Bazı kanallar, ‘Çok seversiniz’ kaygısıyla beni ekranlara çıkarmıyor. Siz, beni anlatırsınız! – Ekrem İmamoğlu

Bazı kanallar, ‘Çok seversiniz’ kaygısıyla beni ekranlara çıkarmıyor. Siz, beni anlatırsınız!

CHP’nin İBB adayı Ekrem İmamoğlu, Beykoz’daki seçim turuna kanaat önderleri, mıuhtarlar ve STK temsilcileri ile Çubuklu’da buluşarak başladı. Medyanın kendisine karşı ”çekingen” bir tutum izlediğini belirten İmamoğlu, ”Bir kanal, 3 büyük şehirde 6 tane önemli aday var. 5’ini çıkarmış, İstanbul’da bir tek benimle diyalog kurmakta zorluk çekiyor: ‘Çıkarsak mı, çıkarmasak mı?’ Dedim ya, ‘Beni tanıdıkça çok seveceksiniz’ diye, ‘Çıkarırsak, tanırlarsa, çok mu severler acaba’ diye kaygı duyuyorlar. Yahu ne kadar kaygı duyarlarsa duysunlar, beni, böyle tanıyın sevin, siz beni anlatırsınız, yani nasıl biliyorsanız öyle anlatın” dedi. Çubuklu’dan Akbaba Köyü’ne geçen İmamoğlu, köy kahvesinde ”Gitti gelmez” adlı iskambil oyunu oynayan Kadir Öztürk ve Ahmet Keldan’ın masalarına oturdu. Bu sırada kahvenin ocakçısı, ”Yancılık çayı vereyim mi Başkan” diyerek, İmamoğlu’na seslendi. İskambil oyunu bilmediğini belirten İmamoğlu, ocakçının esprisine, ”Hesabı ödeyeyim de en azından öğrenmeye adım atayım” yanıtını verdi. İmamoğlu, yanında oturduğu Öztürk’ün oyunu kazanması üzerine espriyi patlattı: ”Artık bir oy isterim senden!”

BEYKOZ / İSTANBUL

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Beykoz’daki seçim turuna, Çubuklu Mahallesi’ndeki Ordu Mesudiyeliler Mahmudiye Köyü Yardımlaşma ve Kalkındırma Derneği’nde başladı. İmamoğlu’na CHP Beykoz Belediye Başkan adayı Coşkun Tosun da eşlik etti. Bölgede yaşayan vatandaşların mülkiyet sorunlarını bildiğini ve ortak masa etrafında çözüm üreteceklerini belirten İmamoğlu, ”Beykoz, neden bu kadar köşeye sıkışmış? Çünkü en başta Beykoz’un İstanbul’un merkeziyle olan iletişimi, ulaşımı sıkıntıdadır. Köşeye itilmiş bir haldedir. İstanbul’a entegre değildir. Bunu yıllardır çözmeyen anlayış, şimdi size ne vadetse inanacak mısınız? İnanmayın. İyi ölçün biçin” dedi.

”Bu hizmet değil, vicdansızlık”

”Rakiplerimiz, bizim projelerimiz vatandaşa anlatıyorlar” diyen İmamoğlu, toplumun vicdanına ve ahlakına çok inandığını kaydetti. Son dönemde devreye sokulan tanzim satış noktalarına da konuşmasında değinen İmamoğlu, ”Buraya gelirken Kavacık’ta, tanzim satış noktası önünde yaklaşık 100 kişi kuyrukta bekliyordu. Saat 10’da çadır açılacak, neymiş 2-2,5 TL’ye topu topu 2 kilo sebze alacak diye. Bu hizmet verilsin. İnsanlarımız, ucuz gıdaya sağlıklı bir şekilde erişsin. Bizim projelerimizin arasında var zaten. Ama seçime 1 ay kala, bir çadır kurup, çadırın önüne yüzlerce insanı dizip, o insanların onuruyla oynayıp, o insanları kameraların önüne dizip, sonra da insanları televizyonlarda gösterip, ‘Biz, insanlara ucuz sebze, meyve yediriyoruz reklamını yapmak, vicdansızlıktır. Bu bir hizmet değil, bu bir vicdansızlık” diye konuştu.

”Annem gel böyle”

Bu sırada yaşlı bir kadının ayakta kaldığını gören İmamoğlu, vatandaşı kendi sandalyesine davet etti. İmamoğlu’nun ”Annem gel böyle, gel. Koltuğum boş. Başkanın koltuğu senin ya. Niye böyle yapıyorsun? Oturmazsan alınırım. Neyse, senin gözün Beykoz Belediye Başkanı’nın koltuğunda, anlaşıldı” sözleri gülüşmelere neden oldu. İşsizlik ve istihdam için, ”Bölge İstihdam Ofisleri”, muhtarlar başkanlığında da mahalle meclisleri kuracaklarını açıklayan İmamoğlu, ”Öncesinde güzel işler yapılmıştır. Ama son 10 yıl içinde değişti. En baş sorun, kibir. Bir yönetici, şu koltuktan vatandaşın kendisini 1 günde aşağı alacağını bilecek. Bilmezse, koltuğu ilelebet kendisinin zanneder. Olmadı oğlumun, olmadı kızımın… Bu koltuk, vatandaşın. Koltuk, emanet. Ben, otururken bile imtina ederim Beni, çok fazla koltukta otururken göremeyeceksiniz” dedi.

”Hayatı değiştireceğiz”

Beylikdüzü’nde uyuşturucuyla mücadele kapsamında verdikleri mücadeleye de konuşmasında yer veren İmamoğlu, şu örneği verdi: ”Siteler Mahallesi’ndeki eski bir İş merkezinin uyuşturucu satanlar ve kullananlarca merkez haline getirildiğini anlattı muhtarımız bize. 120’ye yakın insan oraya yerleşmiş. ‘Burası bataklık, kurutmamız lazım’ dedi. İlgili kurumlarla iş birliği yaptık. Burayı temizlememiz 1 yıl sürdü. Şu anda orada 5 bin metrekarelik bir kültür merkezi kurduk. Bataklığı yerinde kuruttuk. 40 derslikte, 1000’in üzerinde gencimizi, liseye ve üniversiteye hazırlıyoruz. Kadın Aile Müdürlüğü’müz var. Muhtarlığı da oraya taşıdık. Beylikdüzü’nün en güzel yerlerinden biri oldu. Kadınlar ve gençler için spor salonlarımız var. Yakındaki ağaçlık bir bölgede, Bağımlılıkla Mücadele Rehabilitasyon Takip Merkezi kurduk. 7 psikoloğumuz var orada. Söz ettiğim 100 küsür gencin, birçoğunu uyuşturucudan kurtardık. Ama tam 3 yıl sürdü. Bu bir hissetme işi. Orası bir gecede doğmadı, 10 yıldır vardı. Orayı bir gün polis bastı. Beni alelacele aradılar, ‘Polis bastı’ diye. Koştuk, gittik. Bir baktım polisler çay içiyor. Meğerse orayı hala uyuşturucu merkezi olarak biliyorlarmış, rutin baskına gelmişler. Değişimi görünce mutlu oldular. Oradan 2-3 kızımızı yazarlık atölyesine yolladım Kadıköy’e. Hayat değişti. Hayatı değiştireceğiz. Hayata bağlayacağız. Hayatı değiştiren kişiler vardır. Hayatı değiştiren kişilerin arkasında da anneler vardır. O yüzden merkezin adını ‘Zübeyde Ana Sosyal Yaşam Merkezi’ koyduk.’

”Benimle diyalog kurmakta zorlanıyorlar!”

Medyanın kendisine karşı ”çekingen” bir tutum izlediğini belirten İmamoğlu, ”Bir kanal, 3 büyük şehirde 6 tane önemli aday var. 5’ini çıkarmış, İstanbul’da bir tek benimle diyalog kurmakta zorluk çekiyor: ‘Çıkarsak mı, çıkarmasak mı?’ Dedim ya, ‘Beni tanıdıkça çok seveceksiniz’ diye, ‘Çıkarırsak, tanırlarsa, çok mu severler acaba’ diye kaygı duyuyorlar. Yahu ne kadar kaygı duyarlarsa duysunlar. Size bir şey söyleyeyim mi? Beni, böyle tanıyın sevin, siz beni anlatırsınız, yani nasıl biliyorsanız öyle anlatın. Bu şehrin, çalışkan yöneticilere ihtiyacı var. Biz hazırız” dedi.

”Yancılık çayı vereyim mi Başkan!”

İmamoğlu, Çubuklu’nun ardından Akbaba Köyü’ne geçti. Vatandaşların yoğun ilgisi altında Köy Kahvesi’ne giren İmamoğlu’na, kadınlar tarafından köye özgü, ”Boru Çiçeği’ ve ”Koyun Gözü” çiçekleri hediye edildi. Kahvede, sadece kadınların bulunduğu bir masada oturan İmamoğlu, ”Bu masa çok güzel” diyerek vatandaşlara iltifatta bulundu. Dışarıda konuşma yapmaya çağrılan İmamoğlu, ”Ablalarımla 5 dakika sohbet edip, çay içip, geliyorum” dedi. Köy kahvesi önünde kısa bir konuşma yapan İmamoğlu, daha sonra esnafı ziyarete çıktı. Başka bir kahveye giren İmamoğlu, ”Gitti gelmez” adlı iskambil oyunu oynayan Kadir Öztürk ve Ahmet Keldan’ın masalarına oturdu. Bu sırada kahvenin ocakçısı, ”Yancılık çayı vereyim mi Başkan” diyerek, İmamoğlu’na seslendi. İskambil oyunu bilmediğini belirten İmamoğlu, ocakçının esprisine, ”Hesabı ödeyeyim de en azından öğrenmeye adım atayım” yanıtını verdi. ”Bu el bitmeden, bu masadan kalkmam diyen İmamoğlu, yanında oturduğu Öztürk’ün oyunu kazanması üzerine espriyi patlattı: ”Artık bir oy isterim senden!”

”Sana bu renk gider”

Yol üstünde tesbih satan 74 yaşındaki Mehmet Taşkıran ile karşılaşan İmamoğlu, vatandaşın yanına oturdu. Taşkıran, mavi renkli bir tesbihi, ”Sana bu renk gider” diyerek İmamoğlu’na hediye etti. Taşkıran’a teşekkür eden İmamoğlu, ”Arabada bir tesbih var ama nereden aldığımı, kimin verdiğini hatırlamıyorum. Ama yanımdan ayırmıyorum” deyince, Taşkıran’ın yanıtı da gecikmedi: ”İnşallah başkan olursun da bu tesbihi gösterirsin.” İmamoğlu, girdiği bir dükkanın sahibi kasapla, sarmaş dolaş köfte sohbeti yaptı. İmamoğlu’na, girdiği bir fırında da Hemşin Balı ikram edildi. Balı önce kendisi tadan İmamoğlu, mikrofonlarını aldığı basın mensuplarının da baldan tatmasını sağladı. İmamoğlu, vatandaşların yoğun ilgisi altında Akbaba Köyü turunu tamamladı.

Çay eşliğinde vatan

Medyada, bir çekingenlik var. Bir kanal, 3 büyük şehirde 6 tane önemli aday var. 5’ini çıkarmış, İstanbul’da bir tek benimle diyalog kurmakta zorluk çekiyor: ‘Çıkarsak mı, çıkarmasak mı?” Dedim ya, ‘Beni tanıdıkça çok seveceksiniz’ diye, ‘Çıkarırsak, tanırlarsa, çok mu severler acaba diye kaygı duyuyorlar. Yahu ne kadar kaygı duyarlarsa duysunlar, bir şey söyleyeyim mi? Beni, böyle tanıyın sevin, siz beni anlatırsınız, yani nasıl biliyorsanız öyle anlatın.