İmamoğlu: Dünyanın en şeffaf belediyeciliği geliyor! – Ekrem İmamoğlu

İmamoğlu: Dünyanın en şeffaf belediyeciliği geliyor!

İBB’nin yeni Başkanı Ekrem İmamoğlu,yeni dönemi şu sözlerle özetledi: ”Öyle bir şeffaf bir dönem başlayacak ki, inanın İBB’nin en kritik odaları, makamım dahil, toplumun gözü önünde olacak. Kim fayda vermek istiyor, kim vermiyor, kim engelliyor, kim orada engelliyor burada başka bir şey söylüyor, böyle şeyler olmayacak. İBB Başkanı seçildikten sonra, bu kardeşinizin hiç kimseyle özel bir hususu yoktur İBB bünyesinde. Benim özelim ailem, kendi evim, annem, babam. Onun dışındaki her husus, kamuya aittir, şeffaf olmalıdır. Dünyanın en şeffaf belediyeciliği vaadimi yineliyorum burada. Benim odamı bile izleyecek vatandaş.”

SARIYER / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sarıyer Huzur Mahallesi’ndeki CHP İstanbul 2. Bölge Seçim Koordinasyon Merkezi’nde, basın toplantısı düzenledi. İmamoğlu, oyların yeniden sayılmasından, yeni dönem belediyeciliğe kadar birçok konuda görüşlerini açıkladı. İmamoğlu’nun konuşmasının satır başları şunlar oldu:

  • Gündemimiz İBB seçimi. Bugün, sözlerime şöyle başlamak istiyorum. sandıkta görev alan arkadaşlarıma ve görevi devam eden arkadaşlarıma, tüm milletvekillerimize, yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bir uyarı yapmaya zorunluyum. Süreç tamamlanmadan, efendim, ‘Bizim ilçede sayım bitti. Orayı bıraktık demek yok’. İlçe seçim kurulundaki bekleyiş, süreç tamamen bitene kadar devam etmeli. Geçersiz oyların sayımlarının bittiği ilçeler dahil nöbetler devam ediyor. Bütün hemşerilerimiz nöbete davet ediyorum. Sakın orayı terk etmeyin

Öğretmenlerini unutmadı

  • Bu bir matematik sürecine geçti. Görüyorum ki matematik hesabını kullanırken bazı açıklamalarda rakibimiz adına yapılan açıklamalarda, matematiği hiçe sayarak, matematik mantığını yok sayarak davranıyorlar. Matematiğin gerçekten ahlakı vardır. Asla yanıltmaz, doğru bilgileri anlatırken eksik tanımlar yaparak insanların doğru bilgi almasındaki köprülerin sağlıklı kurulmasını sağlamayarak kafa bulandırmaya çalışıyorlar. İnsanları kaygılandırmaya çalışıyorlar. Böyle bir kaygı kesinlikle duymasınlar. Tam da matematikten bahsetmişken, beni matematik ile buluşturan ilkokul öğretmenim vardı. Kampanya döneminde vefat ettiğini öğrendim. Ben de içten içe hayıflandım, çünkü beni çok severdi, beni duysa kesin arar diye üzülüyordum. Bunu sadece kampanya döneminde değil, daha önceki görev sürecinde de aramıştım ama ulaşamamıştım. Ama bir dostum tarafımdan 10 yıl önce vefat ettiği haberi geldi. Çok üzüldüm. Bütün öğretmenlerimize sevgi ve saygımı iletiyorum. Songül Aytekin öğretmenimin toprağı bol olsun. Beni, güzel bilgilerle buluşturan ve hayata hazırlamada daha ilk okuluda bir anne gibi ilk adımları attıran öğretmenimi rahmet ve minnet ile anıyorum. Daha sonra orta okulda Mustafa öğretmenim vardı, lisede de Ömer öğretmenim vardı. Onlarda benim ahlaklı ve kaliteli matematik öğrenmeme katkı sunmuşlardı, teşekkür ederim. Bugün eğer sağlıklı bilgi verme konusunda çok titiz davranıyorsam, bütün alt yapısı o eğitimcilerin bana kattığı değerler üzerinde oldu. O bakımda ülkemizde eğitimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vazife biliyorum.

”Seçimden önce ‘En güvenilir seçim’ diyorlardı”

  • Süreç devam ediyor. 11 ilçede geçersiz oyların sayımı bitti. Bu geçersiz oylar sayıldıktan sonra da genel başkan yardımcımız da sayı verdi. Şu an aradaki fark 19 bin 522. Yani 21 bin civarındaki rakamlardan bu süreç başladığında bu noktaya indi. 4.171.475’e çıktı bizim oyumuz. Rakibimizin oyu da 4.151.923’e çıktı. Bu farklar dengeli devam ediyor. Arkadaşlarımın yaptığı simülasyona göre, artı-eksi değerlere göre, günün sonunda bütün ilçelerde geçersiz oylar sayılsa bile, artı-eksi 18 – 20 bin arasındaki fark korunarak bu süreç tamamlanacak. Dolayısı ile geçersiz oyların sayılmasının, daha önceki teamüllere gereği sayılmaması halinde bugün sayılmasının bizi getireceği sonuç budur. Kritik bir şey var. ‘Kamera önünde başka sayımlar da yapılsın diyen”, rakibimiz adına konuşanlar ne acı ki, seçimden önce dünyanın en güvenilir seçimini ağızları dolu dolu anlatırken, seçimden sonra oradaki hakime, müdüre, vatandaşlara ve orada ak Parti adına katılan vatandaşlara güvenmeyerek, sayımın kameralar karşısında yapılsın demesini talihsiz buluyorum.

”Manipülasyonla algı yönetmeye çalışıyorlar”

  • Manipülasyonla ilgili sayılarla ilgili söyleyeceğim. ”500 sandıkta 11 bin oyumuz arttı” denilerek algı yönetmeye çalışılıyor. Bahsedilen 500 küsur sandıkta, ”11 bin arttı” dedikleri sayı, 1 Nisan’ın o ilk saatlerindeki, bizim ulaştığımız 27 bin farktan sonra kalan sayıdır. Evet maddi hatalar vardı. O hataların düzeltilmesi gerekiyordu, itirazlar vardı, o maddi hatalar düzelttikten sonra rakibimizin oyu 11 bin arttı. Aynı zamanda bizim de oylarımız 3 bin 500 arttı. Zaten oradan 20 binlere geriledi. Sanki geçersiz oylar, 545 sandık sayıldı ve 11 bin oy düştü denilerek bir algı oluşturulmak isteniyor. Öyle değil, sandıklarda yapılan, dün de söyledim 177 oy varken 1 yazılmış bize. Bu hata rakibimizde de vardı. Bunlar düzeltildi. Düzelttikten sonra 20 binlerin biraz üzerinde rakama düştü fark. Şimdi de dediğim gibi, 19 bin 552. 11 ilçede geçersiz oyların sayılmasından sonra gelinen süreç.

”Televizyon kameraları, fazla
değil 500 metre yola dönsünler!”

  • Seçim bitmesinin ardından Anıtkabir’e gittim. Bir başka şey, Anıtkabir’de ziyaretimin sonrasında yazdığım metin, bence, beni eleştirenler tarafından okunması gereken güzel bir yazı oldu. Bu yazılarımı yazmamda da benim o yazıları yazmamdaki karakterimin, benliğimin oluşmasında da o güzel öğretmenlerimin katkısı vardır. Onlara minnet duygumu tekrarlıyorum. Bir şey daha, benim imzamı eleştiriyorlar. Ben daha kolay bir şey söyleyeyim onlara. Televizyon kameraları, fazla değil 500 metre yola dönsünler. Levent istikametine gitsinler, en az rakibimin 200 afişini görürler. Yani rakibimin bütün İstanbul’u on binlerce afişle doldurmasının sadece 500 metredeki sayısını paylaştım.

”Anıtkabir’e gitmek sağa sola gitmek değildir”

  • Anlamadığım şey şu, 3 bin küsur oy farkla kendini başkan ilan etti. Sonra süreç tersine döndü, bütün şehri afişlerle doldurdular. Sonra bundan vazgeçtiler, bize gelen net bilgi toplamaya başladılar. Sonra yine karar değiştirdiler, daha fazla astılar. Sonra dediler ki ”Biz 24 ilçeyi kazandık. Onun için asıyoruz.” İstanbul’un 25 ilçesinde seçimi kazanan hemşerilerime, kardeşlerime sesleniyorum. Yarın, öbür gün beraber çalışacağımız belediye başkanı arkadaşlarım aldığı oylar ve seçilmeleri helali hoş olsun. Kazanan herkese hayırlı olsun diyorum. İddia da ediyorum, hayatlarında görmedikleri bir şekilde uyumlu çalışacağız ama o kazanan arkadaşlara haksızlık yapıyorsunuz. Keşke oraya sayın Yıldırım’ın değil de kazanan arkadaşların fotoğraflarını assaydınız da kendi ilçelerinde millette onları alkışlasaydı. Dolayısıyla beni bu tavrımla eleştirenler, bunların hepsini düzeltecekler. Ondan sonra benim yazımı ve imzamı eleştirecekler. Bu benim kalbimi kırıyor. Anıtkabir’e gitmek sağa sola gitmek değildir. Anıtkabir’e gitmek milli duyguların bu vatana ve millete olan minnet borcunun bir karşılığıdır. Dua etmektir ve geleceğe dair de umutla bakmaktır.

”Toplumun mutluluğunu sahada görüyorum”

  • Süreç hızlı ilerliyor, inşallah en yakın zamanda YSK en doğru şekliyle süreci sonuca bağlayacaktır. Ama bu süreç uzamamalıdır. Sıkıntılar oluşuyor. Gözlemliyoruz, bakıyoruz, araştırıyoruz ama uzamamalıdır. Toplumun mutluluğunu sahada görüyorum. Bugün Güngören’deydim ardından Beyoğlu’nda. Yarın başka bir ilçede olacağım. Toplumda bir kaygı bir teyakkuz yok. 16 milyon iradesi bizim için en kıymetli irade. Normalleşme talebimiz var. Biz, bir an önce görevimize başlamak istiyoruz. Sağda solda birkaç hususta bazı kaygılar oluşmakta. Burslar ve yardımlar konusu. Bursları, sosyal politikalarla ilgili katkımızı açıkladığımız da bize kaynak eleştirisi yapıldı. Ya da istihdama katkı sürecimizi anlattığımızda, ”Bu sizin işiniz değil”diyenler oldu. Sonra tam tersini açıklayanlar oldu. Biz, İstanbul’un bu sıkışık ekonomik günlerinde ve daha sonrasında, aldığı katkıları, aldığı yardımları, elbette ki daha üst seviyeye taşıyıp, bugünkü zor anlarını en kısa sürede atlatmalarını sağlayacağız. Bir de manevi tarafı var işin. Yardımı, desteği verirken de kim olduğuna, vallahi billahi bakmayacağız. ”Hangi partiye üyeymiş. Bizim partiye üye ol da gel” demeyeceğiz. Kimseyi zorlamayacağız. ”Sizi mitinge bile zorla götürmeyeceğiz” dedim ya. Aynı onun gibi bir şey. Bu şehrin bence vicdanlı, ahlaklı ve normalleşen bir yönetime ihtiyacı var. Bunu yapmaya, hızlı bir şekilde geliyoruz.

”Adama, kişiye, kişilere, cemaatlere,
vakıflara, derneklere hizmet işi bitti”

  • Buradan bir çağrı da İBB çalışanlarına yapmak istiyorum. İnşallah, en yakın zamanda mutlu bireyler olarak, çalıştığınızda, şu adama çalışıyorum, şu gruba çalışıyorum, şu adamın adamıyım veya şu cemaatlere hizmet ediyorum, vakıflara hizmet ediyorum… Bitti o iş. Bana hizmet etmeyin kardeşim. İBB çalışanı güzel arkadaşlarım, bana niye hizmet edeceksiniz, Allah aşkına. Ben seçildim. 5 yıl görevimi yapacağım. Allah nasip eder, daha çok yaparım. Başka bir vazife olur, onu bilemeyiz, Allah bilir. Siz, İstanbul’a hizmet edin be kardeşim. Sizler, İstanbul’a alın teri dökeceksiniz. Ekrem İmamoğlu’na hizmet ederseniz tek bir gün, hayatınızın en büyük yanlışını yaparsınız. Adama, kişiye, kişilere, cemaatlere, vakıflara, derneklere hizmet işi bitti. İBB’ye ve İstanbullular’a hizmet dönemi başlayacak. Gönlünüzü, rahat ve ferah tutun.

”Benim odamı bile izleyecek vatandaş”

  • Öyle bir şeffaf bir dönem başlayacak ki, inanın İBB’nin en kritik odaları, makamım dahil, toplumun gözü önünde olacak. Nasıl? O kadar güzel teknolojiler var ki. Her şey şeffaf. Niye? Kim fayda vermek istiyor, kim vermiyor, kim engelliyor, kim orada engelliyor burada başka bir şey söylüyor, böyle şeyler olmayacak. İBB Başkanı seçildikten sonra, bu kardeşinizin hiç kimseyle özel bir hususu yoktur İBB bünyesinde. Benim özelim ailem, kendi evim, annem, babam. Onun dışındaki her husus, kamuya aittir, şeffaf olmalıdır. Dünyanın en şeffaf belediyeciliği vaadimi yineliyorum burada. Benim odamı bile izleyecek vatandaş. Onun için fazla yorulmayın, sabah ”Günaydın” demek isterseniz, oradan diyebilirsiniz. Hatta bana oradan okuyup üfleyebilirsiniz, annemin yaptığı gibi. Şeffaflığı başlatıyoruz, güzel günler geliyor. İnsanların yüzü gülsün. Bütün bu konuşmalarım ve çağrılarım, bana oy verenler için değil. Daha çok oy vermeyenler için çağrı yapıyorum. Lütfen hiç sıkıntı etmeyin.

”Gönlünüzü açın”

  • Ben, ilk günkü lafımdayım: Ben, hakkım olan bir tek oyu yedirtmem, başkasına ait bir tek oy için de hak yemem kardeşim. Hayatımı buna adamış biriyim. Ama gönlünüzü hizmetle kazanacağım. Oy vermeyebilirsiniz ama gönlünüzü açın. Sokağınıza girelim, eleştirinizi, uyarınızı yapın. Bütün o kaygıları bir kenara atın. Mutlu bir dönem başlasın. Bu şehre ve ülkeye gelen mutluluk, bizim milletimizin motivasyonunun ana unsurudur. Kucaklaştığımız an, birbirimize sarıldığımız an, bu ülkede ekonomik veriler de düzelir. Ben, iş insanıyım. Moralim iyiyse o gün işlerim iyi giderdi, değilse kötü giderdi. Biz, duygularıyla hareket eden bir toplumuz.

”Cumhurbaşkanının bana görüşme borcu var!”

  • Bu süreç, bir an önce tamamlansın. Ülkemizi yöneten insanları, 20023’e kadar vakti var. İşimize dönelim. Normalleşelim. Bizim sürecimiz netleşsin, bu şehre hizmet edelim. Şunu da söyleyeyim, seçim bittiği an itibariyle, şu ana kadar 3-5 görüşme yapıldı diye biliyorum, rakibim ve Sayın Cumhurbaşkanı arasında. Ne kadar görüşme yaptıysa, o kadar bana borcu var, onu da hatırlatayım. En az o kadar benimle de görüşmelidir Sayın Cumhurbaşkanı diye düşünüyorum. Bunu, vatandaş hakkı olarak söylüyorum. Dikkate alınacağını düşünüyorum. Süreç iyi ilerliyor ama lütfen sandıklara sahip çıkalım.