular. Devletimizin ve milletimizin borçlarını döviz artışları ile daha da artırdılar.
Bir an için ülkemizin acil ihtiyaçlarını düşünün. Fakir fukarayı, emekliyi, çiftçiyi, işçiyi, memuru, küçük esnafı, gençlerimizi düşünün. Bir hiç uğruna yaktıkları bu parayla bu güzel insanlar için neler yapılabilirdi bir hayal edin.
Bu aziz millet; koltuk hırsı uğruna önüne geleni yakıp yıkan, milletin ekmeğine göz diken, deprem riski için kullanılması gereken kaynakları kumpaslara feda eden bu kifayetsizlere daha ne kadar tahammül gösterecek?
23 NİSAN 2025 / Silivri
Avukatımın gelmesiyle birlikte, yaşanan depreme dair duygularımı şimdi ifade edebiliyorum.
En büyük üzüntüm, hayatını İstanbul’u afet odaklı planlamaya adayan, bunun mücadelesini veren yöneticiler ve şehir plancılar olarak bu zor günde sizlerle olamamaktır.
İlk tespitlerde herhangi olumsuz vaka olmaması sevindirdi. Tüm İBB ekiplerimiz teyakkuz halinde, tüm devlet kurumlarıyla koordineli şekilde görev başındalar.
İstanbul depremi ile ilgili mücadele, kurumlarımızın tamamının üstünde büyük bir beka mücadelesidir. Deprem meselesi seçim kazanmaktan, koltuk hırsından çok daha büyük bir meseledir. Bu nedenle acilen birliğe, beraberliğe, dayanışmaya ve ortak akla ihtiyacımız vardır.
Depremle mücadele konusunda merkezi hükümetle birlikte çalışabilmek adına muhtelif önerilerimiz oldu.
Bu vesileyle tekrar hatırlatmak isterim ki; kentsel dönüşümden altyapı ve üst yapı güçlendirmelerine, yeşil alanlardan ulaşıma, doğanın korunmasından kentsel gelişim prensiplerine, finansmandan bütün kurumlarla iş birliğine, İstanbul ve yakın bölgesini kapsayan geniş çaplı bir çalışma zorunluluktur.
Ulusal ve uluslararası seferberlik duygusuyla, İstanbul Deprem Konseyi önerimiz mutlaka harekete geçirilmelidir.
Kanal İstanbul ve benzeri ihanet projelerinden İstanbul’u uzak tutarak devletimiz ve milletimiz için beka problemi olan İstanbul Depremine ve sonuçlarına hızlıca hazırlanmalıyız.
Milletimize geçmiş olsun.
23 NİSAN 2025 / Silivri
Bu memleket çocukların...
23 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
22 NİSAN 2025 / Silivri
Milletime sesleniyorum; bu İstanbul’a yeni bir ihanet girişimidir.
Bizi hapse atıp İstanbul’un önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nı boşaltmak ve bölgeyi imara açmak istediler. Avrupa Yakası’ndaki 4 ilçeyi susuz bırakmak istiyorlar, kurulu barajı yıkmak istiyorlar. Sizin beton kanalınızı da, lüks konut sevdanızı da, rant projelerinizi de İstanbul’a yeni ihanetlerinizi de bu millet engelleyecek. Yağma yok, İstanbul’un milyonlarca muhafızı var.
İftiralarla, kumpaslarla, masa başında kurguladığınız ayak oyunlarıyla zindanlara kapatırsınız ama asla İstanbulumuz’u savunmamıza gölge düşüremezsiniz.
21 NİSAN 2025 / Silivri
Basından öğrendiğim kadarıyla, Silivri’ye hapsedilmemiz üzerine, Alman Hükümeti hava kuvvetlerimizin büyük ihtiyacı olan ve uzun zamandır beklediğimiz Eurofighter savaş uçağının Türkiye’ye satışını veto etmiş.
Almanya’da görevi devralmaya hazırlanan yeni hükümete seslenmek istiyorum:
Türkiye Erdoğan’dan ibaret değildir, Türkiye Erdoğan’dan büyüktür. Hükümetler gelip geçicidir. Türkiye’nin ulusal çıkarları Erdoğan’dan da İmamoğlu’ndan da daha değerlidir. Bu kararınızı geri almanızı istirham ediyorum.
Erdoğan iktidarının sonu göründü. Türkiye’nin yeni iktidarı, Avrupa Birliğiyle ve Almanya dahil bütün müttefiklerimizle, karşılıklı menfaatlerimiz, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı demokrasi ilkeleri çerçevesinde çalışacaktır. Bizim iktidarımızda Türkiye’nin AB’ye tam üye olacağına dair en ufak bir şüphemiz yoktur.
21 NİSAN 2025 / Silivri
Geç Gelen Adalet, Adalet Değildir!
Bu satırları hukuksuzca tutulduğum Silivri Cezaevi'nden kaleme alıyorum. Ben ve çalışma arkadaşlarım, birkaç sözde "gözde tanığın" asılsız iddialarına yaslanan bir mahkeme kararıyla hapsedildik. Yolsuzluk ve terör gibi mesnetsiz suçlamalarla cezaevindeyiz. Milletin bize verdiği görevi icra etmekten alıkonuluyoruz.
Bizi hapsedenlerin derdi sadece bizimle değil. Bizi hapsedenler, bizimle beraber demokrasiyi, milletin iradesini hapsetmek istiyor. Bizi hapsedenler İstanbullu hemşerilerimin seçme hakkını çiğnedi. 16 milyon İstanbullunun emanetini gasp etti. 1,5 milyonu CHP üyesi 15,5 milyon seçmenin iradesiyle Cumhurbaşkanı adayı olmamın iktidarlarının sonunu getireceğini gördükleri için hapsedildik.
Kıymetli vatandaşlarım,
Biz adaleti mülkün, adaleti devletin temeli gören bir medeniyetin evlatlarıyız. Adalet, bir toplumun omurgasıdır. Toplumlar, milletler adaletle nefes alır, adaletle ayakta kalır. Onsuz ne huzur olur ne güven ne de birlik. Hâlbuki, bugün ülkemizde adalet ayaklar altındadır, milletin adalet duygusu derinden yaralanmıştır. Milletimiz senelerdir mahkeme kararlarının siyasi saiklerle, saraydan verilen emirlerle alındığını görüyor, biliyor. Mahkemeler hukuki olmayan saiklerle gençleri, muhalifleri, siyasi liderleri tutuklayıp hapse atıyor. Aylar boyunca iddianameler azılmıyor, mahkemeler uzuyor, insanlar boş yere aylarca cezaevinde tutuluyor. Hâlbuki, yine bize ait veciz sözdür:
Geç gelen adalet, adalet değildir.
Aynı cezaevinde bulunduğum Zafer Partisi Genel Başkanı Sn. Ümit Özdağ da tıpkı bizler gibi hukuksuz bir şekilde aylardır burada tutuluyor. Sadece 9 sayfalık bir iddianame için 77 gün beklediği yetmezmiş gibi ilk duruşması 2 ay sonra görülecek. Soruyorum: Bu nasıl bir adalet anlayışıdır, neden Sayın Özdağ tutuklu yargılanıyor ve iddianamesi hazır edildiği hâlde neden bir an önce davası görülmüyor? Sayın Özdağ nasıl bir adalet anlayışıyla aylardır özgürlüğünden mahrum edilir, Şubat ayında ziyaret ettiğim kıymetli annesini, sevdiklerini görebilmekten alıkonur? Şiddetle kınıyorum.
Kaderde, Sn. Özdağ ile aynı cezaevinde bulunmamız varmış. Biri Cumhurbaşkanı adayı , biri parti genel başkanı olarak Silivri Cezaevi'nde, siyaset yapmanın bedelini ödüyoruz. Üzerine basarak söylüyorum; hukuk, siyasi rakipleri susturmak için bir araç olamaz. Adalet, herkes için eşit işlemelidir; aksi hâlde, bunun adı adalet olamaz, bunun adı zulüm olur.
Asırlar önce Balkanlar'a attığımız ilk adımın mimarı ve Bursa fatihi Orhan Gazi'nin dediği gibi: "Adaletin en kötüsü geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm isabetli olsa da, geciken adalet zulümdür." Bu söz, devlet yönetiminin temel taşı olmalıdır. Çünkü adalet, devletin meşrutiyetinin kaynağıdır. Bir devlet, ancak vatandaşlarına adil davranırsa ayakta kalabilir. Devlet, adaletle yönetilirse güçlü olur ve ancak hukukla ayakta kalır.
Aziz Milletim,
Arkadaşlarım ve ben hapsedildiğimiz cezaevlerinde adaletin yeniden tesis edileceği bir Türkiye'yi hayal ediyoruz, adaletin hüküm süreceği bir Türkiye için var gücümüzle çalışıyoruz. İnanıyoruz ki, milletimize beraber, bu karanlık günler aşacak, hukukun üstünlüğünü yeniden inşa edecek ve hep birlikte adil, demokratik ve huzurlu günlere emin adımlarla yürüyeceğiz.
21 NİSAN 2025 / Silivri
Aziz milletim, çok değerli vatandaşlarım;
Bugün sizlere Silivri’deki hücremden önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum.
- Adalet, huzur, barış, eşitlik için,
- Üreten, kazanan ve adil paylaşan bir ekonomi için,
- Temiz bir çevre, bereketli topraklar için,
- Demokrasimiz ve Cumhuriyetimiz için,
- Fikri hür, vicdanı hür nesiller için,
- En önemlisi çocuklarımız ve gençlerimiz yani istikbalimiz için,
Gelin hep birlikte 23 Nisan’dan 19 Mayıs’a; evlerimizde, iş yerlerimizde, köylerimizde, kentlerimizde, arabalarımızda, cep telefonlarınızda yani her yerde
Ay yıldızlı şanlı Türk Bayrağımızı dalgalandıralım.
20 NİSAN 2025 / Silivri
Kendisini iktidar zanneden bir avuç muhteris; milletimizin nefesini kestiğini, sesini kıstığını, onları köşeye sıkıştırdığını düşünüyor.
86 milyon insana ait 50 milyar doları cayır cayır yakan, milleti pahalılığa ezdiren, açlıkla ve yoklukla imtihan eden, mutsuzluğa ve umutsuzluğa hapseden, paramızı pula döndüren bir avuç muhteris.
Geleceğimize kasteden, milleti ayrıştırıp, kutuplaştıran, Anadolu irfanından ve erdeminden zerre nasiplenmemiş bir avuç muhteris.
Korkuyu, tehditi, zindanları göstererek kendi çıkarı için yalancı şahit, iftiracı, gizli tanık üretmeyi bağımsız yargı diye yutturmaya çalışan zalim ve baskıcı bir avuç muhteris.
AZİZ MİLLETİM,
MİLLET EGEMENLİĞİNİN KUTLU HAFTASINA GİRİYORUZ. HİÇBİR GÜÇ MİLLETİMİZİN ÖZGÜR DÜŞÜNCESİNE ZİNCİR VURAMAZ.
SEVGİ DOLU, HOŞGÖRÜLÜ, DUYARLI, CESUR GENÇLER BİZİMLE.
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK DİYEN ÇOCUKLARIMIZ BİZİMLE.
Ellerinden hürmetle öptüğüm, inşallah özgür olduğumda ilk fırsatta ziyaret edeceğim “TURPUNAN, ŞALGAMINAN DEVLET İDARE EDİLMEZ, ADALET İLE İDARE EDİLİR” diyen YOZGATLI ÇİFTÇİLERİMİZ BİZİMLE.
MERTLİKLE, CESARETLE, ADALETLE yürüyeceğiz bu yolu.
MİLLET İRADESİDİR HEPİMİZİN GÜVENCESİ.
Hiç merak etmeyin, MİLLET NE DERSE O OLACAK. MİLLETİMİZ KAZANACAK, MİLLETİMİZ BÜYÜKTÜR.
19 NİSAN 2025 / Silivri
İstanbul İl Başkanlığımızın “Gazze’de soykırıma, katliama ve tehcire hayır” diyerek Tünel’den Taksim’e yapmak istediği yürüyüş, yüzlerce polisle, barikatlarla, metro kapatmalarla engellendi.
İsrail’de bile Netanyahu karşıtı gösterilere izin verilirken; İstanbul’un ortasında barışçıl bir yürüyüşe geçit vermeyenleri milletimizin vicdanına havale ediyorum.
Bu iktidar, içeride gençlerin gösteri hakkını gasp ediyor; dışarıda ise Gazze’deki tehcir planına karşı etkili tek hamle yapamıyor.
Filistin halkının hakkını savunmak insanlık görevidir. Ama iktidar, bunu savunanları dahi susturmayı tercih ediyor.
Bugün gençleri tutuklayarak, yürüyüşleri engelleyerek, tehcire karşı ses verenleri susturarak ne Filistin’e ne bu millete iyilik ediyorsunuz.
Çifte standarda, riyakarlığa, korkuya yenilmeyeceğiz; hakikati konuşmaya devam edeceğiz.
19 NİSAN 2025 / Silivri
Bu ülkenin yediden yetmişe her bir vatandaşı, olanı biteni bütün çıplaklığıyla görüyor. Kimse bu yalanlara, iftiralara, fitnelere, kumpaslara pabuç bırakmaz. Sen bu ülkenin köylüsünü, çiftçisini ne zannettin?
Bak da biraz feraset ve basiret öğren şu sözlerden:
“Turp ile şalgam ile devlet idare edilmez. Adalet ile hukuk ile idare edilir.”
19 NİSAN 2025 / Silivri
Dün sabah güne başlarken televizyonu açınca, yıllardır boykot edip izlemediğim başta TRT olmak üzere bir kısım TV kanallarına denk geldim. Kanallar arası geçiş yaparken tesadüfen TRT-Türk kanalında bir iftiracının ifadesinin kelime kelime okunduğunu görünce durdum ve takip ettim.
Dakikalarca bu ifade tane tane okundu, sanırsınız TRT değil, başsavcılık haber ajansı!
Ardından başına CHP etiketini yapıştırarak, İBB ile ABB aleyhine içi iftira ve yanıltma dolu iki haber sundular.
Sabah on dakika civarında bu gayriahlaki tutumu izlerken, 86 milyon insanın vergileri ile ayakta duran devletimizin kanalının bir avuç insanın iktidar hırsının esiri olduklarını hatırladım. Yayınların nasıl bir sefil ve rezil bir düzeyde yapıldığını düşünüp bu kadim kurumunun haline bir kez daha üzüldüm.
Milletimizin bilhassa TRT’yi ayrıca cezalandırmasını ve izlemeyerek boykot etmesini diliyorum.
TBMM çatısı altında bulunan muhalif tüm milletvekillerimizin, her ortam ve konuşmalarında TRT’yi kınamalarını ve bu yanlı tutumu deşifre etmelerini öneriyorum.
Emeklinin, işçinin, memurun, çiftçinin, işsizin vergilerinden aktarılan milyarlaca dolar kaynağı, bir avuç insanın hırsına, ihtirasına, koltuk sevdasına harcayanlar açıkça kul hakkı yiyorlar.
Anadolu Ajansı da 2019’dan itibaren aynı kirliliğin bir parçasıdır. TRT ve Anadolu Ajansı’nın emekçi kadrolarına kalpten sevgilerimi iletirken, siyasetin atadığı tüm yönetici kadroları kınıyorum.
Bütün bunlara rağmen diyorum ki:
HODRİ MEYDAN. İlk kez hayırlı bir iş yapın. Bir avuç insanın milletimize bedel ödettikleri bu siyasi operasyonu çok hızlı bir şekilde TRT’de canlı yayında yargılayın!
Milletimizin huzurunda millete hesap verelim!
17 NİSAN 2025 / Silivri
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler. Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok. Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz. Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden. Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
17 NİSAN 2025 / Silivri
Yıllardır yoksulluk ve adaletsizlikle büyük bir imtihana tabi tutulan milletimiz, çok acı bir sınav daha veriyor.
19 Mart’ta yapılan sivil darbe girişimi; sırf bir kişisel ihtiras ve koltuk sevdası nedeniyle demokrasiye saygı duymayan bir avuç insan tarafından gerçekleştirildi.
Şafak operasyonlarından iftiralara, gizli tanıklardan fırsatçılara yüce Türk yargısına ağır hasarlar veren uygulamalar yaşandı, yaşanmaya devam ediyor. Bir avuç insanın içine düştükleri durumdan çıkış için yaptıkları işler milletimizi ve yargımızı tahrip etmeye devam ediyor.
Tıpkı 6 Mayıs 2019’da iptal edilen seçimde olduğu gibi, bugün de ortaya atılan iddiaların tamamı asılsız çıkacak.
Aslında 19 Mart darbe girişimi; gençler başta olmak üzere toplumun kurumlara olan inancını bütünüyle kaybetmesine neden olan DİPLOMA İPTALİ ile başladı. Ardından akla hayale gelmeyecek iftiralar ile devam etti.
Bu süreçte yoksulluk daha da derinleşti, umutsuzluk zirve yaptı, enflasyon özellikle gıda enflasyonu daha da tırmandı. Bu yanlışın bedeli tam 50 milyar dolar oldu, kul hakkı yediler bedelini milletimize pervasızca ödettiler, ödetmeye devam ediyorlar.
Milletçe bu ortamdan derhal kurtulmak zorundayız. Kul hakkının yenmediği, israfın sona erdirildiği, liyakatli bir sistem ile bunu başarabiliriz. Güçlü insan kaynağımız ve özellikle marifetli gençlerimizle ile yeni bir dönemi başlatabiliriz.
Öyle bir kavşaktayız ki, ya yoksullaşacağız ya zengileşeceğiz.
Bu yol; hak, hukuk, adalet, demokrasi, demokratik parlamenter sistem, güçler ayrılığı ve millet iradesinin en büyük araç olduğu bir yoldur.
Buradan tekrar bilhassa AK Parti’ye, MHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımıza sesleniyorum.
Hep birlikte barış ve huzur içinde güzel bir geleceğe yürümeliyiz. Doğruyu bulmaya çalışmaktan başka hiçbir seçeneğimiz kalmadı.
GELİN BU YANLIŞ DÜZENDEN ELBİRLİĞİYLE ACİLEN KURTULALIM.
16 NİSAN 2025 / Silivri
Aziz Milletim,
Ülkemize ve milletimize hizmet etme gayretiyle yola çıkan ben ve çalışma arkadaşlarımın mübarek Ramazan ayında, bir sahur vakti evlerimize yapılan şafak operasyonlarıyla gözaltına alınıp, tutuklanması maşerî vicdanda kabul görmemiştir. Aziz milletimiz verdiği sarih, sahici, güçlü ve haklı tepkiyle demokrasiye ve iradesine ne kadar bağlı olduğunu hamdolsun bir kez daha göstermiştir.
Demokrasiye yapılan bu müdahaleye karşı milletimizin verdiği güçlü tepki kendi iradesine sahip çıkmanın yanı sıra, ülkemizde giderek artan antidemokratik uygulamalara, yıpranmış adalet sistemimize, milletimizin geleceğini ve gençlerimizin umutlarını karartan ekonomik çöküşe karşı haklı bir feryattır.
Bizlerin tutuklanmasına karşı milletimizin gerçekleştirdiği şiddetten uzak, her yerde Türk bayraklarının dalgalandığı ve özünde vatan sevgisi olan protestolar, asla ülkemizin yaşadığı kriz, kaos ve kargaşanın sebebi değildir. Bugün Türkiye’ye yaşatılan kriz, kaos ve kargaşanın asıl sebebi yargı eliyle yapılmaya çalışılan darbe girişimidir. Kriz, kaos ve kargaşayı tercih eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.
Yargı eliyle yapılan bu siyasi operasyon; hukuk sistemine güveni zaten zayıf olan milletimizin adalete inancını daha çok sarsmış, kadim değerlerimizin ve kurumlarımızın daha da çürümesine yol açmıştır. Seçilmiş siyasetçilere karşı şafak vaktinde gerçekleştirilen, hepimizin kutsal bildiği aile düzenini yok sayan uygulamalar ve 35 yıllık diplomanın iptal edilmesine bile varan açık hukuksuzluklar millet vicdanında ağır hasara neden olmuştur. Ülkemize yaşatılan bu krizin onarılması, milletimizin iradesinin daha fazla saygısızlığa maruz kalmaması ve yargı süreçlerinin gerçek manada siyasetten uzak ve adil biçimde ilerlemesi, ülkemizin geleceği ve milletimizin vicdanı adına elzemdir.
Adalet sistemimizin yoğun bir biçimde tartışıldığı ve yargıya olan güvensizliğin had safhaya ulaştığı bugünlerde, MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli’nin çalışma arkadaşlarımla birlikte maruz kaldığımız yargı süreciyle ilgili tespitlerini ve çağrısını oldukça önemli buluyorum.
Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına milletimizi ayrıştıran ve birliğimizi bozan bu manzara ile değil; içeride terörsüz Türkiye ümidi, dışarıda ise ülkemizin birliğini tehdit eden odaklara karşı mücadele azmi ve gayretiyle girmemiz bir tercih değil açık bir zarurettir. Bölgemiz bir ateş çemberine dönmüşken, dünya siyasetinde on yıllardır görülmemiş bir paradigma değişimi yaşanırken, küresel iktisadi sistemin kuralları yeniden yazılırken Türkiye’nin birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde tahkim olmasından daha önemli bir meselesi yoktur.
Sn. Bahçeli’nin açıklaması vesilesi ile şunu vurgulamak isterim; Türkiye’nin ekonomi, güvenlik ve adalet gibi ağır beka meseleleri vardır. Beka meselesi olmayan bir Türkiye’ye ulaşmanın yolu ise devleti güçlü ve etkin, milleti müreffeh, yargıyı adil kılmaktan geçmektedir. Toplumun temel haklarına dair bile endişe içinde olduğu, sisteme güvenini nerdeyse tamamen kaybettiği bir yerde güçten, refahtan ve adaletten bahsetmek söz konusu dahi olamaz.
Güçlü, müreffeh ve adil bir Türkiye’ye ulaşmak için “hak yemem, hakkımı da yedirmem” düsturuyla milletimizin hakkını gözetmek için zor ve uzun bir yola çıktık. Bu yolda bedel de ödesek, cefa da çeksek sonuna kadar mücadele edeceğimizden kimsenin en ufak şüphesi olmamalıdır.
Türkiye herkes için gerçek anlamda demokratik ve adil bir ülke olmadan, istikrar da ilerleme de refah da sağlanamayacaktır. Bizim en büyük istek, umut ve gayretimiz; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve aziz milletimizin hak ettiği refah ve adalete kavuşması içindir.
En derin saygılarımla ve sevgilerimle arz ederim.
15 NİSAN 2025 / Silivri
Ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine adeta tüm tarım bölgelerinde meydana gelen zirai don felaketi, başta meyve ve sebze olmak üzere, çok geniş ölçekteki ekili ve dikili alanlarda büyük zararlara neden oldu.
Tüm üretim masraflarını yapmış olan çiftçimizin ürün gelirinden yoksun kalması, üretici ve üretimin devamlılığı açısından büyük bir sorun teşkil etmektedir.
Bunun yanında, dünyada tarımın başladığı bereketli topraklara sahip ülkemizin, yıllardır uygulanan yanlış politikalar nedeniyle zaten gıda enflasyonunda dünyada ilk üçte bulunduğu bir süreçte, yaşanan felaket üretimin radikal biçimde düşmesine ve fiyatların daha da artmasına yol açacaktır.
Bu zararların en aza indirilmesi ve üretimin devamlılığının sağlanabilmesi için, etkili önlemlerin acilen devreye sokulması zorunludur.
Bu çerçevede, sigorta kapsamındaki ürünlerde hasar tespiti ve ödemeler gecikmeksizin gerçekleştirilmeli, kapsamda olmayan ürün ve üreticiler için başta Tarım Bakanlığı ve ilgili tüm bakanlıklar olmak üzere Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tüm imkanlarını seferber etmelidir.
Aklım da, gönlüm de kırda ve kentte dar gelirleriyle yaşama tutunmaya çalışan kardeşlerimizdedir.
Geçmiş olsun Türkiye’m..
14 NİSAN 2025 / Silivri
Cumhurbaşkanına ve çevresine sesleniyorum!
Bir avuç kötü niyetli muhteris; ihanetleri ile yine aldatılmanızı mı sağlıyor?
“Turpun büyüğü”, “dananın kuyruğu” diyerek sizi bir kez daha mı boşa düşürüyorlar?
Kumpas, yalan, dolan, fitne, fesat, gizli tanık, iftiracı zorlamaları vs bunların hepsi boş işler.
Yeter sürekli aldatıldığınız! Olan bu yoksullaştırılmış, gariban millete oluyor.
Bakın millet nasıl ağır bir bedel ödüyor:
- 45 milyar dolar rezerv birkaç günde eridi.
- 1,5 yıllık ekonomik program ve ödenen ağır bedel çöp oldu.
- Emekli, genç, işçi, memur, çiftçi sefil oldu.
- Adalete güven kökünden sarsıldı, sistem çürüdü.
- Gençler başta olmak üzere millet, gelecek umudunu yitirdi.
- Kapı kapı gezip ikna etmeye çalıştığınız uluslararası yatırımcı arkasına bile bakmadan geri dönmemek üzere gitti.
Uyarılarımı yapıyorum, çünkü artık bu ülkenin geleceği adına en kritik dönemeçlerden birindeyiz.
Cumhurbaşkanının çevresinde, makamını ve gücünü değil kendisini gerçekten kalpten seven birileri kalmışsa, kendisini bu aziz milletin ve kadim devletin bekası için uyarsın.
Çok şükür millet uyandı ve uyarılarını meydanlarda yapıyor. Asıl büyük dersi ise sandıkta verecek.
Sandık gelecek, o bir avuç haktan ve hukuktan nasiplenmemiş olanlar milletten cevabını alacak.
13 NİSAN 2025 / Silivri
İftiracı arayışları,
Yalancı şahit zorlamaları,
Gizli tanık kurguları,
23 yıllık iş yaşamımdan tanıdığım insanların zorla ifadeye çağırılıp korkutulması,
Gazetecilerin tutuklanması,
Şafak baskınları, el koymalar, kayyumlar…
“Turbun Büyüğü” yetmeyince
“Dananın Kuyruğu” yalanı vs.
Şimdi de gece yarısı aldığım bilgiye göre aynı hapiste bulunduğum 10’a yakın arkadaşımın sabaha karşı başka cezaevlerine nakledilmesi!
Bu hırs, bu intikam, bu yalan dolan, bu düşman hukuku nedir?
Allah aşkına bu kadar mı çürüttüler ülkenin göz bebeği kurumlarını !
Yüce Türk Yargısına sesleniyorum.
Bu ülkede adil yargı ortamını bir avuç insan bu denli çürütebilir mi?
Adeta dilini yutmuş yargımızın hakimlerine savcılarına kurumlarına sesleniyorum.
Yeter artık Allah rızası için ağzınızı açıp bir söz söyleyin. Gerçekten olan Millete ve Devlete oluyor. Hala farkında değil misiniz?
12 NİSAN 2025 / Silivri
Helal oylarla kazandığımız seçimlere çökmeye çalıştınız olmadı.
31 yıllık diplomaya çöktünüz olmadı.
Kazanamadığınız belediyelere Ankara’dan kayyum atayıp çökmeye çalıştınız olmadı.
İnançlı bir insanın asla tevessül etmeyeceği biçimde milletin malına, mülküne, şirketine çöktünüz o da olmadı.
Panikle, elleriniz ayaklarınız dolanarak yaptığınız her iş dönüp sizi vuracak.
Hiç beklemiyordunuz ama hamdolsun bu büyük millet uyandı.
Ne yaparsanız yapın, er ya da geç bu aziz millet sizi sandığın en dibine gömecek.
Milletin malına mülküne çökenler, ailelerine kötü söz söyleyenler kendi tuzaklarında boğulacak.
Millet gelecek millet.
11 NİSAN 2025 / Silivri
Ne kara kışlar gördü bu ülke. Ne baskılar, zorbalıklar.
Kendini ev sahibi, milleti kiracı zannedenlerin hoyratlıklarını gördü.
Ama asla sinmedi, korkmadı, vazgeçmedi, geri adım atmadı.
Millet varsa demokrasi var, millet varsa hak, hukuk adalet mücadelesi var.
Millet yine kazanacak, çünkü millet büyüktür.
10 NİSAN 2025 / Silivri
Cezaevinde birkaç şeye çok üzüldüm;
Gözaltına alınan, tutuklanan gençlerimize yönelik kötü muamelelere,
Hatay’da depremzedelerin benim için imza vermeleri nedeniyle konteynerlerden çıkarılmalarına,
Protestolara destek verdiği için şehidimizin, bizlere emanet olan çocuğunun KYK yurdundan atılmasına,
Kadıköy’de bıçaklanarak hayatını kaybeden güzel çocuğumuz Mattia Ahmet Minguzzi'nin mezarının tahrip edilmesine,
Ucuz yumurta için bile oluşan uzun kuyruklara çok üzüldüm.
10 NİSAN 2025 / Silivri
Bugün, halkımızın güvenliği için gece gündüz demeden görev yapan Emniyet Teşkilatımızın 180. kuruluş yıl dönümünü ve 10 Nisan Polis Günü’nü kutluyorum. Şerefli Türk üniformasını taşıyan her bir polisimize, büyük bir saygı ve minnetle teşekkür ediyorum.
Polislerimiz, canları pahasına bu ülkenin sokaklarını, meydanlarını, evlerini korumaktadır. Ancak biliyorum ki bu onurlu görevin ardında ağır bir yük, yıpratıcı bir çalışma temposu ve ihmal edilmiş özlük hakları da vardır. Yıllardır çözülmeyen yapısal sorunlar, sadece polisleri değil, toplumun güvenlik duygusunu da zedelemektedir.
Polis intiharlarındaki artış, aşırı mesai, mobbing, liyakatsizlik, psikolojik baskı ve ekonomik sıkıntılar artık göz ardı edilemez. Bu yılın ilk dört ayında 27 polisimizin hayatına son vermesi hepimiz için alarm niteliğindedir.
Ben, Emniyet Teşkilatı’nın sorunlarını da çözüm önerilerini de biliyorum. Bu sorunları biz çözeceğiz. Polis daha insanca koşullarda çalışacak. Fazla mesai ücretinden amir baskısına, kreşli lojmanlardan psikolojik destek merkezlerine kadar birçok alanda somut çözümlerimiz hazır. Polisin sendika hakkını biz getireceğiz. Emniyet Personel Kanunu’nu çıkararak hukuki güvenceleri biz sağlayacağız. Bu meslek onuruna yakışır standartlara bizimle kavuşacak.
Son dönemde kamuoyuna yansıyan orantısız güç görüntülerinin, Emniyet Teşkilatı’nın tamamını temsil etmediğini biliyorum. Bu görüntüler hem halkı hem de teşkilatın şerefli çoğunluğunu incitiyor. Ben; sokakta halkı için ter döken, hukuk içinde görevini yapan onurlu polisle, hukuksuzluğa bulaşanları ayırıyorum. Adalet, güvenlik ve özgürlük dengesini koruyacak olan da yine biziz.
Görev başında şehit düşen tüm polislerimizi rahmetle anıyor, görevi başındaki emniyet mensuplarımızın 10 Nisan Polis Günü’nü kutluyorum.
8 NİSAN 2025 / Silivri
Öğrencilere, geleceğimiz ve her biri birer pırlanta olan gençlere yapılan tarifsiz zulme dayanmak mümkün değil. Bu kötülüğünüz tarihe geçmiştir.
Bu yapılan sadece 301 gence değil; atanamayan, mülakatta elenen, hakkı yenen, üç kuruşa muhtaç edilen gençlere, ülkemizin bütün gençlerine yapılıyor. Ülkeyi yönetenler, kararları alanlar gençleri korkuyla sindirmek, millete korku salmak peşindeler. Geleceğin gençlere emanet edildiği noktadan buralara gelmek utanç vericidir.
Adaletten sorumlu kişi her gün bir tuşa basılmış gibi, bant kaydı dinletir gibi “yargı bağımsızdır” demeye devam ediyor. Hadi oradan!
Yargının gerçekten hür ve bağımsız olduğu bir ülkede her gün bu hatırlatılır mı?
18-22 yaşındaki gençlere siyasi yasak vermek için iddianame düzenleyerek gençlerden korktuğunuzu ilan ediyorsunuz. Yazıklar olsun size!
Vicdan yoksunu, adalet duygusundan nasibini almamış, korkuyla hareket eden bir avuç insan günlük, saatlik, dakikalık kararlar alarak birilerine yaranma peşinde koşuyor.
YÖK, üniversite ve fakülte imzalı açıklamalarla gençleri korkutmaya çalışanlar, bir talimatla dakika dakika sosyal medya mesajı sırasına giren bakanlar ve bu sürece sorumsuzca yaklaşan, adaletsizliğe katkı sunan, bir avuç insana hizmet eden yöneticiler;
Bu millet önüne gelecek ilk sandıkta size tek tek tenekeden madalyalarınızı takacak. Zerre kadar şüphem yok bundan.
Buradan 2 çağrım var;
Her olayda Cumhurbaşkanını savunma ihtiyacı ile yazılı açıklamada bulunan siyasi partiye sesleniyorum. Adalet elden gitti gidiyor. Adaletin olmadığı yerde hiçbir çözüm ve barış girişimi başarıya ulaşamaz. Lütfen bu millete adalet konusunda da duyarlı olduğunuzu gösterin.
TBMM çatısı altındaki partiler ve milletvekilleri, Meclisi etkisiz hale getiren bu sistemin geldiği son noktada; gençlere gösterilen zulme karşı şimdi SIRA SİZDE. Milletvekilleri olarak gençler için elinizde ne yetki varsa birlikte kullanın, topyekün harekete geçin.
5 NİSAN 2025 / Silivri
Tümüyle yasal bir zeminde, kişisel hak ve özgürlükler çerçevesinde fikirlerini beyan edenleri, paylaşımda bulunanları, gösteriye katılanları, boykot etme hakkını kullananları korkutmayı; süper hızla gözaltına almayı, tutuklamayı, hapse atmayı, tehdit etmeyi kendine hak gören iktidar; miadını tamamlamıştır. Bunlar, çaresiz ve zavallı bir avuç insanın koltuklarını korumak için yaptıkları son çırpınışlardır. Bu anlayış, iktidarını kaybetmemek adına her şeyi mübah görür.
86 milyon insanımıza, gençlerimize, kadınlara, emekçilere, işsizlere, emeklilere, sanatçılara milletimizle hatırlatıyoruz:
Korkma!
Gaflet, dalalet içinde olanlardan korkma!
Cesaret, kararlılık, asla vazgeçmemek şiarımız olsun!
MİLLET BÜYÜKTÜR!
1 NİSAN 2025 / Silivri
Sevgili Gençler;
Korku duvarlarını ilk siz aştınız. Geleceğinizi, umutlarınızı çalan, iradenizi, sizi yok sayan ve size saygı duymayan akla ilk siz isyan ettiniz.
Zamanın ruhu sizi çağırıyor. Zekanızla, samimiyetinizle, yüksek adalet duygunuzla, önyargıları yerle bir eden ruhunuzla, dayanışmanızla, herkesi kucaklayacak ve size ait olacak yakın gelecekte bu güzel ülkeyi siz aydınlığa çıkaracaksınız.
Ben Silivri’de dimdik duruyorum. Bu kumpaslar, yalanlar, dolanlar beni zerre etkilemiyor. Sizi de etkilemesin.
Bu süreçte gözaltına alınan, tutuklanan gençler bizim gençlerimiz. Gururumuzsunuz. Size verilmek istenen zararı hep birlikte engelleyecek, size ve ailelerimize sonuna kadar sahip çıkacağız.
Bu mücadele uzun, taşlı, tozlu, engebeli bir yol demiştim. En büyük engeli aştık. Bakmayın bir avuç, toplumun huzuruna çıkamayan insanın iddialı, hırçın sözlerine. Kaybedeceklerini onlar da biliyor. Demokrasi ve Cumhuriyet yolu milletimizin yoludur ve milletimiz kazanacak, gençlik kazanacak, bir avuç insan kaybedecek.
Tarih sizi yazacak gençler! Siz tarih yazacaksınız, dünyaya örnek olacaksınız!
UNUTMAYIN!
YOLUMUZ UZUN, HEYECANIMIZ YÜKSEK, GENÇLİĞİMİZ VAR!
BİZ, ADALETE SUSAMIŞ TÜRK GENÇLİĞİYİZ.
ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ.
MİLLET BÜYÜKTÜR.
31 MART 2025 / Silivri
1 yıl önce bugün, 1 milyon oy farkıyla 16 milyon İstanbullu bir kez daha kazanmıştı. Milletin tercihine ancak işine gelince saygı duyan "1 kişi", 1 yılda millet iradesine saldırdıkça saldırdı.
5 ilçe belediye başkanımız tutuklu
2 ilçe belediyemize kayyum atandı
Birçok çalışma arkadaşımız tutuklu
İBB Başkanı olarak ben tutukluyum
"1 kişi" bunları hep haksız, hukuksuz operasyonlarla yaptı.
Bu yapılanlar çok açıkça suçtur, milletin iradesini yok saymaktır. Milli iradeye darbedir. "İstanbul Hukuksuzluğu" net olarak darbedir.
“Yargı bağımsız” diyerek, kafasını kuma sokan herkes de gerçekleri bile bile bu suça ortak olmuştur.
Artık 86 milyon vatandaşımızın hakkı, hukuku ve refahı için yola çıkmış biriyim.
Milletimizin demokrasiye ve adalete olan inancıyla, sevgisi ve tutkusuyla bu bozuk yapıyı bu topraklardan söküp atacağız. Milli iradeye düşmanlaşan bir avuç insanı, yine milli iradenin gücüyle durduracağız.
Türkiye hiç de uzun olmayan bir vadede adil, müreffeh, öngörülebilir bir ülke olacak. 31 Mart’ın yıl dönümünde sizlere çok güzel günleri müjdeliyorum.
30 MART 2025 / Silivri
Sevgili vatandaşlarım,
Bayramda özleyenler kavuşur, el ele kol kola bayramlaşılır. Her bayramlaşma bizi birbirimize daha da yakınlaştırır.
Şimdi ben sizden uzaktayım diye bayramlaşamayacağımızı sananlar çok yanılıyorlar. Çünkü biz birlikte olmanın yolunu elbet buluruz!
Bayram mesajlarınızı bana gönderebilirsiniz. Bu mesajlar bana ulaştırılacak ve hepsini tek tek okuyacağım.
Bu bayramda da bir olmayı birlikte başaracağız.
Ramazan Bayramımız mübarek olsun.
Bayram mesajlarınızı [email protected]’ adresine mail yoluyla gönderebilirsiniz ya da Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu A1-1 Semizkumlar Mah. Çanta Cad. Silivri /İstanbul adresine mektup veya kartlarınızı iletebilirsiniz.
25 MART 2025 / Silivri
Milletimiz büyüktür diyerek sizi selamlıyorum.
Ramazan ayının merhameti, bereketi, adalet, birliktelik ruhu, insanın insanı hissetme anlayışı üzerinizde olsun.
Sosyal devlet olmak adına, adalet adına üzerimizdeki kötülüklerin bittiği, iyi günlerin geleceğini müjdeleyerek; ülkemize, milletimize, emeklisine, gençlerine, emekçisine, iş dünyasına zulüm ve zor günler yaşatan her kim varsa; içten dualarımla bir an önce bu kötü, bir avuç insanı milletçe göndereceğimiz günleri, sandığı, seçimi iple çektiğimi bilmenizi istiyorum.
Akşam İstanbul Saraçhane’de milletimizin, yüzbinlerin sesinden “Yiğidim Aslanım” şarkısını dinledim. Çok teşekkürler…
Halk TV’de 00.30’da benimle ilgili hazırlanan belgeseli izledim. Teşekkürler Halk TV.
Buradan bir uyarıda bulunmak isterim. Bir süre, dün akşam ilk kez hepimizin vergileri ile yayın yapan TRT başta olmak üzere, iktidar yalakası kanallara ilk kez hayatımda bu kadar bakma fırsatı buldum. Tam bir rezalet, yalan, iftira; namusa, haysiyete dil uzatma. Koca insanlar utanmadan, nasıl bu denli kötü olabilir? Hepsinin, tüm bu yalancıların, yalakaların, Ramazan ayında kul hakkı yiyenlerin burnundan fitil fitil getireceğim ve ömrüm var oldukça hukuki haklarımı arayacağım. And olsun!
Bütün bu sorunları çözeceğiz. Bu atmosferi yaratan, bize yaşatan tek kişi var. Ankara’da kapalı kapılar ardından Türkiye’yi yönetmek değil koltuğunu korumak için Ramazan’da kul hakkı yemek dahil her yolu mübah gören tek kişiyi milletçe göndereceğiz, sandıkta göndereceğiz.
Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Başaracağız. Akşam herkesi Saraçhane iftar sofrasında Sn. Genel Başkanım Özgür Özel ile oruç açmaya davet ediyorum. Ben de sizi izlerken iftar sofrasında olacağım, dua edeceğim.
25 Mart 2025 / Silivri

"Benim Cumhurbaşkanım sen olacaksın. Üzülme Ekrem Amca, İBB'ye geri döneceksin. Seni iftarda görmemek çok üzücü :( :("
Bir gazimizin oğlundan çok güzel bir mektup aldım. Bu ülkenin vatanını seven, vicdanlı çok güzel çocukları var. Umut Burada!
24 Mart 2025 / Silivri

Çok büyük bir mücadelenin ışığını yaktığımız bu günlerde, milletimiz bu ışığı on milyonların gücüyle, bir güneş gibi cennet vatana doğmasını, 86 milyon insanımızı ısıtıp birbirine sımsıcak bağladı.
Umudumuz yüksek, cesaretimiz sonsuz.
Başaracağız!
24 Mart 2025 / Silivri
Herkese merhaba, Ramazan ayınız mübarek olsun,
Benim çok kıymetli vatandaşlarım, anneler, babalar, teyzelerim, amcalarım, sevgili gençler, pırlantam çocuklarımız; her birinizi sevgiyle, saygıyla sıcacık kucaklıyorum.
Yaşanan ve yaşatılan bütün sefillikler, yargıda hepimizin başını öne eğdiren itibarsız kararlar, ekonomimizin düştüğü durum ve uluslararası itibarımızın yerle bir olmasına rağmen demokrasi devrimi gerçekleşti ve 23 Mart’ta CHP’li yol arkadaşlarım ile tüm vatandaşlarımızın oylarıyla Cumhurbaşkanı adayı halk tarafından seçildi. Bu muhteşem bir durumdur. Umut çok büyüktür. Bir avuç kötü insanı perişan etmiştir. Korkuları artmıştır. Korkacaklar, korksunlar. Çünkü biz milletimizle birlikte; Türkiye ittifakını temsil ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin asil değerlerini, demokrasiyi temsil ediyoruz. Geleceği, adaleti, hukukun üstünlüğünü, eşitliği, birliği, beraberliği temsil ediyoruz. Cennet vatanın değerlerini, gelişmeyi, iyi eğitimi, aklı, bilimi, sanatı, sporu, kaliteli yaşamı temsil ediyoruz. Bugün çok korkan bir avuç insanın bile ailelerinin gelecekteki mutlu yaşamlarının, huzurunun teminatıyız.
Çok çalışıyorum. Daha çok çalışacağım. Benim nerede olduğumun gerçekten bir önemi yok. Benim pırlanta gençlerim; masanızda çalışırken beni yan sandalyenizde hissedin. Emekçilerin atölyesinde, çiftçilerin tarlasında, ninelerin dizinin dibindeyim. Çocukların oyun halkasındayım. Birlikte başaracağız. Akşam 20.30’da sizi Saraçhane’de ve tüm meydanlarda izlemeye devam edeceğim.
Sevgili Gençler;
Çatışmalardan uzak durun. Benim çok sevdiğim güvenlik güçlerimiz, polislerimiz, halkımıza iyi davranın. Bu akşam hepinizi güler yüzle göreyim. Millet büyüktür.
Ekrem İmamoğlu
23 Mart 2025 / Silivri
Silivri Cezaevi’nden beni çok mutlu eden bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partimizin Cumhurbaşkanlığı önseçiminde rekor düzeyde bir katılım gerçekleşti.
15 milyon vatandaşımız oy kullandı. İktidarın zulmünden, tarumar edilen ekonomiden, liyakatsizlikten, hukuksuzluktan canı yanan bu ülkenin on milyonları sandıklara koştu.
Erdoğan’a “artık yeter” dedi.
Bu gece Saraçhane’de ve ülkemin dört bir yanındaki meydanlarda haykıran milyonlara selamlarımı gönderiyorum.
O sandık gelecek, millet bu iktidara unutamayacağı bir tokat atacak.
23 Mart 2025 / Silivri Yolu

Cezaevine doğru yola çıkarken çocukların çizdiği resimleri, şiirleri, mesajları benimle paylaştılar.
Canlarım benim, siz benim en güzel yol arkadaşlarımsınız. Ekrem Amcanız çıkacak ve sizler için çok güzel şeyler yapmaya devam edecek.
23 Mart 2025 / Adliye
Sevgili vatandaşlarım,
Türkiye bugün büyük bir ihanete uyandı.
Yürütülen yargı süreci bir adli işlem değildir. Tam bir yargısız infazdır.
Milletimizi sorumluluk duygusu içinde hak mücadelesine davet ediyorum. Bu hak mücadelesi milletimizin ve evlatlarımızın geleceği meselesidir.
Türkiye’nin geleceği için bugün mutlaka oyunuzu kullanın. Sonra da İstanbul Saraçhane’de ve diğer illerimizde demokrasi meydanlarında buluşarak sesinizi yükseltin.
Milletin iradesini çalanlara karşı sorumluluk alma, hak mücadelesine katılma günüdür.
Hiç kimseyi arkada bırakmadan hep birlikte.
23 Mart 2025 / Adliye
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…
22 Mart 2025 / Emniyet Genel Müdürlüğü, Vatan
Çok üzülüyorum, olan yine milletimize oluyor.
Bizim üzerimizden milletin iradesine vurdukları bu darbe, yıllardır harap hale getirdikleri ekonomimizi ve Türkiye’nin geleceğini daha büyük bir tehlikeye sokuyor. Bu siyasi darbe yüzünden üç gündür ülkemizin ekonomisi daha da eriyor.
Kendi bozdukları ekonomiyi millete çile çektirerek düzeltmeye çalışanlar, yine milletimizin sırtına kaldırması güç bir yük yüklüyorlar.
Allah şahittir, biz milletimize çektirdikleri çile azalsın diye çalıştık. Milletimiz biraz da olsa nefes alsın diye çalıştık. İnsanımız bu ekonomik krizde kendini yalnız ve çaresiz hissetmesin diye canla başla çalıştık.
Milletimiz bunu gördüğü için bizden desteğini hiç esirgemedi. Bu samimi destek yüzünden bizi hapse, insanımızı da yokluğa mahkum etmek istiyorlar.
Milletimize sesleniyorum:
Sizin desteğinizle önce bu darbeyi yeneceğiz, sonra da bize bunu yaşatanlar göndereceğiz.
Bu fedakar ve çalışkan millete yaşattıkları ekonomik krizi de çileyi de biz bitireceğiz!
22 Mart 2025 / Emniyet Genel Müdürlüğü, Vatan
Çok kıymetli vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz;
Sizlere minnet duyuyorum. Milletimiz kendisine ait olan her şeye yürekten sahip çıkıyor. Sahip çıkmaya devam etmeliyiz. Cumhuriyetimize, demokrasiye, adil Türkiye'nin geleceğine, milletimizin iradesine sahip çıkıyorsunuz; onur duyuyorum, gururlanıyorum.
Milletimizin sorumluluk alma hali bütün dünyaya ilham olmaya devam ediyor. Bugünler sorumluluk alma zamanı. Yarınlarda ise milletimizin tüm haklarını alacağı, demokrasinin en üst seviyeye ulaştığı, hukukun üstünlüğünü doya doya yaşayacağı, 86 milyon insanını eşitleyen 21. Yüzyıl Türkiye'sini hep birlikte yaşayacağımız günlere ulaşacağız.
Bu sorumluluk dolu günlerde biliyorum, bu akşam da Saraçhane'de olacaksınız. Ve baharı müjdeleyen şarkılar, türküler söyleyeceksiniz.
23 Mart Pazar günü yarın, tüm Cumhuriyet Halk Partililer, Cumhurbaşkanı adayları olarak benim için oy kullanacaklar.
Bütün partili yol arkadaşlarımı, eksiksiz sandığa davet ediyorum. Ayrıca Türkiye'nin her yerinde parti üyelerimizin sandıklarının yanı sıra tüm vatandaşlarımız için de sandık kurulacaktır. Tüm vatandaşlarımızı, bu büyük coşkunun bir parçası olmaya davet ediyorum.
Son olarak;
Çocuklar ve gençler, sizlerin oy kullanma hakkınız olmasa da yaratıcı duygularınızı, sözlerinizi, sloganlarınızı aynı yerde bana ulaşmak üzere bekliyorum.
Millet büyüktür. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.
Bu zor ve meşakkatli süreç milletimize emanettir.
21 Mart 2025 / Emniyet Genel Müdürlüğü, Vatan
Kreş açtığım için hakkımda soruşturma açılmış. İfade vermek isterdim ama şu an gözaltındayım, yoksa seve seve bu şehrin çocukları için yaptığımız kreşleri tüm gücümle savunurdum. Kreş açma suçunu işlemeye devam edeceğiz. Geleceğimiz olan evlatlarımızın kreşlerini de milletimize emanet ediyorum.
20 Mart 2025 / Emniyet Genel Müdürlüğü, Vatan
19 Mart Darbesi, Saraçhane ile sembolleşen milletin kendi kaderini tayin etme iradesine karşı yapılmıştır.
Saraçhane milletin evidir, Saraçhane ruhu milletin ruhudur. Saraçhane İstanbul’un demokrasi meydanıdır. Demokrasiye ve iradenize sahip çıkın.
20 Mart 2025 / Emniyet Genel Müdürlüğü, Vatan
Senin bir yüzükle çıktığın bu yolda, yurt içinde, yurt dışında hesabını zerresi için bile veremeyeceğin tonla leken varken benim üç nesildir biriktirdiğim varlığıma, işime ve emeğime göz koyuyor; namusumuza, haysiyetimize söz ediyor, evlatlarımın geleceğini gasp ediyorsun. Bütün bunları bir avuç niteliksiz insanla yapıyorsun. Bu işin içinde olan herkes kirlidir.
Ben milletime söylemiştim ve uyarmıştım. Diplomama el koyan bu akıl, sizin malınıza, namusunuza, mülkünüze çöker ve her türlü gaspı, tecavüzü yapar. Milletçe bu kötülüğün karşısında olmalıyız. Milletime çağrımdır. Millet büyüktür.
Bir çağrım da yargı mensuplarına. Yüce Türk Yargısının namuslu, ahlaklı, milletine hizmet aşkı yaşayan on binlerce savcısına, hakimine haykırıyorum. Siz ayağa kalkmalı ve bu Türk yargısını perişan eden, bizi bütün dünyaya rezil eden, itibarımızı yerle bir eden bir avuç meslektaşınıza tedbir almalısınız. Yüce Türk Yargısına güveniyorum. Sessiz kalamazsınız, kalmamalısınız.
Son olarak AK Parti’de görev yapan ve iktidar ittifakı olan tüm siyasilere sesleniyorum. Bu olaylar partilerimizi, siyasi ideallerimizi aşmıştır. Artık süreç sizin aileleriniz başta olmak üzere milletimizi ilgilendirmektedir. Sesimizi çıkarmak günü gelmiştir.
Bu topraklarda “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye bir söz olmaz, olmamalı. Herkesin “bana dokunmayan yılan dahi, bu topraklarda barınamaz” diyerek sesini yükseltmesini diliyorum.
Milletimiz büyüktür. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.
19 Mart 2025 / Emniyet Genel Müdürlüğü, Vatan

Yapılan yalanlara, kumpaslara, tuzaklara, yalanlara, kul hakkı yiyenlere, halkın iradesini çalanlara gerekli cevabı milletimiz verecektir.
Önce Allah'a sonra milletime emanetim.
19 Mart 2025 / Gözaltına Alınmadan Önce
Kapıya yüzlerce polis geldi. Kendimi millete emanet ediyorum.
Bu ahlaksızlığı…
Eve baskınla polis geliyor, kapıyı polis çalıyor. Kendimi; 16 milyon, değil 86 milyon ve bütün dünyadaki bu zulmü yapan insanlara karşı dirence emanet ediyorum.
Milletime güveniyorum.
Bu ahlaksızlığı, bu ceberut tutum ve tavrı, milletimizin iradesi, milletimizin direnci elbette geri çevirecektir.
Bu ülkenin çocuklarına, kadınlarına, bütün insanlarına en güzel duygularımı iletiyorum.
Dimdik ayaktayım. Kimse endişe duymasın. Hepinizi kucaklıyorum, milletimi çok seviyorum.
Unutulmasın ki egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Yılmayacağımı, dik duracağımı mücadeleye devam edeceğimi bütün milletin bilmesini istiyorum.
Ekrem İmamoğlu’nun kapasına yüzlerce polisi yığan; bu sürecin başındaki ve bütün bu dosyaların savcısı, Cumhurbaşkanı ve buradaki temsilcisi…
Bir avuç insan ve benim gariban polisimi, ahlaklı polisimi bu işe alet eden kim varsa… O bütün bir avuç insandan bu millet adalet önünde hesap soracaktır.
19 Mart 2025 / Sarıyer Başkanlık Konutu
Üzülerek söylüyorum,
Milletimizin iradesini gasp etmeye çalışan bir avuç akıl, benim sevgili polislerimi, bu ülkenin emniyet güçlerini kötülüğe alet ederek, evinin; 16 milyon İstanbullunun konutunun kapısına yığmıştır, yüzlerce polis yığmıştır.
Büyük bir zorbalıkla karşı karşıyayız ama yılmayacağımı bilmenizi istiyorum.
Hepinizi çok seviyorum.
Ben kendimi, milletime emanet ediyorum. Dimdik ayakta olacağımı bütün milletim bilsin.
O kişiye ve onun bu süreci aparat gibi kullanan aklıyla mücadeleye devam edeceğim.